YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNE BİR YURTTAŞ GÖRÜŞÜ!..
/**/ Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 21/12/2016 | Saat: 16:46

Okurlarımın hemen hepsi biliyorlar ki, AK-ŞAKA köşesi kalemşoru bir hukukçu olmadığı gibi hukuklu bile değildir.  Ama ülkesine, demokratik ve laik cumhuriyet idealine yürekten bağlı bir T.C. Vatandaşı olarak, yurttaş sorumluluğu sahibi bir ülke insanıdır.   Bu sorumluluk patenti ile yeni anayasa değişikliği ve daha doğru ifadesi ile ülkenin sistem değişikliği konusunda onunda bazı söyleyecekleri elbette vardır.

Bu yazı okunurken, yeni değişiklik metninin Anayasa Komisyonu tarafından incelenmesi, daha doğrusu kısa sürede ne yapıp edip genel kurula götürülmesi iradesi başlamış olacaktır.  Zaten Anayasa Komisyonu’nun AKP’li üyeleri de, diğer partili arkadaşları gibi henüz metni görmeden kabul etmek üzere imzalayan 316 değerli parlamenterler arasından oluşmuştur dersek, sanırım çok hata yapmamış sayılabiliriz.

Adına anayasa değişikliği denmekte olan metinin sunuluş gerekçesine bakılınca, özellikle Sayın Başbakan ve Sayın Bahçeli tarafından kamuoyu ile paylaşılan söylemlerden farklılık olduğu anlaşılmaktadır.  Muhtemelen her ikisi de yeni yazılımın gerekçe olarak sunulan giriş bölümünü incelemeden konuşmuşlardır.

Sunulan metnin gerekçesi;

a. Anayasalar toplum tarafından devleti hukukla sınırlamak üzere hazırlanmış kanunlardır;

b. Gerek 1961 ve gerekse 1982 anayasaları, aslında millete, milli iradeye ve seçimle gelen iktidara güvensizlik içermektedir.  Böylece milli iradeyi sınırlayan yeni kurumlar ihdas edilmiş ve kurgulanmıştır.   Bir başka deyişle seçimle gelen iktidara karşın seçimle gelmemiş bir başka güç yaratılmıştır.   Bu yanlışlık ise mili irade ile gelen seçilmişleri vesayet altına almaktır, denilerek sunulmaktadır.

Bu yaklaşım, henüz hazırlığın sunumu aşamasında bile demokrasinin vazgeçilemez kabul edilen ve iktidar için denge ve fren sistemi olarak bilinen kuvvetler ayrılığı ilkesini yok saymak olarak görülmelidir.   Zaten konuyu kotaranlar kuvvetler ayrılığını değil, tek elde toplanacak kuvvetler birliğinin tercih edileceğini öne sürmekte idiler.

Magna Carta’dan bu yana, demokrasinin gerçek anlamı ile yaşatılması için mutlak otoriteyi dengeleyecek bir kurumlar sistemi göz önünde tutulmuştur (MAGNA CARTA Hakkında Aşağıdaki 07.07.2016 Tarihli Yazıma Bakınız Lütfen). 

Günümüze gelen demokratik örneklemeye bakarsak; ülke yönetiminde yasama ve yasama içerisinden teşekkül etmiş ve gene yasama tarafından kontrol edilecek bir yürütme organı yanında, devletin hukukunu temsil eden ve kollayan bağımsız yargı düzeni hep vardır.  

Konuyu yasama, yürütme ve yargı üçlemesi dışında da izleyen ve uyaran yan sistemler de asla unutulmamıştır; özerk üniversiteler, medya organları, sendikalar ve meslek odaları gibi…

Konuyu topluma sunarken özellikle Sayın Bahçeli, parlamenter sisteme bağlı kalınacağını ısrarla söylemiştir.  Benzeri yaklaşım, daha tiz tonda olmakla birlikte Sayın Başbakan tarafından da yinelenmiştir.   Gerçi bu değişiklik ile parlamento ismi kayıtlardan silinmiş olmamakla birlikte, anlaşıldığı kadar işlevsiz kılınmaktadır.  O zaman bu yeni düzenleme tek adam yönetimine izin veren, adına istenirse cumhurbaşkanlığı, istenirse başkanlık denecek bir yönetim modeli olacaktır.  Benzeri örneklerinin Kuzey Kore ve bazı Güney Amerika ülkelerinde olduğunu da duyduğumuz bu özel model, belli ki Anayasa Komisyonu’na bu gerçekler bilinerek getirilmekte ve henüz metni görmeden teklifi benimsemiş 316 milletvekili tarafından imzalanarak kabul edileceği deklare edilmiş bulunmaktadır.

Bu düzenlemenin kabul edilmesi halinde, kişisel olarak anladığım nokta; “Adına demokrasi denilerek binilen tramvayın artık arzu edilen durağa gelince durdurularak inileceği” aşamadır.

Bunun anlamının ise, yıllar boyu sözel olarak anlatılmamış olsa bile ima edilerek bizlere dayatılan ‘Sünni İslami değerleri benimsemiş, batının neo-liberal ekonomik kıstaslarını özümsemiş, otoriterliğe dayanan’ yeni bir devlet düzeni kurmak olduğunu algılıyoruz.  

Bizimkiler ve ötekiler kavramının öne çıkacağı bu yeni sistemin harcının ise ‘dindar ve kindar’ yeni kuşaklardan yaratılacağını anlaşılmaktadır.  Yani belki de ötekilerin yaşama şansını bulamayacağı bu yeni düzene el kaldıracak değerli milletvekillerini şahsen bir kez de bendeniz bu yazım ile uyarmak istiyorum.

Dünün “Evet ama yetmez” diyenleri ne diyeceklerdir bilemem ama şahsen ben “Hayır ama hayır da yetmez” demek zorunda kalacağımı biliyorum!

Kıssadan hisse: “Tilkiyi ‘mümin’ sanarak, çiftliğin başına vekil olarak atadı iseniz, kümes elden gittiğinde ağlamayacaksınız!” (Anonim)

Erdal Akalın (19.12.2016)

***

MAGNA CARTA ve HABEAS CORPUS RUHUNA FATİHA!.. (07.07.2016)

Bayram tatili öncesi doğrusunu söylemek gerekirse T.B.M.M. sıkı çalıştı.  Geceli gündüzlü mesai yaparak; “Danıştay Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” , bir gece yarısı oylanarak yasalaştırıldı. 

Bu yasa uyarınca, gerek Yargıtay ve gerekse Danıştay bünyesinde daire sayıları yeniden düzenlenirken, görevli yüksek yargıçların sayısı azaltılarak bazı başka mahkemelere gönderilmeleri kararına varılmış oldu. 

Yüksek yargıya ayar ve yeni bir biçim vermek olarak tanımlanan yasa, aslında yasama ve özellikle yürütmenin yargı erki üzerinde baskı kurabilmesini amaçlıyordu.  Bunu yürütmenin bir tür hukuk savaşı olarak tanımlamak aşırı bir yorum olarak kaçmayacaktır.  Bilinçaltı çaba ve arzular bu yönde oluşturulmuştur.

Bu yasanın Meclis’ten geçmesi üzerine bazı yüksek yargı yargıçları ki, imzaları olanlar dokuz yargıçtır, bir bildiri yayınlayarak yeni düzenlemenin geri çekilmesini talep ettiler.  Bu bildirinin yürütme nezdinde ne gibi bir etkisi olabilir diye düşünmemek gerekiyor, çünkü yasa Sayın Cumhurbaşkanı tarafından imzalandı ve Resmi Gazete de yayımlandı bile!

Gene de bu bildiriye kısa başlıklar halinde göz atmamız ve uyarıları tarihe mal etmemiz için sizlere sunalım istiyorum;

  • Bu yasa ile yargının bağımsızlığı ve hukukun tarafsızlık ilkesi yok edilmiştir;
  • Yargıçların kazanılmış hakları ve hâkim teminatı gözetilmemiştir;
  • Hukukun evrensel ilkelerine aykırı davranılmıştır;
  • Yasa, T.C. Anayasası lafzına uygun düzenlenmemiştir.

Ancak 9 Yüksek Yargıç tarafından imzalanan bildirinin bir maddesi tabii ki ilgisini ve dikkatini çekmiştir.  Bu madde ise, yasanın evrensel hukuk ilkelerine aykırı oluşu savıdır.  Evrensel ilkeler denince de sıradan bir vatandaş olarak aklına gelen ve algıladığı, ünlü Magna Carta Liberatum ve Habeas Corpus belgeleri ile anayasalara ilk adım sayılan tarihsel hukuki kayıtlara uygun olup olmadığı konusudur.

1215 yılında İngiltere Kralı III. John ve İngiltere baronları arasında imzalanan Magna Carta  Liberatum sözleşmesi, kralın mutlak kabul edilen yetkilerini sınırlayan, buna karşın baron ve derebeylerine kısmi rahatlık sağlayan bir özgürlük fermanı olarak bilinir.   İlk aşama da sıradan halk kitleleri için çok önemli kazançlar elde edilmemiş görülmekle birlikte, 63 maddelik sözleşmenin 39. Maddesi sıradan halk insanı adına da önemli bir ilk adım sayılır. Şöyle ki; “Özgür hiç kimse, benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre muhakeme edilerek hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun tutulmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek ve her hangi bir şekilde zarara uğratılmayacaktır”.

Zaman içerisinde krallar tarafından sıklıkla iptal edilmesine çalışılan bu hukuk anıtı, 1679 yılında imzalanan bir başka hukuk metni ile güçlendirilmiştir.  İnsan hakları adına çok önemli olan bu yeni hukuki uzlaşı, “Habeas Corpus” belgesi olarak biliniyor.  Bu belge şöyle buyurmaktadır; “ Habeas Corpus, gelenek hukukunda; bir mahkeme ya da yargıçça çıkarılan ve gönderildiği kişiye veya kurumda gözaltında olan kişiye, belirli bir amaçla mahkeme önünde hazır bulundurulmasını isteyen yazılı ve hukuksal emirdir”, diyor bu hukuk talimatı.  Burada kişinin mahkeme önüne en geç 48 saat içerisinde çıkarılması emri vardır.

Habeas Corpus hukuk talimatı, 1679 yılı İngiltere hukuku adına insan haklarına saygı metnidir.  Kralın ve hiçbir diğer otoritenin emrinin hukuktan üstün olmadığını vurgulamıştır.  Bu hukuk metni, 1689 yılında çıkarılan Haklar Beyannamesi ile güçlendirilmiştir. 

Kısaca özetlersek; yeni çıkarılan yasa ile yürütme ve yasama ve hatta adına şimdilik Türk Tipi Başkanlık sistemi denen otorite, evrensel hukukun bu temel belgelerine ne denli saygılı olacaktır kuşku duyulmaktadır.  Kanımızca kısa vade de yaşanmış olan bazı yasal müdahaleler dikkate alınırsa, insanlarımızın kuşku duymaları da anlamsızdır denemez.

Kaldı ki, başta bazı yüksek yargı mensupları olmak üzere hukuk sistemi mensubu olan saygıdeğer yargıç ve savcıların kişisel davranışlarının da sorgulanır olabildiği bu yeni evrede, ciddi hukuksal sıkıntılar yaşanabileceğini kestirmek falcılık değildir.

Medya önünde ünlü hukuk otoritelerinin söylemleri ve yazılarını izlemekteyiz.  Hemen hepsi, istisnasız olarak bu yasanın evrensel hukuk kalitesi ile çeliştiğine vurgu yapmaktadırlar.  Anayasa mahkemesi ne karar verir bilemeyiz ama acaba ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti!’ denecek evrede miyiz?!

Böyle ise; Magna Carta Liberatum ve Habeas Corpus ruhuna Fatiha okumalıyız, derim!..



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>