YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







BİR DARBE DAHA YAŞADIK, AMA ARTIK YETER! KURTARILMAKTAN BIKTIM!..
/**/ Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 17/07/2016 | Saat: 13:24

27 Mayıs 1960 ihtilali ile Talat Aydemir’in  22 Şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 tarihlerindeki darbe girişimlerinde ilkokul çağındaydım.

Liseyi bitirdiğim yıl, 12 Mart 1971 muhtırası oldu. Hemen arkasından getirilen sıkıyönetim 26 Eylül 1973’e kadar sürdüğü için üniversitede ilk iki senemizi asker disiplini altında geçirdik.

Sıkıyönetimin kalkmasının ardından başlayan/başlatılan olaylar 12 Eylül 1980 darbesini ve anayasasını getirdi. Sonradan öğrendik ki; bu olaydan ABD çok mutlu olmuş, CIA Ankara şefi Paul Henze telgrafla Washinton’a "our boys [in Ankara] did it (Bizim çocuklar başardı)" mesajını geçmiş.

Türkiye darbeler tarihindeki 10 yıllık tekrarlanma sıklığı, 1990 yılında yaşanan Körfez Krizi nedeniyle bozulmuş gibi görünüyor. 2 Ağustos 1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesiyle başlayan olaylarda Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Irak'a karşı ABD ile birlikte savaşa girilmesini istemesi dönemin Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’ın istifasını getirmişti. 3 Aralık 1990 tarihinde görev süresi dolmadan Genelkurmay Başkanı’nın kendi isteğiyle görevi bırakması da siyasilere verilen önemli bir mesajdı.

Daha sonra, “Post-Modern Darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat 1997'de yayınlanan Milli Güvenlik Kurulu kararları geliyor. İsmail Hakkı Karadayı Genelkurmay Başkanı iken yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında irticaya karşı tedbirleri içeren kararlar alınmıştı. Bu olayın ardından Necmettin Erbakan başbakanlık koltuğunu bıraktı ve Ecevit’in başbakanlığında kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümet sosyo-ekonomik alanda çok önemli kararlar aldı.

İrtica karşıtı olduğu söylenen bu darbeden Fethullah Gülen örgütü hiç etkilenmedi, güçlenerek çıktı. Dönemin en önemli isimlerinden Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, Gülen örgütü ile ilgili işlem yapılması konusunda Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın kendilerini yalnız bıraktığını söylüyor. 1995 yılında Gülen örgütünün üst düzey yöneticilerini Genelkurmay Başkanlığında ağırlayarak plaket veren dönemin Genelkurmayı Başkanı'nın FETÖ ve bağlantıları/destekçileri ile olan ilişkisi ne idi bilinmiyor.

10 yıl sonra, 27 Nisan 2007 günü saat 23:20’de  Genelkurmay Başkanlığı web sitesinde “e-muhtıra” olarak adlandırılan bir basın açıklaması yayınlandı. 27 Nisan günü TBMM’de 11. Cumhurbaşkanı seçimi için ilk tur oylaması yapılmıştı. Nitelikli çoğunluk gerektiği söylenen seçimde, 357 oy alan Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmiş olmadığı iddiasıyla CHP konuyu hemen Anayasa Mahkemesine taşımıştı.

Genelkurmay Başkanlığı internet sitesine koyduğu açıklamada diyordu ki;  “Seçimlerde laiklik tartışma konusu yapıldı ve Genelkurmay bu konuda taraftır”. Hemen ardından 28 Nisan 2007 tarihinde Başbakanlık adına yayımlanan basın açıklamasında ise demokrasiye vurgu yapıldı.

Sonuçta, Anayasa Mahkemesi 367 iddiasını kabul etti, oylamayı iptal etti ve sonraki iki yoklamada da toplantı yeter sayısı (367) bulunamadığı için 11. Cumhurbaşkanı seçilemedi ve Türkiye 22 Temmuz 2007 tarihinde genel seçimlere gitti. AKP, bir önceki seçimde %32,48 olan oy oranını % 46,58’e çıkardı. Bu muhtıra AKP’ye verildi ama hasadı AKP yapmış oldu.

Sanki 10 yıl tekrarlanmayı bozmamak istercesine 15 Temmuz 2016’da Türkiye bir daha bir oyunun içine çekildi. Cumhurbaşkanının ve Başbakan’ın “kalkışma” diye adlandırdığı olay dilerim ülkemizde bir felaketin başlangıcı olmaz.

1960’ta Menderes ve arkadaşlarının asılması, 12 Mart ve 12 Eylül sonrası yapılan idamlar yanlıştı. Sonunda ülkemiz tüm bu yanlışlıklar zinciri için özür dilemek durumunda kaldı. O nedenle, bu olayın tek sevindirici tarafı siyasilerimizden hiç birinin canına veya malına bir zarar gelmemiş olmasıdır.

Ancak, ilk kez bu olayda asker ve polis karşı karşıya gelmiştir. Sivil halk sokağa dökülmüş ve askere saldırmıştır. Kan dökülmüştür…

Türkiye böyle bir darbe olayı yaşamamıştır. Geçmiş darbelerin sonuçlarından zarar gören hayatını kaybeden çok vatandaşımız olmuştur. Ama darbe nedeniyle insanlar sokağa dökülüp olaylara hiç müdahil olmamışlardır.

Bu davranışa “demokrasiye sahip çıkmak” denebilir mi emin değilim. Vatandaşlar olmasaydı emniyet güçleri bu olayı bastıramayacak mıydı?

Olayın kendisi ne kadar düşündürücü ise yaşananlar da en az o kadar düşündürücüdür. TBMM’nin bombalanması ne gibi bir amaçla yapılabilir, provokasyon dışında.

Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı ve Polis Havacılık Daire Başkanlığı'na havadan saldırı düzenlenmesi, uçakların ve helikopterlerin alçaktan sürekli uçarak halkı korkutması olacak iş mi! Tanklarla boğaz köprülerini kapamak, tankları halkın üstüne sürmek tek kelimeyle cinayettir.

Güneydoğu’daki yerleşim birimlerinde bile belki teröristlere karşı yapılmayan saldırıları Ankara ve İstanbul’da yapmak nasıl bir akıl ve anlayışla açıklanabilir…

Diğer taraftan, olayın ertesi gün darbe girişiminde bulunanların görevlendirdiği askerlerin silahlarını bırakarak teslim olmasının ardından bunların linç edercesine dövülmesi, gencecik çocukların asker olarak düştükleri durumun şaşkınlığı ve yüzlerindeki korku ifadesi acınacak bir tablo. Onlara emirleri verenlerin ne söylediğini bilmeden onlara saldırmak neyin ifadesidir bilemiyorum. Suç bu çocukların mı yoksa onları bu işe sürükleyenlerin mi? Devleti yönetenlerin insanları sokağa dökmeden en azından bunu dikkate alması beklendirdi.





Kalabalık içinde bir askerin tekmelerden aldığı darbelerle kendinden geçmiş haldeyken bedenini yerde sürüyerek köprüden aşağı atmaya çalışmak nasıl bir insanlıktır? Polisin havaya ateş ederek ancak kalabalığı durdurabilmesi de düşünülmesi gereken ayrı bir husus.

 

 



Bir askerin ise intikam olarak boğazının kesilerek öldürüldüğü sahneler yürek parçalayıcı. Bu toplum o zavallı askerin ailesine ne diyecek?



 



23 Aralık 1930 sabahı Menemen'de asteğmen Kubilay’ın  başını kesen irtica sevdalılarından bunların ne farkı var?

Deniyor ki, halk demokrasiye sahip çıktı! Eğer bu ülkenin halkı olarak bu sarıklı, çember sakallılar anlaşılıyorsa ben bu ülkenin halkının parçası değilim demektir.

Fatih'te yaşanan asker polis çatışması sırasında mermisi biten polislerin imdadına vatandaşlar yetişmiş. Emniyetten zamanında mermi alamayan polise, vatandaşlar evlerinde sakladığı kutu kutu mermileri getirerek vermiş.



 



Bu mermileri evinde saklayanlar da demek ki rabia işareti yapan vatandaşlarımız(!).

Keşke bunlar hiç yaşanmasaydı. Keşke, hiç bir vatandaşımız, polisimiz, askerimiz hayatını kaybetmeseydi.

Şu ana kadar gördüklerimiz sadece girişimin bilançosu. Bunun ardından tüm diğer darbelerde olduğu gibi temizlik gelecektir. İhbarlar olacaktır, “kurunun arasında yaş da yanacaktır”.

Peki sonra, hepimiz evlerimize çekilip bir sonraki darbeye kadar rahat ve huzurlu (!) yaşantılarımıza mı döneceğiz?

Sizleri bilmem ama ben kurtarılmaktan bıktım!!!

1960’tan bu yana tüm darbe bildirilerine bakacak olursanız ülkenin selameti uğruna yapıldığı yazılıdır. Yazılanlar yanlış veya yalan mıdır?

Buyurun "Türk Silahlı Kuvvetleri yönetimi el koymuştur" açıklamasıyla TRT Haber'de okunan metne bakalım.  Metindeki genel ifadeleri bir yana bırakıp gerekçeyi oluşturan iddiaları okuyalım:

“Cumhuriyetimizin kurucusu TSK Yurt'ta Sulh, Cihan'da Sulh ilkesinden hareketle (http://www.haber3.com/asker-trt-binasinda-iste-darbe-bildirisi-3977124h.htm)

1.    Vatanın Bölünmez Bütünlüğünü, Milletin Ve Devletin Bekasını Devam Ettirmek,

2.    Cumhuriyetimizin Kazanımlarının Karşı Karşıya Kaldığı Tehlikeleri Bertaraf Etmek,

3.    Hukuk Devleti Önündeki Fiili Engelleri Ortadan Kaldırmak

4.    Milli Güvenlik Tehdidi Haline Gelmiş Olan Yolsuzluğu Engellemek

5.    Terörizm Ve Terörün Her Türlüsü İle Etkin Mücadele Yolunu Açmak

6.    Temel Evrensel İnsan Haklarını Mezhep Ve Etnisite Ayrımı Gözetmeksizin Tüm Vatandaşlarımız İçin Geçerli Kılmak

7.    Laik, Demokratik Ve Sosyal Hukuk Devleti İlkesi Üzerine Oturan Anayasal Düzeni Yeniden Tesis Etmek

8.    Devletimizin Ve Milletimizin Kaybedilen Uluslararası İtibarını Yeniden Kazanmak,

9.    Uluslararası Ortamda Barış, İstikrar Ve Huzurun Temini İçin Daha Güçlü Bir İlişki Ve İşbirliğini Tesis Etmek

 maksadıyla yönetime el koymuştur.”

Bu iddiaların her bir maddesinin doğruluğu hakkında söylenecek o kadar çom şey var ki bu yazının amacını aşar. Ama son cümlesine burada değinmek istiyorum. Diyor ki: 

“Meşruiyetini kaybetmiş siyasi iktidara görevden el çektirilmiştir.”

İşte bu olmaz, çünkü hükümete meşruiyetini sen vermedin. Ben, biz hepimiz verdik. Geri alacak yetki de bizdedir, TSK’da değil...

Şimdi sıra “biz” sözcüğünü anlamlandırmaya geldi. “biz” sadece AKP’ye oy verenler midir, yoksa tüm seçmenler midir?

Merkel, Türkiye’deki darbe girişimi hakkında yaptığı açıklamada diyor ki: "Bize bu değerlere karşı kendini yükümlü hisseden, hükümette ve muhalefetteki tüm siyasi güçlerle dayanışma duygusu yol göstermektedir".

Kendimize dönüp bakalım, muhalefetimiz değerlerimize sahip çıkabiliyor mu? Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tüm siyasi partilerimizin yöneticilerinin değerlerimize sahip çıktığınıza inanıyor musunuz?

Seçimlerde aldıkları oy miktarı %3’ü geçen partilere yıllık hazine yardımı veriliyor. 2015 seçim sonuçlarına göre yıllık olarak; AKP’ye 77.6 milyon TL, CHP'ye 47.5 milyon TL, MHP'ye 31.1 milyon TL, HDP’ye ise 24.9 milyon TL ödenmekte. 550 milletvekilinin kendi aylığı ve seyahat, hastalık,... vb giderleri için harcamalar da tabii bunun dışında.

Sayın muhalafet liderleri sizlere soruyorum:

·     AKP, TBMM’deki oy çokluğuna dayanarak her türlü yasal düzenlemeyi geçiriyor

·     Ben bunu önleyecek hiç bir şey yapamıyorum

diyorsanız lütfen o koltukları hemen terk edin.

İktidar ve muhalefet parti liderleri olarak darbe girişiminin ardından uzlaştığınızı yazıyor gazeteler. Dört partinin milletvekilleri olarak Meclis'te yaptığınız olağanüstü toplantıya saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlamışsınız. Televizyonlardan da canlı yayınlanan bu oturumu seyretmedim ama haberlerden okuduğum kadarıyla tıpkı bir ilkokul müsameresi gibi olmuş. Her biriniz kendi seçmen kitlelerinize mesajlarınızı göndermişsiniz. Sizlere tebriklerimi sunuyorum.

Affedersiniz ama vatandaş olarak hakkım olduğu düşüncesiyle sormak istiyorum:

·     Hangi Konuda Anlaştınız?

·     Böyle bir olayın bir daha yaşanmaması için ne yapacaksınız?

·     Bu güne kadar neleri eksik veya yanlış yaptığınızı konuştunuz mu?

·     Topluma karşı sorumluluklarınız konusunda ortak bir karar aldınız mı?

·     TBMM’nin saygınlığını ve onurunu koruyacak girişimleriniz olacak mı?

Bu sorular böyle uzayıp gider ama uzatmanın anlamı yok.

Ben vatandaşım, sadece seçim zamanı değil her zaman vatandaşım. Söz hakkı bende, sizlere verdiğimiz vekaletle görev yapıyorsunuz. Lütfen unutmayın.

Diyorsunuz ki; gelecek seçimde görüşürüz. Milli iradenin dediği olur. Tabii ki doğru bir söylem. İktidar partisi haklı olarak aldığım oylarla görevdeyim, bildiğim doğruları yapmaya devam edeceğim diyebilir, zaten diyor da! Burası İngiltere değil ki, başbakanın “ben başarılı olamadım” diyerek istifa etmesini bekleyebilelim...

Siz muhalefet liderleri partinizi iktidar yapmak için seçime giriyorsunuz. Hiç bir siyasi parti seçimlere muhalefette kalacağım diye girmez, giremez. Seçim sonucunda partiniz muhalefette kalıyorsa ve siz kendinizi “eliniz kolunuz bağlı” hissediyorsanız hiç durmayın, bırakın. Gidin, çiçek-böcek yetiştirin, anılarınızı yazın, kahvede tavla oynayın. Canınız ne istiyorsa onu yapın ama gidin. Gidin ki; bu işi daha iyi yapabilecekler gelsin...

Siz Sayın Bahçeli, Sayın Türkeş’in vefatı üzerine 1997’den bu yana 19 yıldır MHP liderisiniz. İlk girdiğiniz seçimde kitlenin ümidi ile parti oylarını %8’den %18’e çıkarmışsınız. 2002’de “hodri meydan” diyerek gittiğiniz seçimlerde baraj altında kalmış partiniz. 2007’de %14, 2011’de %13 alabilmişsiniz. 2015 Haziran’da %16 oy alarak koalisyon ortağı olma şansını yakalamıştınız ama bunu reddettiniz. Nitekim bunun bedelini de 2015 Kasım’da sadece %12 oy alarak partinize ödettiniz.

Siz Sayın Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’ın istifası sonrası 2010 yılında CHP Genel Başkanı oldunuz. 2011 seçimlerinde %26 oy aldınız, sizden önce Deniz Baykal liderliğinde CHP 2007 seçimlerinde %21 oy almıştı. 2015 Haziran seçimlerinde %24,95 ve Kasım 2015’te de %25,32 oy alabildi CHP.  Bu arada, yaşadığımız yerel seçimlerin sonuçlarını, TBMM başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı gibi seçimlerdeki başarınız da ortada. Lütfen yeter artık...

Son olarak, bizlerin de tabii çok günahı var. Bizler dediğim kaybedecek şeyi olanlar. Yani eğitimli, kültürlü, iş sahibi veya  kurulu bir düzeni olan insanlarımızı kastediyorum. Herkeste elindekini kaybetme korkusu var. O nedenle, hepimiz diyoruz ki; BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN... Kültürümüzde yılan kötülük sembolüdür. Yani birisi kötü ise er veya geç gelip sizi bulacaktır. Korkunun eceli faydası yok misali, üzerine titrediğiniz ve her türlü tavizi verdiğiniz kazanımlarınız elinizden gidecektir. Ve ne yazık ki, bunu fark ettiğinizde çok geç olacaktır.

Ayrıca, unutmayın ki, sahip olduğunuz her şeyi bu ülkede kazandınız. Dolayısıyla, bu ülkeye ve bu ülkenin insanlarına borçlusunuz.

Gerçekler ne yazık ki çok acıdır; bunları görmezden gelmek çözüm değildir.

Açın gözlerinizi, iyi bakın ve anlayın lütfen.

Bizleri kurtaracak birileri çıkmasın artık, çıkarmayalım!

Bu ülke hepimizin!



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>