YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

RUHUNU YİTİREN KENTLER!..
/**/ Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 04/01/2016 | Saat: 17:35

Cumartesi günü bir arkadaşımın yemek davetine katıldım.  Adını duyduğum ve evlere paket servisi de yapan ünlü bir kebapçının yeni taşındıkları tesislerine götürdü arkadaşım. 

 Geniş bir otoparkı olan ama insana yalnızlık duygusu veren bir bina oturtulmuştu arsaya.  Temizliğine diyeceğim yoktu fakat ben orada kendimi yalnız hissettim.  Henüz etrafı dolmamış geniş bir arsanın üzerine inşa edilmiş olan lokanta, azıcık uzakta konuşlandırılmış onlarca yüksek yapının uzağında kalmıştı.  Sanki çölün ortasında kurulmuş, gelişi güzel konutların arasına sıkıştırılmış sıradan bir vaha gibi görünmüştü gözüme.  Tabii ortam böyle olunca, belki hünerli ellerin emeği olan yediklerimin tadını alamadan ayrıldım oradan.  O lokanta, bende aidiyet duygusu yaratamamıştı anlaşılan.

Beni bu duygulara yönlendiren ise, birkaç saat önce katıldığım bir söyleşi olmuştu sanırım.  Sokak Kitapevi içeriğinde her cumartesi günü yapılan ve Sevgili Dostum Celal Soycan’ın kurgulamasını yürüttüğü toplantılar; “ Sanatta Düşünsel Pratikler” adı ile biliniyor.  Bu hafta 87. Toplantı yapılmıştı.  Sunucu Yrd. Doç. Dr. Fikret Zorlu, ‘Kentte Anlam Daralması’ adlı sunumu paylaştı biz katılımcılarla.

Oradan öğrendim, aklıma nicedir takılan, ancak adını tam koyamadığım bir sıkıntımın şifresini; kentler, kentsel dönüşüm edebiyatı ile mühendislerin eline bırakıldıkça, şehirlerin gerçek sahibi olan insanlar yalnızlaşıyordu.  Şehirlerimize egemen kılınan inşaat furyası kentlerimizi, mühendislik ve inşaat şantiyeleri ile daralttıkça, kentin estetik değerleri ve hizmet sunmak zorunda olduğu insan topluluğu, bir nevi duvarların daralttığı bir yarı kapalı alana tıkılıyor ve sanki hapsediliyordu.

Değerli sunucu, kentler şantiyeye dönüştükçe bu kargaşa toplum tarafından da olumlu karşılanıyor diyerek, bir zıtlığı vurgularken dikkatimizi kentin has sahipleri olan insan faktörüne yönlendirmişti.  Kent sadece bir şantiye değil, sermayenin serbest dolaşımına fırsat tanıyan ekonomik bir kurgulama olarak kent insanını edilgen bir konuma sürüklemekte idi.  Yapılan inşaatlar haydi iyidir, sağlamdır ve malzemesi günceldir diyelim ama içine insani değerleri almayınca bellidir ki sadece beton yığını olarak kalabilmektedir.  İnşaatı destekleyen belediyeler ise kurulmasına destek verdikleri mühendislik şantiyelerinin yanına veya daha doğrusu içine kültürel şantiyeler kurmayı düşünememektedirler.  Böylece ruhunu yitiren ve kentin yaşayan insanlarına aidiyet duygusu vermeyen bina yığınları arasına sıkıştırılmaktadır insanlar!

Tabii ki şu gerçeği de yadsımamız olası değildir.  Siyasi erk, ülkemizde inşaata dayalı büyümeyi teşvik etmektedir.  Bunu en azından istihdam yaratıcı bir alan olarak görmektedir.  İnsanlarımız ise bu gelişmeyi kısmen anlayışla karşılamakta ve var olan parasının değerini korumak adına inşaat sektörüne sempatik bakmaktadır.  Ancak şurası da bir gerçektir ki, bu inşaat furyasının bir sonu olacaktır ve sonunda da geriye dönmesi olanaksızlaşmış tahrip edilmiş bir kent dokusu içinde yaşamak zorunda kalınacaktır.  Beton yığınlarının insan egemenliğini daralttığı bu çarpık yapılanma, insan yığınlarında anlamını kısmen yitirmiş ve yaşanan coğrafyaya aidiyet duygusunu kaybetmiş yeni bir sorunun kapısını aralamaktadır.

Örneğin; Mersin şehrinin bir belediyesi görkemli bir Kültür Sarayı inşa etmiştir.  Bu binanın salonları gönül ister ki kent insanı için haftalık konserlere, sanatsal sergilere ve kültürel panellere açık olsun.  Maalesef gelişme böyle gerçekleşmemiştir.  Konuya katkı sağlamak isteyen bir sivil toplum kuruluşunun akılcı önerisi de rağbet görmemiştir.  Anlaşıldığı kadarı ile bu güzel bina, Kültür Sarayı olarak yapılmış ise de yakın gelecekte kira parasını verebilecek babayiğitler için belki de bir düğün sarayı olarak kullanılır olacaktır.

Hâlbuki bilinir ki, kendisi de inşaat mühendisi olan bu belediye başkanı sosyal demokrat kimliği ile sanatsal gelişmelere ve kültürel aktivitelere de kapalı birisi değildir.  Ancak belediye başkanı olarak öne çıkarttığı inşaatçılık kimliği, sanırım kültür üreten bir aydın olabilmek kimliğine baskın çıkmıştır. Anlaşılan eksik olan, mühendislik şantiyesinin başarısını, bina içine bir kültür şantiyesi de kurmakla pekiştirememiş olmasıdır.

Öğrendiğimize göre son yıllar belediyelere büyük boyutlarda birer bütçe sağlamıştır.  Kent insanını mutlu etmek üzere tabii ki trafik akışkanlığını rahatlatmak, yürünecek yolları düzenlemek, özürlü insanlarımızın yaşamını kolaylaştırmak ve bilhassa kentin yeşil alanlarını çoğaltarak şehirlere soluk alınacak alanlar yaratmak belediyelerin ödevidir.  Ama gündelik yaşama kolaylıklar sağlarken, kent insanlarının bireysel veya gruplar halinde sosyal etkinliklerine fırsat tanımak ve kültürel üretimlere şemsiye olmak görevini de unutmaması gerekir belediyelerin diye düşünmekteyim.

Acaba bundan sonra seçeceğimiz belediye başkanlarının inşaat mühendisi olmamasına mı dikkat edeceğiz?   Veya hem inşaat sektörüne yatkın ama bir boyutta da kültürel dokuya saygılı kişileri mi arayıp bulmalıyız?

Kent insanları yenilenecek yerel seçimler sırasında galiba bu öneriyi de ciddiye almak zorundadırlar kanımca!..

                                                                                             Erdal Akalın (04.01.2016)   



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>