YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







NASIL BİR ÜNİVERSİTE
/**/ Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 17/06/2009 | Saat: 13:04

Yönetim anlayışı olarak, üniversitelerimizde demokrasinin geçerli olmasını diliyorum. Ancak, “demokratik üniversite” modelinde “demokrasi” kavramını sadece yöneticilerin parmak hesabı ile belirlendiği “seçim sistemi”nden ibaret düşünmüyorum. Demokrasi kurumlarıyla bir bütündür ve bilindiği gibi, temeli “güçler ayrımı” ilkesidir. Demokrasi ile yönetilen toplumlarda “yasama”, “yürütme” ve “yargı” yetkileri farklı kurullara verilmiştir. Yöneticiler, bu kurulların kararları doğrultusunda görevlerini yerine getirirler. Halbuki; gerek 2547 sayılı yasada, gerekse yasa tartışmaları başladığından bu yana öne sürülen taslaklarda, kurullar yöneticilerden oluşmakta ve bu yetkilerin üçü de aynı kişilerin eline bırakılmaktadır.

Üniversitenin en üst düzeyde yönetim organı idari konularda Üniversite Yönetim Kurulu, akademik konularda ise Senato’dur. Üniversite Yönetim Kurulu Fakülte dekanlarından oluşur, bunlara ek olarak Senato tarafından seçilen üç Profesör üyesi vardır. Senato’nun üyeleri ise Fakülte dekanları, enstitü müdürleri, meslek yüksek okulu müdürleri ve Fakülte Kurulları tarafından seçilen birer Fakülte senatörlerinden oluşur. Bu kişilerin hemen hepsi ya doğrudan rektör tarafından atanan veya rektörün önerisiyle YÖK tarafından atanan yöneticilerdir. Yani, yürütmeden sorumlu üyeler aynı zamanda yasama görevini yerine getirmektedirler. Diğer taraftan, disiplin yönetmeliğine göre, üniversitenin en üst disiplin organı da Üniversite Yönetim Kurulu’dur. Böylece, yargı erki de aynı kişilere verilmiş olmaktadır. Fakültelerin ve Bölümlerin çalışma şekillerinde de benzer yapılanmalar söz konusudur.

Üniversite yönetimlerini “şirket” modeline benzetmek isteyenlerin bir şirket genel müdürünün Yönetim Kurulu başkanı olamayacağını, Kurulun alacağı kararları uygulamakla yükümlü olduğunu unutmamalıdır. Üniversitelerimizin kurumsal kimliklerini koruyabilmeleri ve geliştirebilmeleri için yönetim şekli, güçlerin ayrımı ilkesinin uygulanmasına elverecek şekilde, “kurullar” üzerine oturmalıdır. Kurulların, üniversite için yasama, denetim ve yargı organı olarak çalışabilmesi için icraattan sorumlu kişilerden oluşmaması gerekir, eğer üniversitelerde demokratik bir sistemin varlığından söz edeceksek üniversite ve fakülte düzeyindeki kurullar da seçimle belirlenmelidir. Burada, dile getirilen “demokratik yönetim modeli”nde üniversite çalışanlarının kendi kendini yönetebilmesi ilkesi esas alınmıştır.

YÖK sistemi içinde görev yapan rektörler çoğunlukla “tek adam”ı oynamışlar, hatta oynamaya yönlendirilmişlerdir. Sanırım, kendilerine bu yetki kapalı kapılar ardında tanınmaktadır. Sonuçlarının olumlu olduğunu söylemek mümkün değildir; öyle olsaydı üniversitelerimizde yasanın uygulamalarına karşı bu kadar tepki oluşmazdı. Dolayısıyla, “yetkili yönetici” modelinin neler getirdiğini üniversitelerimizin yeterince tattığını düşünüyorum.

Söz konusu yönetim modeli hakkındaki endişelerim sadece ülkemiz koşullarından kaynaklanmamakta, üniversitelerin her halükarda demokrasi ile yönetilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu görüşümün gerekçesi “üniversite”nin evrensel tanımında ve bir üniversiteden gerek ülke adına gerekse tüm insanlık adına beklentilerde yatmakta. Üniversiteler, geleceğe pencere açabilmelidir; bunu da yapacak kişiler öğretim elemanlarıdır. O nedenle, bir üniversite öğretim elemanının ilgi alanını hayal gücünün sınırlarından başka hiçbir şeyin kısıtlamayacağı ortamların varlığı gerekir.

Bilimsel araştırmaların temelindeki en önemli dürtü, “merak”tır ve bu dürtü olmaksızın bir insana araştırma yaptırmak mümkün değildir. Sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda teknolojik araştırmalar yapılması ve bilginin ekonomik değer kazandırılmasında bile “başlangıç koşulu” meraktır. Ücreti karşılığında veya zoraki tedbirlerle bir insana her şeyi yaptırabilirsiniz ama “bilgi” ürettiremezsiniz. Dolayısıyla, üniversiteler başta bilim, sanat, felsefe olmak üzere insanların entelektüel etkinliklerinin her dalında çalışmalar yapmalıdır ve en önemlisi bu çalışmalar dış etkilerden ve baskılardan uzak yapılabilmelidir.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>