YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







YETTİ BEE!...
/**/ Yazar: HALİL ARIK | Tarih: 27/03/2015 | Saat: 23:16

Sayın Gül…

Hak ettiniz ya da hak etmediniz… Bu ülkeyi en yüce makamda 7 sene süreyle temsil ettiniz. Sizden kişisel beklentim olmadı. Kişisel beklentisizliğim, ülkem adına “iyi şeyler  olsun” beklentisizliğim anlamına gelmezdi elbet. Ne yazık ki; 7 Yılda 7 iyi şey bile olmadı. Koltuk doldu; makam dolmadı. Ne var ki dolmuş gibi, sanki siz devreye girseniz ülke sorunları bitiverecekmiş gibi, sizden yeni beklentiler giriverdi devreye. Çözümsüzlükten çözüm, umutsuzluktan umut arama hayallerine düşme yanılgıları hala devam ediyor.

“Yetti be!” demem bundan… 

Bakınız Sayın Gül;

Satır aralarından cımbızla “makul şüphe” arayan görevlilerin varlığını artık bilmiyor değiliz. Ne var ki; ömrünü bu ülkenin “Milli Eğitim”ine adamış bir vatandaş olarak hem anayasal eleştiri hakkımı kullanmak, hem de düşüncelerimi paylaşmak adına susmayı demokrasinin ayıbı bildiğimden... yazıyorum işte.

*

Devletin sana sağladığı olanaklar, bana sağlanandan kat be kat ilerde olabilir. Hoşgörürüm bunu. Benden çok daha ileri statüde görevler yapmış olmanıza bağlarım bunu.  Korumalarınız da olabilir; araç filonuz da… Özel doktorunuz olmasına söz edecek de çıkmaz.. 

Yarın hak vaki olduğunda, benim cenazemi üç-beş eş-dost kaldırırken, sizin adınıza devlet töreni yapılacak.  Bunu da hoşgörürüm. Zira siz devleti temsil ettiniz. 

Siyasetin kimlere ne payeler verdiğine derinlemesine girip fazlaca dil uzatmadan; ulaşılan makamı demokrasinin: (eksikleriyle de olsa) gereği olarak görür, kazanılan sıfatın sağladığı avantajları eleştirsem de, bu durum, demokrasiye inancım gereği hoşgörümün sınırları içinde kalacaktır

Demokrasiye, sosyal hukuk devletine inanmış kişilerin de bunlara itirazı olamaz. Yasalar çerçevesinde; sizden öncekilere, hak ve hukuk adına, ne, nasıl, ne kadar sağlanmış ve uygulanmışsa, size de eksiksiz o kadar sağlanmasını  sadece hoşgörüp geçmeyiz,  savunuruz da!. Hukuksuz gördüğümüz ayrıcalıklara da karşı dururuz elbet. Huber Köşkü’nü yasal olmayan biçimde aylarca işgalinize karşı durduğumuz gibi

***

 Hoşgörmek, sizin veya bir başkasının özgürlüğünün benden ilerde olduğu anlamına gelmez!.. Sizin; veya bir başkasının “siyasete dönecek mi dönmeyecek mi?” merakıyla kamuoyunu günlerce, haftalarca, hatta aylarca meşgul edebilme hakkı anlamına hiç gelmez!... 

Yok siyasetin içindeyim… Yok siyasetin kıyısında köşesindeyim!... 

Varsındır yoksundur!.. Bunu 76 milyonun hayati konusu gibi gündemde tutmanın önceki payelerinize ek katkısı mı olacak? Veya vatandaşa, refah adına ek bir katkı mı koyacak? 

Borazan medyanın sabahtan akşama sizin üzerinizden “gündem düzmesinden” artık gına geldi. “Yetti bee!” demem bundan.

Toplumun tamamı balık hafızalı değil!... Erzak torbasının sağladığı yarı tokluğu “biryerlerin kılı olmaya adamışlarla”;  kul olmayı cennette köşe kapmanın garantisi gören biad erleri;  ikbal ve istikballerini saray koruması ve kollamsına bağlamış yağ ve yağdanlık neferleri , ek olarak da, bir kirli deliği örtmekle görevli iken, kendisini bünyenin en önemli organı yerine koyan kuyruk takımı dışında kalanlar her şeyi biliyor ve görüyor artık.. Soruyor , sorguluyor. Biriktiriyor. Ak-lamaların gerçek merciine  ulaşması için gün sayıyor.

Artık “hazmettire-hazmettire” söylemleri kar etmiyor!...Yakın geçmişte hazmedebilenler de, hazmedemeyenler safına geçip günden güne terkediyor sahneyi!... Sanır mısınız ki; meydanı terk edenler, sadece Abdüllatif Şener’ler, İdris Naim’ler; İdris Bal’lar, Dengir Mir Memet’ler, Günay’lar… Ve  daha nice “yağan yağmurda - beraber ıslandıkları!”  “Ve aynı bağın gülleri; aynı dağın yelleri”  yok artık meydanlarda. Meydanlara “tek çıkan” Uzun’a, ak-lanmak adına öfkeli kurguyla ek-lenen Kısa Adam da yeterince dolduramıyor meydanları… Sesi boyunu aşıyor da kendi sesinde boğulup kalıyor naralar atarken... Pek ciddiye alanı da yok. 

Hele bir de Civanının ağlayanı da olmayacak artık yanında… Kim yanar derine onun!?..  Dışarıdan yanmak, içerden yanmak kadar etkin olur mu dersiniz?  Oolmaz!.. Bak işte olmadı!. Ağlayanı ve civanı; bile “paralel” saflarda aldatan ve aldanan rollerinde olduklarının farkına varıverdiler bir anda. Farklı dağın yeli, farklı bağların gülüymüşler meğer. 

*** 

Gelelim; siyasete dönecek mi – dönmeyecek mi’lerle meraktan çatlatıldığımız konuya!...  Birkaç soruyla cevap arayalım isterseniz?

“Bulunmaz hint kumaşı mıydı bu kişi” diye sorsalar cevabımız ne ola ki!??...  Beklenti mi çoktu kendisinden? Dünü bilinmiyordu da, yeni bir nefes getirsin siyasete mi isteniyordu  İktidar daha mı iyi yol alırdı onunla?.. Yoksa iktidar ile başa çıksa çıksa o mu çıkardı?...  Dolar 2 TL’nin altına üç gecede iner miydi ?...  Habur Hukuku bir daha yaşanmaz mıydı o “evet” deyiverseydi?.. Üretim mi artacaktı?... Saman ithali mi duracaktı?... Çocuk gelinler mi bitecek?..  22 milyarlık batık para ile boğuşan kredi borçlarının haciz işlemleri mi duracaktı… Ülke borcuna kefil mi olacaktı? Say da say!...  

Parmaklarla adam(!) ak-lamalara dair bir tek ses etmedi de, ha bari,  kendisi de bu milletin bir parçası olması hasabiyle, milletin A…. Koyanlara bişey deseydi bari de dönüşü bizler için de bir nebzecik umut vadetseydi …

Başkanlık dayatması ne olurdu dersiniz?...  Ülke huzura mı kavuşurdu onun siyasete dönüş kararıyla?... Eski “first Lady Hanım’ın “ intifadayı ben başlatacağım”   sözüne milat mı olurdu?...”

Bu soruların hiçbirisinin cevabı yok. Zira; Sayın Bay Gül biliyor ki;

O makama icazetli gitmişti. O makamı O’na lütfeden kişi, o makamı kendisi gelinceye kadar tutsun diye emaneten vermişti. Doldursun diye değil. O da 7 yıllık süreyi doldurma sürecinde emanetin sahibine hiç de “yamuk” yapmamıştır. Çankaya Noteri sıfatına hiç halel getirmedi. 

Göreve geldiği 2007 yılından görevden ayrıldığı 2014 yılına kadar, tam 836 yasa gelmiş önüne.. Bunlardan sadece ve sadece 4 tanesini yeniden görüşülmek üzere geri göndermiş. Onlar da öyle kamuoyunda ses getiren yasalar değil. Oysa jet hızıyla onaylanan internet yasası ve 4+4+4 eğitimi perişan eden yasa… en çok veto beklenenlerdi. “Yola devam”ın bir parçası olmanın dayanılmaz tutkusu, bütün sevdaların ötesindeydi o günlerde

***

İşte benim de sorum şu… Cevabı da peşinde.

Millet adına, demokrasi adına, ülkenin geleceği adına, o makam doldu muydu ki; de bugün siyasete dönüp dönmeyeceği konusu gündemin tepesine gelip otursun?..

Bunun topluma leyleğin lak – lak’la geçen ömrüne misalden öte kazandıracağı ne olur ki?.

Gül siyasete dönemez!.... Verdiği, bunca hizmetlerine rağmen dönemez!.. İpi; kaç kez çekildi… Bunu kendisi de biliyor…  Bildiği için de “varım be!” diyemiyor.

a)     Görev süresinin 7 yıl olduğunu ancak 5. yılın sonunda öğrenmedi mi?  İcazet sahibi, “buraya kadar” deseydi ne olacaktı?  Var mı Dünya demokrasi tarihinde görev süresini bilmeden o makamda oturan bir başka “Cumhurbaşkanı(!)”  örneği?

b)    İkinci kez seçilebilmesinin yolu “kardeşimiz” diyenlerce yeni yasayla kesilmedi mi?

c)     Davutoğlu Kongresi 1 gün dahi ertelenmedi. Ön kesme adına“Manidar(!)” değil mi bu?

d)    Yarım ağızla yapılan davetlerin altında aslen ‘yiğitsen gel’ yattığını bilmeyen var mı?

e)     Artık “intifada” da başlatamazlar.

Onun sahasında onun topuyla oyuna müdahil olmaya kalkarsan, sokmazlar. Giremezsiiiin.! Yok öyle “ kırgınlık, liderlik, saminiyet testi, liste yetkisi gibi uyduruk bahanelerle, güya mazeretler üretip, ikilemlerinizle kamuoyunu meşgul etmeyin. Medya borazanlarına, gündem yaratmakla görevli algı mühendislerine malzeme bari olmayın. Hem vakti zamanında sahayı da topu da oyunun kurallarını da O’na sizler kendi ellerinizle teslim etmediniz mi?

Şikayet niye?

 Ninem derdi ki;

“Teslim ettinse şalvarın ipini, senin değildir artık içindeki!”

Şu anda senin de mülkteki payın ancak benimkisi kadar.

Yakınma. Katlan.

Ya da karşı dur!.. Diren!... 

“Sorun, tek adam diktatörlüğü tehdidiyle karşı karşıya olan demokrasinin kurtarılması sorunudur...” diyorsan…yetiyorsa yüreğin kur partini.  

Yoksa; Arınç – Gökçek kavgası, Türk Tipi İntifada’nın başlangıcı mı yoksa?

Mehmet Halil Arık

Emekli eğitimci – DENİZLİ

mehmethalilarik@gmail.com



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (2) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>