YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







YUNANİSTAN İLE TÜRKİYE BENZER Mİ?
/**/ Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 29/05/2014 | Saat: 23:10

Birkaç ay önce Yunanistan’a bir toplantı için gitmiştim. Toplantı Pire’deydi, haliyle Atina havaalanına gidip oradan Pire’ye geçmiştim. Dönüşte de aynı yolu tersten kat ettim. Her ikisinde de bindiğim taksilerin şoförleri Türk olduğumu öğrenince yol boyunca nefes almadan benimle sohbet ettiler.

Gidişteki sohbet taksi şoförünün söylediklerini doğru anladığımdan emin olmaya çalışarak geçti. İngilizce konuşuyorduk, ama ikimiz için de yabancı dil olduğundan kendimi anlatmak ve onu anlamak kolay olmuyordu. Sohbetin konusu Yunanistan’daki ekonomik kriz idi. Batılıların kendilerini küçümsediklerini söylüyordu. Bu tavra ne kadar kızdıkları çok açıktı. Ama uçaktan inip hemen taksiye bindiğim için etrafımı gözleme fırsatım olmamıştı. Gerek alanda gerekse yol boyunca dikkatimi çeken tek şey etrafın kalabalık olmayışıydı.

Pire’de iki gece üç gün kalınca toplumdaki mutsuzluğu ve kızgınlığı çok açık biçimde gördüm. Otelde hizmetler en aza indirilmişti, aynı anda görebildiğim çalışan sayısı resepsiyon, kat hizmetleri ve kahvaltı salonu dahil en çok üç oldu. Fiyatlar bizim otel ve lokantalarımızdan daha uygun. Yaz aylarında turist akınına uğradıklarını söylüyorlar, ama para kazanamadıklarından yakınıyorlar. Çünkü Avrupalı turizm acenteleri çok önceden düşük fiyatlara tüm yatakları kapatıp daha sonra yüksek fiyatlarla kendileri satıyorlarmış. Böylece ülkenin en önemli gelir kaynağı yabancıların eline geçmiş. Sokaklardaki, çarşı pazardaki, eğlence yerlerindeki insan sayısının azlığı da krizin etkilerini açıkça gösteriyordu.

En çarpıcı olanı da sokaklardaki kocaman “GOLD BUYERS” yazılı tabelalar asılı altın satın alan dükkânlar idi. Dünyanın başka bir yerinde var mıdır bilmiyorum, ama kendi ülkemde kuyumcu görmeye alışmış bir insan olarak çok yadırgadım. Ha, bizde darda kalıp altın, mücevher satan yok mu; tabii ki var. Ama onların da gideceği yer yine kuyumcu olur. Toplumun neredeyse tamamı varını yoğunu satmak zorunda kalmış ise piyasaya altın alıcıları çıkar. Başka türlü böyle bir iş kolunun gelişmesi söz konusu olabilir mi?

Yunanlının gözündeki suçlu Avrupa Birliği… Önceleri 1 Drahmiye alabildikleri herhangi bir şeye Avro’nun ortak para birimi olarak kullanılmasıyla 1 Avro ödemek zorunda kaldıklarını söylüyorlar. Ortak para birimi derken ortak ekonomi,… ve diğer ortaklıklarla Yunanistan tüm kuvvetli yönlerini yitirmişti. Hâlbuki böyle bir ortaklıktan beklenti her bir ortağın en iyi yaptığı işi yapmasını desteklemek böylece tüm birlik üyelerine her şeyin en iyisini ve en ucuzunu sağlayabilmekti. Ancak, Yunanistan şu anda bu alışverişten zararlı çıkmış durumda.

Ülkenin bu noktaya nasıl geldiğini de dönüşteki taksi şoföründen dinlediklerimden anladım. Dönüş yolunda Danimarkalı iki bayan öğretim üyesi ile birlikte gittik. Onlar arkaya oturdu ben öne ve şoför hemen benimle sohbete başladı. Arka koltuktaki arkadaşlar da aralarında kendi dillerinde konuşuyorlardı. Sohbetimizin birinci konusu futbol oldu, gençler trafik ışıklarında duran araçların arasında dolaşarak maç duyurusu dağıtıyorlardı. Futbol tutkunu olduğu için bizim üç büyükleri de tanıyordu. İkinci konuyu ben açtım, altın alan dükkânların kimin olduğunu sordum. Cevap kısa ve sertti. Kim olacak dedi, başıyla arka koltuktakileri göstererek Almanlar dedi. O kadar sert söylemişti ki arka koltuktakiler de duydular ve düzeltmeye çalıştılar. Biz Alman değiliz, Danimarkalıyız dedilerse de nafile. Ne farkınız var ki gibilerden bir hareket ile geçiştirdi.

Kızgınlığın nedeni Avrupa büyüklerinin küçüklere uyguladığı emperyalist politikalardı. Belki doğrudan hükümetler bunu körüklemiş ve desteklemiş olmayabilirler ama kendi ülkelerinin uluslararası şirketleri bu durumu kendileri için en karlı şekilde değerlendirmişlerdi. Çünkü büyümenin dünya pazarından daha büyük pay alabilmenin yolu önce kendi bölgesine hâkim olmaktan yani tüm Avrupa’ya yayılmasından geçecek. Dolayısıyla, Yunanlı küçük üretici dünya devi olmaya soyunan Avrupalı firmalarla rekabet etme durumuna düşmüştü. Sonuçta; vatandaş tarlasını süremez, hayvanını besleyemez, kendi ekmeğini, etini, sütünü üretemez hale gelmiş. Ölçek ekonomisi ve büyüklerle rekabet tutkusu tüm yerel zenginlikleri de maalesef yok etmişti. Diğer taraftan ulusal şirketler büyükler tarafından satın alınmış veya acımasız rekabetle bitirilmişlerdi.

Vatandaş son darbeyi de mortgage uygulamasından yemişti. Hemen herkes uzun yıllara yayılan borçların altına girmişlerdi. Kira öder gibi taksit ödeyerek ev sahibi olmayı hayal etmişlerdi. Ama işler beklendiği gibi gitmeyip insanlar işsiz kalınca taksitleri ödeyemez duruma düşmüşler ve bankaların evlere el koyması gündeme gelmiş. Şoförün bu konudaki sözleri aynen şöyleydi: Çocuklarımı okuttum, birisi işsiz diğeri uluslararası bir şirkette çok düşük ücretle çalışıyor, ben kıt kanaat geçinebiliyorum. İş yok, para kazanmak için yapabileceğim hiçbir şey yok. Her şey bu kadar bizleri boğmuşken devlet çıkıp evimi de elimden almaya kalkışırsa silahımı alır sokağa çıkarım.

Bunları anlatan kişi bir taksi şoförü, eğitimi ne bilmiyorum. Ama arabasının vites kolunun yanında Atatürk ve Venizelos arasında yaşananları anlatan bir kitap okuyordu (*). Söylediği her şeyle ilgili olarak Türkiye hakkında da bir yorum yapıyordu. Doğrusu dinlerken ben de Türkiye’nin gidişatıyla benzerlikleri düşündüm hep.

Sonumuzun aynı olmaması dileğiyle tabii…

A. Hamit Serbest

(*) Yunanistan’ın prestijli gazetelerinden Ta Nea gazetesi, okurlarına, dünya tarihini değiştiren büyük önderlerin kendi halklarına seslenişlerini ve başarılı oldukları alanları göstermek hedefiyle başlattığı “Dünyayı değiştiren konuşmalar” adlı kitap promosyonu çerçevesinde, Atatürk’ün konuşmalarıyla birlikte Yunan lideri Elefterios Venizelos’un konuşmalarını da içeren bir kitapçığı okurlarıyla paylaştı. Ağustos 2012.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>