YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Siz, Hangisini Tercih Ederdiniz?
/**/ Yazar: MAHMUT TEBERİK | Tarih: 20/07/2012 | Saat: 22:09

İnsan vardır, hayalleri ve hedefleriyle yaşar. Yaşama proaktif bakış açısıyla yaklaşır. Olayların gerisinde değil önünde gitmek ister. Bilir ki, en fakir adam, kuruşu olmayan değil, hayali olmayan adamdır. Hayallerini ve ideallerini bırakırsa, yaşamayı da bırakacağını derinden hisseder.

İnsancık vardır, hayal ve hedeften yoksundur. Öğrenilmiş ya da öğretilmiş çaresizlik içerisinde, özgür değil, kalıplanmış insan olarak yaşar. Hep “yanlış olan neydi?” sorusuyla meşgul olur. Bütün zamanını yaşamındaki yol kazalarını irdelemekle, incelemekle geçirir. Hatalarını tamir etmeye çalışır.

İnsanlar vardır, daima arayış içerisindedirler. Bugün altın ararken bakır, yarın bakır ararken altın bulabileceğini bilirler. Geriye dönüp bakmazlar. Çünkü geriye dönüp bakmanın, nostalji yapmanın, geçmişteki yaptıklarıyla övünmenin fayda getirmeyeceğini, tam aksine bu davranış ve tutumların yaşlılık belirtisi olduğunu bilirler.

İnsancıklar vardır, bütün yaptıkları kendisini, çevresini, olayları pasif bir şekilde izlemektir. Televizyonda rol yapan insanları izlerken hayatı kaçırırlar. Yaşamda kendilerine verilen rolleri oynarlar. Hayatın aktör ve aktrisleri gibidirler. Yönetmen koltuğuna hiç oturmayı düşünmezler.

İnsan vardır, verdiği sözü tutar. Ama daha da önemlisi hayır demesini öğrenmiştir. Ona göre, “hayır” demesini bilmeyenin “evet” inin de anlamı yoktur. Yaşam dansını en iyi o yapar. Sen, ben değil, biz bilinci içinde yaşar. Kimseye eyvallahı yoktur, ama kimseyi de küçük görmez. Ne karşısındaki insanı dev aynasında görür, ne de kendisini.

İnsancık vardır, çevresindeki insanları ya yolunacak kaz gibi görür ya da zarar gelecek bir yaratık olarak. Bir insandan çıkarı varsa ona yaklaşır, çıkarı yoksa hızla uzaklaşır. Karşısına kendisinden daha güçlü biri çıkarsa el etek öper. Kendisinden zayıf birine kan kusturur. Bunlar bukalemun gibidir, renkten renge girerler. Bunlar akrep gibidir, fırsatını bulduğunda, koşullar oluştuğunda iğnelerini batırır, zehirlerini akıtırlar.

İnsanlar vardır, bütünle uğraşır, o büyük resmin bütününü görür. Parçalarla işi yoktur, onlar bütüne odaklanırlar. Ateş etmeyi bilirler ama asıl önemli olanın hedefe nasıl nişan alınacağını bilmek olduğunu özümsemişlerdir.

İnsancıklar vardır, ormanı görmez, ağaçla uğraşır. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan olaylar arasında bir illiyet bağının, yani bir neden-sonuç ilişkisinin olduğunu kavrayamazlar. Harcanan emekle elde edilen sonuç arasındaki ilişki dengesini iyi saptayamazlar. Onlar için üzücü olan, hayallerini gerçekleştirmeden hayatlarının sona ermesi değil, hayalleri olmadan yaşamış olmaktır. Bu kişiler; “On altısında ölür, altmışında gömülürler”.

İnsan vardır, kimseye biat etmez. Biat edince kuş misali bir kanadının kırılacağını, karınca misali bir ayağının kopacağını bilir. Kendi geleceğine kendisi karar verir. Düşünüyorum, öyleyse varım der. Başkalarının kusurlarını hoş görür. Çünkü olaylara empatik, yani karşısındakinin bakış açısıyla ya da paradigmasıyla yaklaşır. Olumsuz bir davranışla karşılaştığında “ben onun içinde bulunduğu koşullarda olsaydım, ne yapardım? diye sorar.

İnsancık vardır, gölgesi bile yoktur. Ekonomik, siyasi, vb. çıkarları için el etek öpmekten beli bükülmüştür. Eşinin ve çocuklarının yanında bile bile değeri kalmamıştır. Onların bile saygısını yitirmiştir. Tembeldir, korkaktır. Kendi hayatını sorgulamaz ama başkasının yaşamını didik didik eder. Kıskanır diğer insanları. Onlara iş ve özel yaşamlarında psikolojik yıldırma taktiği, yani moda deyimle mobbing uygular.

İnsanlar vardır, güçlüdür. Gücünü kullanırken kişiliğinin ve karizmasının gücünü kullanır. O, insan ilişkilerinde bir uzmandır, iletişimin gücünü kullanır. Ve gerçekleştirmek istediği amaçları, hayalleri, idealleri vardır, buralardan güç alır. Formal gücü, yani koltuğundan aldığı gücü pek az, o da zorunlu olduğunda kullanır.

İnsanlar vardır, bilgi beceri ve donanımdan yoksundur. Kişiliği zayıftır, kompleksleri vardır, kıskançtır. Hal böyle olunca da kendisini olduğundan büyük göstermeye çalışır. Üç kuruşluk değeri vardır, kendisini beş kuruşa satmaya çalışır. Bu satışın gerçekleşebilmesi için de formal gücü, yani makamından ya da koltuğundan aldığı gücünü kullanır.

İnsan vardır, ne oldum demez, ne olacağım der. Yaşamın inişli çıkışlı olduğunu bilir. Yaşam yokuşunu tırmanırken rastladığı kişilere iyi davranır. Çünkü inişte yine onlara rastlayacağını bilir. Bilir ve inanır ki, özgürlük; ancak sorumluluk temeli üzerinde yaşayabilir. Sorumluluk, özgürlüğün diğer yarısıdır. Yani, sorumluluk ve özgürlük baş başa gitmek zorundadır.

İnsancık vardır, sonuna kadar özgürlük ister, oysa sorumluluktan fellik fellik kaçar. Bu tiplerin sorunlarından birisi de; yetişkin özgürlüğü isterken, çocuk sorumluluğu göstermeleridir. Tepelere tırmandıklarında aşağıdakileri küçümser. Küçük dağarı ben yarattım sanır. İnişe geçince de, çevresinde kimseyi göremeyince başlar insanları kötülemeye.

İnsanlar vardır, doğuştan şanslı kullardan biri değillerse, başarılı olmak için gereken bedelleri öderler. Başarı basamaklarını tek tek ve hakkını vererek çıkarlar. Öpmeye niyeti varsa, yanağın nerde diye sormazlar, öperler. Bildikleri konularda bile ahkam kesmezler. Çünkü haklıdır, karşısındaki kişi hem bilmiyor, hem de ukalalık yapıyorsa “ben böyle düşünüyorum” der ve ondan uzaklaşırlar.

İnsancıklar vardır, bedel ödemeye gelince yan çizerler. Başbakan olursa neler yapacağını anlatırlar, hatta dünyanın kurtuluşuna dair reçeteleri her daim yanlarında taşırlar. Ama gündelik işlerde bile başarılı olmak için çalışmazlar. Hal böyle olunca da başkalarının sırtına binerek yükselmek isterler. Yalan, dolan, hilekarlık, çifte standart, vb. bunların en önemli özellikleridir. Yaşanmışları manipüle eder, çarpıtırlar.

Sevgili okur,

Bu yaşıma gelinceye kadar insan ve insanlar tanıdım, insancık ve insancıklar tanıdım. Niyetim, gözlemlerimi sizle paylaşmaktı. Değerlendirmeyi size bırakıyorum.

Ve soruyorum: Siz hangisini tercih ederdiniz?



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Yeni Adana Gazetesi)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>