YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







HA GAYRET! DEMOKRAT OLMAK ÜZERESİNİZ!..
/**/ Yazar: HALİL ARIK | Tarih: 16/12/2011 | Saat: 19:48

Ha gayret!..
10. yıla girerken; biat etmediğinizi söylemek aklınıza geldi!... İnanmadık ya!... Neyse…
İnandırıcı olmasa da sizlerin ağzından duymak ne güzel!.. Söylemini gösteren Allah; eylemini görmemizi de nasip eder inşallah!..
Söylem, görünürde “post kavgasının”  su yüzüne vuran bir “Ar”  “Hınç” ifadesi gibi görülse de; söyleyenin niteliği ve söyletenin yüceliği göz önüne alındığında, sözün “niceliği” daha bir anlam ve önem kazanmakta!..  
Sözün sahibi; daha düne kadar, gözünün içine baktığında, yüreğinin yağı eriyen ve “civanının”; memleket meseleleri uğruna ne hallere düştüğünü düşündükçe, salya sümük,  ağlayan ve ağlatmaktan sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olunca; söze verilmesi gereken “anlam ve önemin” değeri daha bir artmakta...
Her ne kadar, biat sözcüğünün kişiler için kullanılması, kendi inançlarına  ters düşse de; “biat etmeme” söyleminin, bu güne kadar hiç olmadıkları biçimde  demokratlığa soyunma göstergesi olarak kullanılıyor olması, söze, ayrı bir değer katmakta.
- Ben kimseye biat etmem… Etseydim; Erbakan Hoca’ya biat ederdim…
Çıkışında; kim ne derse desin bizler; alışık olmadığımız bir isyan, bir “karşı duruş” sezdik!..
- Bizim geleneğimizde ve partimizde “biat” yoktur sözü bile bize hiç inandırıcı gelmediği için cümlenin; “etmem”ile biten bölümünü önemsedik de “yoktur” ile biten bölümünü “yok” saydık!..
Ha gayret!...
Benzer birkaç çıkış daha bekliyoruz sizden!.. Demokrat olmak üzeresiniz!…
*******
Bazen musibet de hayırlara vesile olabiliyor demek ki!..
Demem o ki; bir “şike” musibeti bazılarına, “demokrasiyi” hatırlattı…
Biz de zannetmiştik ki; “demokrasi” çoğunluğun tahakkümü ile oluşturulan “milli iradenin” üstündeki gücün yetkisinin sadece “evet”le sınırlı olduğunu “olur’u” çakıp yayınlatıp, yürürlüğe sokmaktır… Unutmuştuk “veto” diye bir yetkinin varlığını… Kullanılmamaktan dumura uğramış bir “organ” gibi düşünmeye başlamıştık vetoyu!..
Her ne kadar, Bay Unakıtan için çıkarıldığı inkar edilmeyen “aflarda”, “kişiye özel kanun olmaz” gerekçesi ile bir veto hakkı kullanılmamış ise de, bu gerekçenin, bu gün hatırlanmış olmasını bile bir demokrasi kırıntısı olarak önemsiyoruz!...
Bu güne kadar önünüze gelen pek çok konularda, yalvarma ve yakarmaları dikkate almadan, hukukçuların feryatlarını bile hiçe sayarak, bazılarında, sabahı bile beklemeden onay verip yürürlüğe soktuğunuz onca kanunlara rağmen, bu “veto” bize, ülkemizde “demokrasinin” henüz bitmediğini, bazı kırıntıların varlığını sürdürdüğünü gösterdi!.. Umutlandık..
Bizler; vetonun içeriğinden çok, yıllardan beri o “makamın” sadece bir “noterlik” makamı olarak algılanmasından duyduğumuz kuşkuların giderilmiş olması açısından çok önemsiyoruz., 
Dilerdik ki; en az “şike” olayı kadar hatta, ondan çok daha önemli konularda, içeriği çıkaranlarca dahi bilinmeyen kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin, “bunlar kanundan çok ferman” gerekçesiyle veto edilebilseydi!..
Ha gayret!..
Benzer birkaç çıkış daha bekliyoruz sizden!.. Demokrat olmak üzeresiniz!..  
******
Bişeyler oluyor!...
Hem de alışık olmadığımız bişeyler!..
Kazan kaldıran kaldırana… Düşünceme ipotek koydurmam!” diyerek Cumhurbaşkanına destek veren Bakan’dan tutun da, sadakatla liyakat kazanmış ve bu güne kadar, sadakatında bir kusur eylememiş gazetecisine varana kadar… “Kaldırılan kazanın” gümbürtüsü, “hasta” sultana kadar ulaşmakta!..
Duyulmuş bişey mi şöyle bir cümle; hem de yandaştan… Kurt kocadı mı yoksa!?.. diye düşünmekten alamıyoruz kendimizi..
“ …. Başbakan Erdoğan’ın medya üzerinde gitgide uzamış olan gölgesi yatıyor.”
Cümlecik bu kadarla bitse neyse… Devam ediyor;
”Özellikle patronlar üzerinden medyaya vuran bu gölgenin Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünü fiilen olumsuz yönde etkilediği bir gerçek...
Ve bu gerçeği en iyi, medya sahipleri ile birlikte gazete ve haber kanallarının yöneticisi durumundaki meslektaşlarım biliyor. Çünkü bunu yaşıyorlar. Ama bundan ibaret değil mesele. Başka boyutları da var.

Bunların başında, kendi başına cezaya dönüşen tutukluluk halleri ve uzayıp giden yargı süreçleri yer alıyor. Mustafa Balbay, 1000 günü geçti. Tuncay Özkan... Nedim Şener, Ahmet Şık... Doğan Yurdakul... Daha çok isim, daha çok örnek verilebilir.

Bir yandan tutukluluk sürelerinin uzaması, öbür yandan davaların yılan hikâyesine dönmesi hem adalet duygusunu, hem de hukukun üstünlüğü ilkesini fena halde yaralıyor.
Başka örnekler de var: Hapisteki gazeteciler... Sayıları 60’ı geçti, 65’e vardı.
Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü denildiğinde, Ak Parti ve hükümet  sözcülerinin ‘hapisteki gazeteciler’ konusunda yaptıkları açıklamalar pek öyle inandırıcı olamıyor.

Bu bakımlardan, örneğin Cumhurbaşkanı Gül de rahatsızlığını şöyle belirtti bu yakınlarda:
“Uzun süren tutukluluk sürelerinin cezalandırmaya dönüşmesinden gerçekten rahatsız oluyorum. Basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili cezalar da beni rahatsız ediyor. Türkiye’nin reformist sürecini gölgeleyen bir hal alıyor. Meclis’e gerekli çalışmaları yapması için çağrımı tekrarlıyorum.” (Sedat Ergin, Hürriyet, 3 Aralık 2011, s.24)

Bütün bunlar alt alta sıralandığı zaman Türkiye’de demokrasi ve hukukun halleriyle ilgili hiç de parlak olmayan bir tablo gözler önünde şekilleniyor.

Yazık!.. Yoksa Ankara kriterleri böyle mi?
Eğer böyleyse, teröre inat demokrasi sloganları ya da İslam dünyasına model iddiaları boşlukta kalmayacak mı?
Uzun lafın kısası: Demokrasi ve hukukun halleri iyiye değil, kötüye gidiyor.”
(Not: Merak ettiniz mi bu gazeteciyi!?... Merakta bırakmayalım… Hasan Cemal 8 Aralık 2011 Milliyet)
******
Ha gayret!..
Benzer birkaç çıkış daha bekliyoruz sizden!... Demokrat olmak üzeresiniz!..
Ve bir eklenti!... Eklentinin sonunda, toplum vicdanını sızlatan bu olay herkese duyurulmalı diyordu… ben de görevimi yapıyorum.. M.H.A.
Bu Bir Korku Filmi Değil!
Her meslekten, her yaştan, az önce hepsi başı bağlı, şişman bir kadına bir miktar para ödediler ve kadın onlara tembih etti:
“Kız 13 yaşında, bekâretini henüz kaybetmedi, kaybetmesi bizim başımızı belaya sokar, ona göre muamele edin.”
Her meslekten, her yaştan erkek kalabalığı bu sözler üstüne başını sallıyor.
Onlar ne yapacaklarını bilirler. Onlar erkek!
Teker teker, birbirlerinin sırasını gözeterek odaya giriyorlar.
Ve odaya giren erkekler tekek teker küçük kız çocuğuna, bekâreti zarar görmesin diye…
Bu korku filminin, çok gerçek erkek elemanları kimlerdir, ne iş yaparlar, kızın hikâyesini çok sonraları öğrenen bir yazar, merak ediyor:
İşte yazarın elindeki vicdansizlarin, irz düsmanlarinin listesi: 
Recep Sakız (Kızıltepe Kaymakamlık Yazıişleri Müdürü),
Ersun Erdemir (ordudan irtica nedeniyle ihraç edilen yüzbaşı),
Selman Aydın (devlet memuru),
Enver Adanç (zabıta memuru),
Şeyhdavut Dora (zabıta memuru),
Şeyhdavut Oruç (belediye memuru),
Cuma Uras (Mardin Vakıflar Şube Müdürü),
Mahmut Temelli (Ziraat Odası Başkanı),
Azat Aydın (astsubay),
Ümit Ergin (ilköğretim okulu müdür yardımcısı),
Mehmet Seyitoğlu (veznedar),
Teyyar Salman (Orman İşletme Müdürlüğü şefi),
Hamit Aydın (veznedar),
Hamit Abdulsametoğlu (işyeri sahibi),
Ali Aksoy (serbest meslek),
Ahmet Günay (TEDAŞ işçisi),
Osman Çakır (üniversite öğrencisi),
Harun Uras (muhtar),
Selahattin Kuray (serbest meslek) ve

Meslek belirtmeyen:
Şemsettin Aslan,
Burhan Ertaş,
Şeyhmus Cansin,
Şeydavut Anuk,
Nizam Denli,
Sabri Ajak,
Rıdvan Bayraktar,
Rıdvan Abdulsemetoğlu,
Süleyman Gök…

Doktorlar daha sonraları küçük kız oturabilsin diye tam dört ameliyat yapmak zorunda kalıyorlar.
Mardinli küçük kızın hikâyesini daha sonraları öğrenen yazar, en çok bir ifadede donup kalıyor:
Yukarıdaki adları ve meslekleri belli erkeklerden biri, bir işyeri sahibi, işini bitirdikten sonra kıza şöyle sesleniyor:
“Kızım, kusura bakma şeytana uydum; benim de senin kadar bir kızım var. Ramazanda bana gel de karnını doyurayım.”
Bu çok erkek beyefendiler, işin kolayını da bulmuşlar, işte asıl korku filmi burada başlıyor: Ramazanda bir kap yemek, cuma namazında bir rekat namaz ve işi şeytana havale ederek, pür-pak evlerine, işyerlerine ve kahvelerine dönecekler!
Öyle ki memurların haklarında işlem yapılmayacak, şube müdürleri, oda başkanları, zabıta memurları Mardin’in sokaklarında başları dik dolaşacaklar!
Çünkü bu ülke fazlasıyla erkek. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 13 yaşında 26 erkeğe satılan küçük kızın, bu kişilerle “kendi rızasıyla” birlikte olduğu yorumu, anlı şanlı Yargıtay’ın 14. Ceza Dairesinde onay gördü.
(Kararı veren Yargıtay 14.Ceza Dairesi'nin 11 üyesinden 8'ini AKP'li yeni HSYK atamıştı.)
Ey ağır ceza mahkemesi hâkimleri, Yargıtay üyeleri, bu verdiğiniz kararla siz de bu korku filminin ana kahramanlarının yanında yer aldınız.
“Kanunlar böyle” diye kestirip atmayın, küçücük bir kız çocuğunu savunamayan hukuk ve sizlerin bunun arkasına sığınmanız, bu korku filminin en utanç verici bölümü.
Hukuk, yazılı kanunların, insan haklarına uygun uygulanmasından başka nedir ki? Hukuk fakültelerinin birinci dersinde bu öğretilir.
NOT : BU ILETININ IBRETI ALEM ICIN BÜTÜN TÜRKIYE'DE DOLASMASI GEREKIR. TOPLUMUN VICDANINI SIZLATAN BU OLAYA SAHIP CIKMAK NAMUSLU VE DÜRÜST INSANLARIN GÖREVIDIR....İ.R.            


[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>