YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







BİR ANALİZ, AMA YORUMSUZ …
/**/ Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 17/10/2011 | Saat: 22:22

Bizi yönetenlerin değişik isimler verdiği bir sorunu var ülkemizin, Kürtçülük… Öyle eylemler ve söylemler duyuyoruz ki, bu topraklarda böyle şeylerin nasıl yaşanabilir olduğuna akıl erdiremiyorum.

Ekim ayının ilk yarısına bu günden geriye giderek bir göz atalım birlikte, bakalım bu konuda ne gibi olaylar ön plana çıkmış.

16 Ekim 2011 Pazar günü'BDP'Yİ KAPATAMAZLAR' başlıklı bir haber(http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=285706). 'Emek-Özgürlük Demokrasi Bloku'nun öncülüğünde çatı parti oluşumunun ilk adımı niteliğinde Ankara'da başlayan kongrede, demokratik özerkliğin yanı sıra vicdani ret hakkı talebi de tüzükte yer almış. Haber şöyle: BDP’nin de aralarında yer aldığı “Emek-Özgürlük Demokrasi Bloku”nun öncülüğünde çatı parti oluşumunun ilk adımı niteliğindeki kongre girişiminin Türkiye Kongresi’nde, girişim tüzüğüne de BDP ve Demokratik Toplum Kongresi’nin tüzüğünde yer alan “demokratik özerklik” konuldu. ÖDP, Halkevleri, TKP gibi sosyalist kesimin önde gelen parti ve gruplarının “önceliğin emek değil Kürt hareketi olacağı” gerekçesiyle destek vermediği kongre tüzüğünde, demokratik özerkliğin yanı sıra vicdani ret hakkı talebi de yer aldı.

Sol, sosyalist parti ve örgütler, emek, çevre, eşcinsel örgütlerinin katılımıyla toplanan ve 2 gün sürecek olan Kongre Girişimi Türkiye Kongresi, Anadolu Gösteri Merkezi’nde toplandı. Kongreye katılan BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, girişte gazetecilerin BDP’ye yönelik “kapatma davası” girişimleri ile ilgili sorularını yanıtladı. Halktan 3.5 milyon oy alan BDP’nin bu tür oyunlarla kapatılamayacağını belirten Kışanak, “Bu 3.5 milyon insanın oyu demokrasinin bir kriteridir bu. Bunun tersine düşünenlere yazıklar olsun” sözleriyle tepki gösterdi. Kongrede konuşan BDP’li Ertuğrul Kürkçü, “Kürt’ün hakkı için savaşmayana; Arap’ın, Yezidinin, Rumun, Ermeninin hakkı için savaşmayana sosyalist denemez” dedi. BDP’li Sırrı Süreyya Önder de “sayın” diye hitap ettiği Abdullah Öcalan’ı selamlarken KCK operasyonlarını eleştirerek “Efendim yeni bir devlet tasavvur ediyormuşuz. Eskisinden ne gördük ki arkasından ağlayalım. Yere batsın sizin devletiniz. Elbette ki yeni bir sistem yaratacağız” diye konuştu.

15 Ekim 2011 Cumartesi günü Adana’da yaptıkları İl Kongresinde BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, tutuklu BDP'lilerin serbest bırakılmasınının müzakerenin gerçekleşmesinin en önemli olanağını yaratacağını belirtmiş, en gerçekçi barış yolunun, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması, İmralı'nın boşaltılmasından geçtiğini söylemiş.

'MÜZAKERE İÇİN TUTUKLU BDP'LİLER VE ÖCALAN BIRAKILSIN' başlıklı haber (http://www.cumhuriyet.com.tr/?kn=6&hn=285620) şöyle:

Partisinin Adana İl Kongresi’nde konuşan BDP Eş Başkanı Demirtaş, terör örgütü PKK’nin kent yapılanması olduğu belirtilen KCK-TM’ye yönelik operasyonda belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu birçok BDP’linin tutuklanmasına tepki gösterdi. AKP hükümetinin yargı eliyle kendilerine yönelik operasyonlar başlattığını belirten Demirtaş, KCK operasyonlarının doğrudan BDP’yi ve yöneticilerini hedef alan siyasi operasyonlar olduğunu söyledi. Hukukun ayaklar altına alındığını ifade eden Demirtaş, “Her gün arkadaşlarımızı evinden, partiden toparlayıp tutuklayarak bizi teslim alacağını sanıyorsan, o günleri çok beklersin. 50 bin defa AKP tükenir ama BDP tutuklamakla tükenmez. BDP bu hukuksuzlukla ortadan kalkmaz. KCK operasyonlarını parti kapatmanın gerekçesi yapmak istiyorlar. Bugüne kadar parti kapatılarak bir çözüm elde edilemedi. Kürt halkı özgür olmadıkça Türk halkı özgür olamaz. Bu günlerde gece gündüz açıklanan zamlardan her kim şikayetçiyse, her gün boş yere bombalanan Kandil’i görecekler öncelikle. Bilin ki cebinizden çıkan paralar işte bu şekilde dağ taş bombalanarak harcanıyor. O sınır ötesi tezkereye ‘evet’ diyenler, bu zamlara itiraz edemezler, barıştan söz edemezler” dedi.

12 Ekim 2011 Çarşamba günü de yine BDP Eşbaşkanı Demirtaş, Öcalan’a tecrit uygulamasına karşı düzenlenen Gemlik yürüyüşünün zor kullanarak engellenmesine tepki göstermiş “Eğer devlet buysa biz bu zorba devleti tanımıyoruz” demiş.

DEMİRTAŞ’TAN SERT AÇIKLAMA: BU DEVLETİ TANIMIYORUZ başlıklı haberde (http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/12/w/c0407.html) diyor ki:

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan’a “tecrit” uygulamasını protesto ettikleri Gemlik yürüyüşünün engellenmesi ve polislerce Eşbaşkan Gültan Kışanak’a “ben devletim” denilerek şiddet uygulanmasına sert tepki gösterdi. Demirtaş, “Devlet buysa biz bu devleti tanımıyoruz, bu zorba devleti tanımıyoruz” dedi. Demirtaş, “Tek çözüm Öcalan’a ev hapsidir” görüşünü savundu.

Demirtaş, dün partisinin grup toplantısında, Gemlik yürüyüşünün engellenmesini “barışın engellenmesi” olarak nitelendirdi. AKP hükümetinin uyguladığı politikaların 1980, 90’lı yıllardan farklı olmadığını belirten Demirtaş, “Gidip Kenan Evren’i Tansu Çiller’i dinleyin bize ne yaptıklarını anlatsınlar size” diyen Demirtaş, 90’larda “ben devletim” diyenlerin insanların ensesine “sıktığını”, köylerini yaktığını, bugün de “ben devletim” diyenlerin karşılarına çıktığını ifade etti. Demirtaş, “Devletsen halka hizmet edeceksin; başka bir devlet anlayışını tanımıyoruz. Zorba devleti tanımıyoruz. Böylesi bir devlet anlayışının meşruiyeti bizim nazarımızda yoktur” dedi.

Öcalan’a “tecrit” uygulamasına tepki gösteren Demirtaş, “İmralı’da tutuklanan bir şahıs değildir, çözüm iradesidir, bir halkın iradesidir” diyen Demirtaş, sorunun çözümü için “ev hapsinin şart olduğunu” söyledi.

10 Ekim 2011 Pazartesi günü Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmemesini protesto için Gemlik’te yürüyüş yapılması planlanmış. Protesto amacıyla TUHAD-FED, DTK ve BDP tarafından Bursa’nın Gemlik ilçesine yapmayı planladığı yürüyüşü valilik yasaklıyor Bursa ve çevre illerde geniş güvenlik önlemleri alıyor. BDP Yalova il binası önünde bir basın açıklaması yapan BDP İl Başkan Yardımcısı Evrim Öztürk, “Hiçbir şeyden korkmadan onurluca demokratik direniş hakkımızı kullanacağız” diyor.

İMRALI GERGİNLİĞİ TIRMANIYOR başlıklı haberin ‘Barış Yolu İmralı’da’(http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/10/w/c0807.html) alt başlıklı kısmında şu bilgiler var:

Yürüyüşe izin verilmemesi nedeniyle BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak ile 15 milletvekili Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda oturma eylemi başlattı. Demirtaş, “Partililerimiz ve halkımız üzerinde, 12 Eylül faşizmini aratmayacak bir baskı yaşıyoruz. AKP gibi düşünmeyen herkese düşman muamelesi yapılıyor” dedi. Barış için mücadele ettiklerini ifade eden Demirtaş, “Bugün artık barışa giden en önemli yol İmralı’dan geçiyor. Öcalan’ın özgürlüğünün tartışılmasının önünün açılmasının günü gelmiştir” diye konuştu. Hakkâri’deki basın açıklamasında konuşan Hakkâri BDP Milletvekili Esat Canan da “Sayın Öcalan’ın üzerindeki bu baskının, bu tecritin kaldırılması tüm halkımızın talebidir. Barışın yoludur” dedi. Açıklamanın ardından kalabalık arasından ayrılan yaklaşık 100 kişilik bir grup yürüyüşe geçmek istedi. Polis, yürüyüşe izin vermeyince göstericiler polisi taşladı. Polis ise göstericileri dağıtmak için gaz bombası kullandı. Şırnak’ın Cizre ilçesinde yapılan protesto gösterisinde de olaylar çıktı. Olaylarda 13 kişi yaralandı, gaz bombası isabet eden bir evde yangın çıktı. İstanbul’da da bir grup BDP’li AKP Fatih İlçe Başkanlığı’na siyah çelenk bırakmak istedi ancak izin verilmedi. BDP İstanbul İl Başkanı Hüseyin Çalışçı, amaçlarının kardeşlik ve barış olduğunu, polisin tutumunun hukuk devletine yakışmadığını söyledi.

‘Soytarı kılıklı’

BDP Van BDP Milletvekili Özdal Üçer ise Diyarbakır’da polis ile BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken arasında geçen tartışmayı eleştirdi. Türkiye’de artık faşist bir polis devletinin yapılandığını öne süren Üçer, “Kim olduğu belli olmayan soytarı kılıklı biri, bir milletvekilinin yakasına yapışarak ‘devlet benim’ diyor. Eğer devlet senin gibi soytarılarsa yerin dibine batsın bu devlet” dedi.

09 Ekim 2011 gününde de Hasip Kaplan’ın “SİZ ŞIMARTTINIZ” sözleriyle verilen ABD Büyükelçiliği’nden bir heyetin ziyareti hakkında bir haber var (http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/09/w/c0403.html . Haber şöyle:

TBMM’ye “dönüş” sonrasında yoğun bir “temas trafiği” yürüten BDP’yi geçen cuma günü ABD Büyükelçiliği Türkiye masasından bir heyet ziyaret etti. BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ile Meclis’teki odasında görüşen heyet, BDP’nin Meclis’e dönüş kararı, yeni anayasa çalışmaları konusundaki tavrı ve son siyasi gelişmelerle ilgili görüş alışverişinde bulundu. Edinilen bilgiye göre Kaplan, KCK operasyonları kapsamında partisine dönük gözaltı ve tutuklama operasyonlarını eleştirirken, Türkiye’de yeni anayasa çalışmaları sürecindeki “yol temizliği” yapılması gerektiğini bu konuda hazırladıkları “mini demokrasi” paketi konusunda bilgi verdi. Amerikan heyeti ise BDP’nin Meclis’e dönüşü ve yeni anayasa çalışmalarına dikkat çekerek, “Sorunun çözümü konusunda bir fırsat var” değerlendirmesinde bulundu. Bunun üzerine Kaplan, “Öyle diyorsunuz ama fırsatı dinamitlediler. Hükümete fazla cesaret verdiğiniz için biz yemin ettikten hemen sonra operasyonlar başladı” dedi. ABD heyetinin terör konusundaki hassasiyetlerini aktarmaları üzerine de Kaplan, “Hamas’ı terör listesinin başına yazmışsınız, ama Başbakan görüşüyor. Erdoğan’ı siz bu kadar şımarttınız” karşılığını verdi.

Görüşmede ABD heyeti Kürt sorununun çözümü için BDP’nin önerileri ve IRA modeline nasıl baktığı konusunda da görüşlerini sordu. Çözüm için her modeli tartışmaya hazır olduklarını belirten Kaplan, “Biz her şeye varız, ama Tayyip Erdoğan, Tony Blair kadar cesur mu? Bundan endişelerim var” değerlendirmesini yaptı

Tutuklu milletvekillerinin de gündeme geldiği görüşmede, insanların ihbar mektupları ve doğruluğu tartışmalı telefon dinlemeleri ile yıllarca cezaevinde tutulduğunu belirten Kaplan, ABD heyetine, “Bakın burada konuştuklarımızı da Başbakan dinliyor, ona göre!” diye espri yaptı.

08 Ekim 2011 tarihli GEMLİK GERİLİMİ BÜYÜYOR - Öcalan yürüyüşü yasaklandı başlıklı haber Abdullah Öcalan’ın 2 aydır avukatlarıyla görüştürülmemesi nedeniyle düzenlenmek istenen yürüyüşün Bursa Valiliği tarafından yasaklandığını TUHAD-FED’in ise geri adım atmayacağını bildiriyor (http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/08/w/c0609.html). Haber şöyle:

Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 2 aydır avukatlarıyla görüştürülmemesi nedeniyle, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD- FED) tarafından yarın Gemlik’te düzenlenmek istenen yürürüş Bursa Valiliği tarafından yasaklandı.

Basın toplantısı düzenleyen Bursa Valisi Şahabettin Harput, yürüyüşle ilgili valiliğe bugüne kadar resmi olarak, yazılı bir bildirimde bulunulmadığını belirtti. Bu başvurunun eylemden 48 saat önce yapılması gerektiğini ifade eden Harput, “Böyle bir yürüyüş, hiçbir soruna çare getirmeyeceği gibi çok vahim sonuçlara da yol açabilecektir” diye konuştu. Yürüyüşün planlandığı 9 Ekim’den bir gün önce ve bir gün sonra kentte yapılması planlanan bütün yürüş ve gösterilerin valilikçe yasaklandığını ifade eden Harput, yasak kararına karşın yürüyüşün gerçekleştirilmesi durumunda ne yapılacağı sorusu üzerine, “Tedbir olarak alınması gereken ne varsa hepsini aldık. Kararlara uymayan ve ısrarla suç işleme teşebbüsünde bulunan insanlara karşı devlet olarak hukukun içinde kalarak, kendi yetkilerini kullanmak suretiyle bu kararı uygulayacaktır” dedi.

TUHAD-FED yürüyüşte ısrarlı

TUHAD-FED yetkilileri ise geri adım atmayacaklarını belirterek, katılımcıların bugün yola çıkacağını belirtti. Terör örgütü PKK’nin kent yapılanması KCK de pazar günü düzenlenen yürürüşle ilgili yaptığı açıklamada toplumsal eylem çağrısında bulundu. Fırat Haber Ajansı’nda yapılan açıklamada AKP’nin Kürt sorununun çözümünde şiddet politikasına geri döndüğünü belirtilerek, “topyekün direniş” çağrısında bulunuldu.

07 Ekim 2011 tarihinde de Demirtaş’ıngözaltıları protesto ettiği ve “Ülkeye barış AKP ‘ye rağmen gelecek” sözleri var. “BDP’LİLERİN GÖZALTINA ALINMASINI PROTESTO ETTİ” başlıklı haber KCK’ye yönelik operasyonlarla ilgili (http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/07/w/c0502.html):

İstanbul’da PKK’nin şehir yapılanması KCK’ye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 43 kişiden 41’u tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edildi.

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemleri tamamlanan 43 kişi, yoğun güvenlik önlemleri altında dün adliyeye getirildi. Soruşturmayı yürüten İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılarına ifade veren zanlılardan 2’si serbest bırakıldı, 41 kişi isi tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edildi.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, milletvekilleri Pervin Buldan, Ertuğrul Kürkçü, Sebahat Tuncel, Erol Dora, Sırrı Süreyya Önder, sanatçı Ferhat Tunç ve çok sayıda partili BDP Bağcılar İlçe Binası önünde parti yöneticilerinin KCK operasyonunda gözaltına alınmalarını protesto etti. Demirtaş, burada yaptığı açıklamada Türkiye’de etnik bir çatışma çıkarılmak istendiğini belirterek, “Kürtleri şeytan gibi gösterip taşlatmak istiyorlar. Kürtler bu tuzağa gelmedi Türk kardeşlerimiz de gelmesin. Bu ülkeye barış ve kardeşlik AKP’ye ve ABD’ye rağmen gelecek. Bundan sonra, barışın peşinden koşmak, barışı kovalamak zorunda olan AKP’nin kendisidir. Çünkü biz direnişteyiz, çünkü biz alanlardayız. Dilene dilene değil, direne direne kazanacağız” dedi.

Bir gün önce de 06 Ekim 2011 tarihinde aynı Ahmet Türk’ün sözleri gazetelerde yer alıyor. “AHMET TÜRK’TEN ‘SERHİLDAN’ ÇAĞRISI” başlıklı haberde (http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/06/w/c0403.html) diyor ki:

Diyarbakır’da KCK operasyonlarını protesto eden gruba seslenen DTK Genel Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, hükümetin ve Başbakan’ın savaş kararı verdiğini savunarak “Bugün halkımız her zamankinden daha güçlü bir direnişle özgürlük için serhildanlar (başkaldırı) yaratacaktır” dedi.

Ahmet Türk, Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk, BDP milletvekileri Altan Tan, Ayla Akat Ata, Nursel Aydoğan ve Emine Ayna’nın da aralarında bulunduğu 500 kişilik grup BDP Diyarbakır il binası önünde bir-araya geldi. Grup yürüyüş yapmak isteyince önlem alan polis izin vermedi. Su sıkan polis panzerinin önüne geçen Ayla Akat Ata’yı partililer sakinleştirdi.

Polisin yürüyüşe izin vermemesi üzerine BDP otobüsü üzerinden kalabalığa seslenen Ahmet Türk, KCK operasyonlarını eleştirerek “Bu demokratik siyasete karşı direnen, özgürlük isteyen halka karşı yapılan bir operasyondur. Kürtlerin tasfiye edilmesidir. Bugün ‘mücadelenin yeri demokratik siyasettir’ diyenler, utansın. Bugün halkımız her zamankinden daha güçlü bir direnişle özgürlük için, özgür gelecek için, serhildanlar (başkaldırı) yaratacaktır” dedi.

Aynı gün “ANKARA’DA YOĞUN TRAFİK” başlığıyla yer alan haberde BDP’nin (http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/06/w/c0402.html) Ahtisaari’ye çözüm planı sunduğu yazıyor:

Açık Toplum Vakfı tarafından desteklenen ve “akil adamlar” olarak da adlandırılan bağımsız Türkiye Komisyonu Başkanı, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari başkanlığındaki heyet, Ankara’da bir dizi siyasi temasta bulundu. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis’te kabul ettiği heyete, Kürt sorununun çözümü konusundaki önerilerini sundu.

Başta Kosova ile Filistin olmak üzere çatışmalı bölgelerde “arabuluculuk” rolü üstlenen Martti Ahtisaari ve beraberindeki heyet, dün Ankara’da önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP Genel Başkanı Demirtaş ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü.

Demirtaş, Meclis’te kendisini ziyaret eden Ahtisaari başkanlığındaki heyete, Kürt sorununun çözümü konusundaki önerilerini içeren bir dosya sundu. Dosyada, hem Türkiye’nin AB sürecinin hızlandırılması hem de “çatışmalı sürecin sona erdirilmesi” için şu önerilere yer verdiği öğrenildi:

“BDP ile anayasa ve reformlar konusunda müzakereler yürütülmeli. Ateşkes ve silahsızlanma konusunda Öcalan ve PKK muhatap alınmalı ve müzakere yürütülmeli. Akil insanlar komisyonu oluşturulmalı. Sivil kişilerden oluşacak olan bu komisyon ilk iki maddenin yaşama geçirilip geçirilmediğini kontrol etmeli. Ayrıca Meclis’te de bir hakikatleri araştırma komisyonu kurulmalı.”

05 Ekim 2011 tarihinde ise “CENAZEDE 150 GÖZALTI” haberinde (http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/05/w/c0611.html) terörist cenazesinin Öcalan gösterisine dönüştüğü yazıyor:

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde ölü ele geçirilen terör örgütü PKK’nin Kahramanmaraş sorumlusu ‘Rojhak’ kod adlı Sadık Kaya’nın Mersin’deki cenazesi Abdullah Öcalan lehine gösteriye dönüşünce, çıkan olayları polis güçlükle bastırdı. Polis, aralarında BDP’li yöneticilerin de bulunduğu 150 kişiyi gözaltına aldı.

Bugünden geriye doğru giderken BDP’nin tüm çalışmalarını artık çok açık biçimde Öcalan üzerinde odaklandırdığı görülüyor. Parti yetkililerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti hakkındaki sözleri ise insanın yüreğini sızlatıyor, içini acıtıyor.

Bunlar nasıl bu kadar cüretkar olabiliyorlar denirse 04 Ekim 2011 tarihli gazetelerde ‘A’DAN Z’YE YALAN’ DİYEN ERDOĞAN’A YANIT - ELÇİ: PROTOKOLÜ BAŞBAKAN BİLİYOR başlıklı haberi hatırlamak gerek. Söz konusu haberdeBDP Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi, devlet adına görüşmeyi yapanlarla Öcalan arasında bir protokol yapıldığını belirtiyor ve bunun Başbakan’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini söylüyor. Haber şöyle: (http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1110/04/w/c0504.html)

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Görüşmeyi protokol diye yansıtıyorlar. A’dan Z’ye yalan. Devletle İmralı arasında yazılı protokol yok” açıklamasına, BDP Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi’den “Protokol var. Başbakan’ın bilgisi dahilinde” yanıtı geldi. Elçi, “Devlet adına görüşmeyi yapanlarla Öcalan arasında bir protokol yapıldı. Öcalan, Kandil’in ve Başbakan’ın onaylamasını istedi. Başbakan’ın haberi de var. Başbakan onaylamadı” dedi.

Elçi, Başbakan Erdoğan’ın Öcalan’la protokol yapılmadığına ilişkin açıklamalarını, “Tabii Sayın Başbakan, ‘protokol var’ diyemez. O yüzden bu açıklamayı yapıyor” diye değerlendirdi. Elçi şunları söyledi:

“Devlet adına görüşmeyi yapanlarla Öcalan arasında bir protokol yapıldı. Bunu biz biliyoruz. Bundan Başbakan’ın da bilgisi var. Görüşmeciler devlet bürokratları. Kendi başlarına gelin güvey olma şansları yok. Başbakan’ın bilgisi olmadan bu görüşmeleri yapamazlar. Görüşmelerde taraflar arasında protokol düzeyine gelindi, belli konularda anlaşmaya da varıldı. Öcalan’ın söylediği şuydu: ‘Bu protokolü götürün, Kandil ve Başbakan onaylasın.’ Bizim bilgimiz Başbakan’a götürüldüğü, Başbakan’ın onaylamadığı şeklinde. Biz zaten ‘Başbakan onayladı’ demiyoruz, elbette onaylamadı. Başbakan doğal olarak elbette ‘onlara talimat verdim, protokol vardı’ demez, dememesi doğaldır. Protokol, görüşmecilerle Öcalan ve Kandil arasında uyum sonucunda varılan anlaşma noktalarıydı. Öcalan’ın ‘Başbakan imzalasın’ önerisi vardı.”

BDP, PKK ve KCK acaba bu mutabık kalınan ama imzalanmayan protokolün hayata geçirilmesini istiyor olabilir mi? Ya da tüm bu yaşadıklarımız o protokolün bir gereği mi?

Ben yorumlayamadım…



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>