YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







YÖNETENLER VE YÖNETİLENLER…
/**/ Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 13/05/2008 | Saat: 10:27

Sadece Ülkemiz insanına özgü bir davranış biçimi midir bilemem ama yöneten ile yönetilen arasındaki ilişkinin şekli gerçekten ilgi çekicidir. Bizdeki “devlet baba” deyimi de belki bu ilişkiyi ilginç kılan anlayışın bir sonucudur. Tabii, “devlet”i, yani yönetenleri, babanız olarak kabul ederseniz bir çok davranışını da peşinen kabullenmiş olursunuz ve bunu göstermek istersiniz. Bu arada, toplumumuza yerleşmiş olan “babalar hem sever hem döver” deyimini de unutmamak gerekir. Bu davranış biçimini şimdi bir de ”demokratik toplum” kavramı ile birleştirmeyi deneyin bakın neler çıkacak...

Bu konuda Aziz Nesin’in bir hikayesi var: “Adamı Zorla Deli Ederler”. Adam Yayınları’nın Ocak 2005’te ”Özel Basım” olarak yayınladığı kitaba adını veren hikaye. Bu hikayeyi, yayıncının ve Nesin Vakfı’nın hoş görüsüne sığınarak olduğu gibi aktarıyor, yorumu sizlere bırakıyorum.

ADAMI ZORLA DELİ EDERLER

Gözlüklü olanı,

- Arkadaşlar, dedi, bu birdenbire karar verilecek iş degil. iyice düşünüp taşınmak gerekir.

İçlerinden en genci,

- Evet,dedi, çok iyi düşünmeliyiz. Kendi elimizle kendi başımıza püsküllü bela almayalım.

Yüzü çilli adam,

- Önce şunu düşünelim, dedi, biz şimdikinden memnun muyuz?

Hep birden,

- Degilizz! dediler.

O tekrar sordu:

- Neden memnun degiliz?

Gözlüklüsü,

- Deli birader, dedi, herif deli ...

Öbürleri,

- Evet, deli! .. Zırdeli! .. diye tekrarladılar. ..

Çilli adam,

- Tamam, dedi, mesele burada işte. Yeniden bir deli seçmeyelim.

Şişman göbekli adam,

- Bundan onceki de deliydi, dedi.

Gözlüklü,

- Biz bunlar deli diye seçmiyoruz ki ... dedi, akıllı, uslu adamlar diye seçiyoruz. En akıllı bildigimiz sonradan zırdeli çıkıyor.

İkidebir öksüren zayıf ihtiyar,

- Allah Allah... dedi, ne hikmettir bilmem ki, bu makama gelenler degil, bu makama getirdiklerimiz, diye sözü düzeltti.

Genç olanı,

- Makamın ne kabahati var? dedi. Anlaşılan bunlar aslında hep deli, ama delilik yapmaya fırsat bulamıyorlar. Biz başımıza geçirince fırsat bu fırsat diye işi azıtıyorlar.

Sıska ihtiyar,

- İster eskiden olsun, ister sonradan ... Benim bildiğim bunların hepsi deli çıkıyor, şimdiye kadar bir akıllısını göremedik, deli.

Çilli adam,

- Yahu, şöyle böyle diyorsunuz ama, bu adam benim aşağı yukarı otuz yıllık arkadaşım. Biz bunu başkan yapmadan önce deliliği falan yoktu, dedi.

- Olabilir ... Her deli, anadan doğma deli olmaz ya ... Demek delirmek için kendisini başkan yapmamızı beklemiş.

Gözlüklü,

- Onu bunu bırakın, dedi, eskisi geçmiş. Bu kez kimi başkan yapacağız?

Her biri bir ad ortaya attı. Bütün adlara karşı konuldu. Yeni seçilecek başkan hem deli

olmayacak, hem de seçildikten sonra delirmeyecekti.

Belki yüz ad saydılar. Hiçbirini gözleri tutmadı. Gözlüklü adam.

- Tamam, dedi, benim aklıma geldi. Rasim Bey'e ne dersiniz?

- Allah için namuslu adam.

- Hem namuslu, hem terbiyeli, hem de alçakgönüllü ...

- Kimsenin malında gözü yok, iyiliksever.

- Bilgili, tokgözlü, toksozlü ...

- Çalışkan, tecrübeli ...

Rasim Bey'i öve öve bitiremiyorlardı.

Şişman, göbekli adam,

-  Benim bildiğim, Rasim Bey, başkan olmak istemez! dedi.

Sıska ihtiyar,

- Evet, dedi, ben onu çocukluğundan beri tanırım. Hiç sanmam ki başkan olsun.

Çilli,

- Olmaz, dedi, imkanı yok olmaz. Böyle işlere burnunu sokmak istemez.

Genç adam,

-         Kabul etmez! dedi.

Gözlüklü bağırdı:

- Peki, ne yapalım? Ben de biliyorum olmaz ama, söyleyin de; öyle yapalım. Bir adam bulduk işe yarar, o da kabul etmeyecek. Bu toplantıda konuşanların. gösterdigi adayın kazanmaması olanaksızdı. Halkın onlara büyük güveni olduğundan, kimi seçin derlerse, halk onu seçerdi.

Hep birden kalkıp Rasim Bey'in evine gittiler. Durumu anlattılar. Kimi başkan yapmışlarsa, sonunda ne mal olduğu anlaşılmıştı, Hepsi deli çıkmıştı.

Rasim Bey,

- Bana ne kastınız var? dedi. Beni de delirtmek mi istiyorsunuz

- Estagfurullah. Sen aklı başında bir insansın. Bu işi senden rica ediyoruz-

- İmkansız, yapamam.

- Bu bir memleket görevi Rasim Bey.

- Milletin umudu sizde RasimBey ...

- Halka hizmet. ..

- Vatan işi bu Rasim Bey ...

O denli üstelediler ki, sonunda Rasim Bey,

- Bir şartla kabul ederim, dedi.

- Söyle,emret. ,

- Bütün şartlarını peşin peşin kabul ediyoruz.

Rasim Bey, .

-         " Şartım şu, dedi. Bakın açık söylüyorum. Sonradan söylemedi demeyin. Dalkavukluk istemem. Ziyafet miyafet istemem, kimse beni şişirmeyecek. Beni öve öve göklere çıkarmayacaksınız

-         Benim için nutuklar vermeyeceksiniz. Nasıl? Yapabilir misiniz? Ben de insanım. Beni baştan çıkarmak yok, kabul mu?

-         Kabul! .. diye bağırdılar.

-    Gördün mü namuslu insanı?

-         Aklı başında adam böyle olur işte

-    Aşkolsun şu Rasim Bey'e ...

Rasim Bey seçimi kazandı, başkan oldu. Daha o sabah evine elliyi aşkın tebrik telgrafı geldi. Bir tanesini açtı, okudu:

-         "Pek muhterem ve memleketimizin en degerli, güzide evladı, pek Sayın Bay Rasim" diye başlıyordu. Öbür tebrik telgraflarını okumadı.

-         Allahım, sen beni koru! .. diye Tanrıya yalvardı.

Az sonra kapı çalındı, Gözlüklü adam, elinde büyük bir çiçek demetiyle geldi. Eğilerek tebriklerini sundu. Rasim Bey suratını astı,

-         Bunların ne gereği var? dedi.

Biraz soma, sıska ihtiyar, bastonuna dayanarak, bir elinde büyük bir çiçek demetiyle geldi. İki büklüm, Rasim Bey'in ellerine sarıldı. Rasim Bey suratını astı, sert ve soğuk,

-         Zahmet ettiniz! dedi.

Genç olanı, çi1li adam, şişman göbekli, sırayla geliyorlar, tebriklerini, saygılarını sunup gidiyorlardı.

Rasim Bey,

- Allahım sen koru Tanrım! diye dua ediyordu.

Şerefinize ziyafet var! diye haber geldi. Rasim Bey, gitsem mi, gitmesem mi, diye düşünürken, kapıya araba dayandı. Salon, saray salonu gibi donatılmıştı. Kırk kişilik sofrada vazolar, çiçekler, şamdanlar, neler neler yoktu.·

Gözlüklü adam, kadehi elinde ayağa kalktı. Önce seçim başarısını kutlamakla söze başlayıp Rasim Bey'e döndü:

-  Ey büyük zeka!... Ey eşsiz adam, Ey harika insan. Senin yapıcı zekanla kısa zamanda …

Yüzü kıpkırmızı olan Rasim Bey sofradan kalktı, öfkeyle evine döndü, içinden bu ders onlara yeter diyordu.

Ertesi gün, işinin başına gitmek için evinden çıktı. Bir de baktı ki, sokakta bir şenlik... Evinin kapısından belediye dairesine kadar yola halılar serilmiş. Davullar, zurnalar çalıyor. Defne dallarıyla her yan donanmış. Okul çocukları yollara dizilmiş. Bir alkışkoptu.

- Yaşa!

Genç adam, şehir bandosunun davulcusuna bağırıyordu:

- Daha kuvvetli vur!

Çocuklara bağırıyordu:

- Daha kuvvetli bağır!

- Yaşaaaa ...

Yollarda kurbanlar kesiliyordu. Anayolun ortasına defne dallarıyla süslübir tak yapılmış, üstüne, "Yeni başkanımız, çok yaşa!" yazılmıştı. Kürsüye çıkan şişman göbekli adam nutka başladı

- Çalışkanlığı, doğruluğu,işbilirliği, yurtseverligiyle bütün hemşerilerin kalbinde sarsılmaz bir yer almış olan yeni başkanımız ...

Hiddetten kıpkırmızı olan Rasim Bey ileri atıldı. şişman, göbekli adamın okuduğu kağıdı elinden çekip aldı, yırttı.

- İstemem böyle şey! diye şişman adamı tersledi.

Çilli adam,

- Yurttaşlar! diye bağırdı, şu alçakgönüllülük örneği hareketi kimde gördünüz? Yaşasın yeni başkanımız!

- Yaşasın.

Yoğun bir alkış koptu. Yeni başkan alkışlardan, yagmurdan kaçar gibi koşarak kendisini büyük yapıya attı. Salon, gelenlerle dolup taşıyordu·.

Elleri göbeginde bağlı genç adam,

- Bir emriniz var mı, sayın başkanım? dedi.

Sıska ihtiyar,

- Hiçkimse şimdiye kadar bu makama sizin gibi yakışmamıştı, dedi.

Başkan,

- Vallahi, billahi istifa ederim! diye bağırdı, çıkın dışarı.

Odadakiler, iki büklüm eğilerek geri geri gittiler:

- Başüstüne!...

- Emredersiniz, çıkalım!

Rasim Bey başını salladı, lahavle çekti.

Çilli adam,

- İstirahat buyurun Beyefendi! dedi.

Gözlüklü,

- Siz bilirsiniz ama, ilk günden bu kadar yorulmasanız iyi olur efendim! dedi.

Başkan,

- Defolun. diye bağırdı.

Çalışma olanağı yoktu. Dışarı çıktı.

Genç adam,

-   Çekilin. Başkanımız geliyor! Yol açın diye halkı dağıttı.

Rasim Bey evine kapandı! O gün hiç dışarı çıkmadı. Ertesi sabah, orada çıkan iki yerel gazeteyi getirtti. Gazetelerde kocaman resimleri basılmıştı. Biri "Hemşerilerinin övündüğü büyük zeka", öbürü "Dünyanın en çalışkan başkanı" diye yazıyordu. Bütün gazeteler onun övgüleri ile doluydu.

Akşam otomobilinin kapısına geldiler:

- Bugün gelen oyuncu kızlar, evinize mi gelsinler, yoksa zatıaliniz gazinoyu teşrif eder misiniz?

Rasim Bey,

-  Ben gelirim, dedi.

Gazinoda genç adam,

-   Aynı havayıteneffüs etmekle mutluluk duyduğumuz Sayın Başkanımız.. diye başladı, yarım saat konuştu.

Rasim Bey onu susturmuştu ki, arkadan gözlüklü başladı:

- Ne kadar mutluyuz ki, böyle erdemli bir başkanımız...

Rasim Bey gülümsüyordu.

Aradan bir yıl kadar geçti... Gözlüklü, genç adam, şişman, göbekli, sıska ihtiyar yine toplanmış konuşuyorlardı:

- Biz bununla başa çıkamayız arkadaşlar!...

- Bu hepsinden baskın çıktı. Biz başkan seçmemişiz, başımıza bela satın almışız.

- Deliyle başa çıkılmaz birader...

- Mağrur, küçük dağları ben yarattım diyor.

- Bu ne burnu büyüklük?

- Deliler böyle olur.

- Peki ne yapacağız? Yeni seçimlere kadar bu deliyi başımızda çekecek miyiz?

- Yok canım ne diye? Herif tımarhanelik deli işte, doğduğu evi müze yaptırıyor. Meydana heykelini diktirmeye kalktı.

- Dün birinin suratına tükürmüş.

- Geçen gece de rakı masasının üstüne çıkıp çiftetelli oynadı.

- Peki, ne yapacağız bu zırdeliyi?

- Yapılacak şey, bunu doktora muayene ettirip bir deli raporu almak, sonra da tımarhaneye göndermek.

Gözlüklü,

- Vakit kaybetmeyelim, belki birisinin üzerine atılır, elinden bir kaza çıkar, dedi.

- Evet, evet... Çok doğru.

- Yarın sabah erkenden, bağlatalım, tımarhaneye gönderelim. O zaman yeni seçimlere gideriz.

- Peki, şimdi kimi başkan yapacağız?

- Aman arkadaşlar! Dikkatli olalım, hiçolmazsa bu kez aklı başında birini seçelim.

- Doğru... Bu delilerden bıktık vallahi!...



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (2) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>