YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Orta Toros Dağlarında Kestane Yetişir mi?
/**/ Yazar: BAYRAM HASAN YİĞİT | Tarih: 25/09/2010 | Saat: 21:34

Takvimler 8 Kasım 2009 Pazar gününü gösteriyordu. Saat 09:00 sularında uyandım. Yataktan kalkıp, pencereden dışarı baktım. Serdivan / Sakarya’da sık yaşanan sisli ve hafif çiseleyen yağmur vardı dışarıda. Serdivan stadyumuna gidip biraz yürümeyi düşündüm. Çiseleyen yağmur bu düşüncemden vazgeçirdi beni. Tekrar yatağa dönüp, baş ucumda bulunan Prof. Dr. Hikmet Birand’ın “Alıç Ağacı ile Sohbetler” (Tübitak Yayınları : 12. Basım) kitabını okumaya başladım. Kitabın 231. sayfasıdaki aşağıdaki dialog dikkatimi çekti. Bu satırların altını çizdim ve bu sayfayı daha sonra kolay bulabileyim diye, sağ üst köşesini katladım.

-         Ya... demek kestane de var Ege’de?

-         Niçin olmasın, kestane de Akdenizli değil mi! Ama sulak kesimlerde yetişebilir. Bornova’nın ardındaki Nif dağında kuytu bir vadide küçük bir kestane ormanı bile var. Meyveleri için köylüler koruduklarından güzel bir ormancık halinde hala duruyor.

Kitabı okumaya devam ettim. Ama aklımı “kestane Akdeniz’li değil mi” sorusu tırmalamaya başladı. Bende Akdenizli’yim, ama Akdeniz’de hiç kestane ağacı görmedim diye düşünmeye başladım. Birkaç sayfa okumaya devam ettim. Ama takip eden sayfalarda dikkatimin dağıldığını farkettim ve kitabı başucumda bulunan komidinin üstüne koydum. Yatakta uzanmaya başladım. İşte; içimden geçen dialoglar:

-         Kestane Akdeniz’li...

-         Bende Akdeniz’liyim ....

-         Adana, Mersin, Osmaniye, Maraş ve Antep’i gezip, gördüm...

-         Tufanbeyli, Saimbeyli, Feke, Kozan, İmamoğlu, Kadirli, Düziçi, Bahçe, Ceyhan, Karataş, Karaisalı, Pozantı, Tarsus, Erdemli, Silifke, Anamur...  ilçelerini dolaştım.

-         Doğu Akdeniz bölgesindeki Toros dağlarının orman yapısını biliyorum...

-         Fakat oralarda hiç kestane ağacı görmedim....

-         O zaman kestane nasıl Akdeniz’li oluyor?

Hanım ve çocuklar saat 11:00 sularında uyandı ve kendimize öğle yemeğinin de yerine geçen, bir Akdeniz kahvaltısı hazırlayıp zevkle yedik.

O gün ve takip eden günler, aklıma arasıra  “Kestane nasıl Akdeniz’li olur?”  düşüncesi gelip, gitmeye başladı.

Bir akşam internette günlük gazeteleri okurken, yine aklıma  “Kestane nasıl Akdeniz’li olur?”  düşüncesi geldi. Hemen Google’a girip kestane ve kestane ağacı ile ilgili bilgileri okudum. Vikipedia’da yazan “Kestane ülkemizde en çok Aydın ilinde yetiştirilmektedir” cümlesi dikkatimi çekti. Internet gezgininde yeni bir sekme açarak Google’da Türkiye İller haritasını bularak açtım. Aydın ilinin yerini bulup, yatayda takip ettim. Köyümün (Kaşaltı köyü) bulunduğu Adana’nın Feke ilçesi ile neredeyse aynı paralelde görünüyorlar. Tekrar Google’da araştırma yapıp, Aydın ilinin  yaklaşık 37°- 38° kuzey enlemlerinde, Feke’nin ise; 36°- 37° kuzey enlemlerinde yer aldığını öğrendim. Aydın ilinde yetişen kestane ağacı Feke ilçesinde de yetişebililir diye düşünmeye başladım. Biraz daha araştırma yaptığımda, kestanenin Antalya’nın doğusunda da yetiştiğini öğrendim.

Köyümde (Feke’nin Kaşaltı köyü) ve çevre köylerde çam ağaçları, palamut meşesi, mazı meşesi, dut ağaçları, çınar ağaçları gibi birçok ağaç mevcuttu. Palamut meşesi ve mazı meşesinin meyveleri kestane meyvesine çok benziyordu. İçimden Palamut meşesi ve mazı meşesinin yetiştiği yerde kestane de yetişir diye düşündüm. Aradaki fark, palamut meşesi ve mazı meşesinin meyvelerinin ekonomik değeri yokken, kestane meyvesinin ise “ekonomik değeri” var. Bizim köyün ekonomik olarak iyi bir geçim kaynağı olmadığı için, kestanenin bizim köyün ve Toros dağındaki köylüler için iyi bir “gelir kaynağı” olabilir diye düşündüm. Ayrıca köyde yetişecek kestane ağaçları, ekonomik olduğu kadar, “çevre” içinde faydalı olacaktır, diye düşündüm. Meyveleri için köylüler koruduklarından kesilmeyecek, tam tersi artarak bir orman haline gelecek, diye düşündüm.

Şimdi sıra; kestane ağacının Kaşaltı köyünde  yetiştirilmesine gelmişti. Bunun için neler yapabilirim diye düşünmeye başladım. Adapazarı’ndan Sapanca’ya giderken ve gelirken yol üzerinde birçok fidan yetiştiren fidanlık görmüştüm. Bir cumartesi günü bu fidanlıkları ziyaret ederek bu konuda bilgi alabilceğimi düşündüm.

Takvimler 19 Aralık 2009 Cumartesi gününü gösteriyordu. Sabah saat 8:00 sularında uyandım. Ev halkı uyuyordu. Atladım arabaya, Serdivan merkezine giderken yol üzerinde bulunan simitçi fırınına uğrayıp, simit yiyip ayran içtim. Serdivan ilçe merkezini geçip, Beşevler üzerinden Sapanca’ya doğru ilerledim. Uygun gördüğüm fidancılara uğradım. Kestane fidanlarının fiyatları yaşına göre 10 TL, 15 TL, 20 TL civarlarında olduğunu öğrendim. Sapanca’dan Kaşaltı köyüne fidan görtürmek oldukça zordu. Bu durumda işin köküne inip, fidanın nasıl yetiştiğini öğrendim. Kestane meyvesi toprağa dikiliyor. Fidan 3. yada 4. yaşına gelince aşılanıyordu. Aşılanmadığında ise, kestane meyvesi bir miktar ebat olarak küçük oluyordu. Ne kadar büyük meyve dikiliyorsa, aşılanmasa da meyveler büyük olabiliyordu. Bu bilgilerle eve dönmeye karar verdim.

Yolda hanımı aradım ve marketten bir isteği olup olmadığını sordum. Hanım kahvaltılık birşeyler alırsam, öğle yemeği yerine kahvaltı yapacağımızı söyledi. Yol üzerinde bulunan Özpaş markete uğradım. Kahvaltılık malzemeleri alırken Kestane meyvesi dikkatimi çekti. Kilogramı 5 TL’idi. Büyüklüğü de fena değildi. Bir kilogram da kestane alıp, eve geldim. Kahvaltılık malzemelerle birlikte kestaneyi de mutfağa koydum. Hanım aldığım malzemeleri mutfakta yerleştirirken; kestaneyi görünce, hayırdır sen kestane almazdın dedi. Şaka yollu, gazetede çok faydalı olduğu yönünde bilgiler okudum, onun için aldığımı söyledim. Kahvaltı esnasında ise, düşüncelerimi anlattım ve bir kilogram poşette kaç tane kestane olduğunu merak ediyorum diyerek saymasını istedim. Öğleden sonra hanım saymıştı ve poşette 84 tane kestane vardı.

İşten dönüşte, akşamları, evin ihtiyaçları için Özpaş markete uğruyordum. Market çalışanları ile ahbap olmuştum. Manav bölümünde çalışanlarla kestane sohbeti etmeye başladım. Benim için olabildiğince iri taneli kestane tedarik edip edemeyeceklerini sordum. Onlarda önceden haber vermem halinde tedarik edeceklerini söylediler.

23 Ocak 2010 Cumartesi günü yarıyıl tatili başlayacaktı. Bende bu hafta yıllık iznimden bir hafta kullanıp, ailece Adana’ya gitmeye karar verdik. Ben de bunu fırsat bilip, Kaşaltı köyüne kestane meyvesi dikecektim. 19 Ocak akşamı Özpaş markete uğrayıp 40 adet yarım kilogramlık en büyük tanelerden oluşan kestane paketi yapmasını istedim. 21 Ocak akşamı paketler hazırdı. Paketleri alıp arbaya yerleştirdim. Gerekli tatil hazırlıklarını yapıp 23 Ocak Cumartesi günü saat 9:00 sularında yola koyulduk. Akşam 8:00 sularında Adana ulaştığımızda iyice acıkmıştık. Eve gitmeden önce, doğruca Turgut Özal Bulvarındaki  Kebabçı Hasan ustaya uğrayıp, aylardır özlediğimiz Adana kebabtan doyasıya yedik.

Kardeşim Abbas işten ayrılmış, morali bozuktu. Hem sohbet etmek, hemde moralinin düzelmesi için birlikte köye gitmeyi teklif ettim. Kabul etti. Köyde yaşayan kız kardeşimin eşi İsmail’i aradım. Konuyu anlatıp, köye geleceğimizi söyledim. 26 Ocak 2010 Salı günü saat 8:00 sularında Adana’dan çıkıp, saat 10:30 sularında Paşalı köyüne ulaştık. Bu köyde daha önce tanıştığımız yeniliklere açık olan Dokumacı ile görüşüp, bir kestane paketi vererek dikmesini istedik. Yine yeniliklere açık olan Bakkal Emrah yerinde yoktu. Cep telefonu ile ulaşıp, görüşmek istediğimizi belirttik. O da ertesi gün Kaşaltı köyüne geleceğini, orada görüşebileceğimizi söyledi. Biz de

Paşalı köyünden sonra Tenkerli köyüne geçtip, Bakkal Hakkı Hoca’nın dükkanın önünde durduk. Konuyu ona da anlatacaktık, ama komşu bir köydeki bir cenazeye gitmişti. Bizde kaşaltı köyüne doğru yöneldik.

İsmail’i aradık. Araç yoluna çıktı ve araca İsmail’ide aldık. Kaşaltı köyüne geldik. İlk olarak, yol üzerinde Mahmut Emminin evine uğradık. Konuyu kısaca anlatıp, dikilmek üzere bir paket kestane bıraktık. Burada bulunan ve konuyu dinleyen eski muhtarın anası Emine bibiye de bir paket kestane verdik. Mahmut Emmi’nin evine yaklaşık 150 metre uzaklıktaki komşusu İmdat’ın evine geçip, konuyu kısaca anlattıktan sonra bir pakette İmdat’a verip, bize yardımcı olması amacı ile oğlu Hilmi ile birlikte bizim evin bulunduğu Adaboynuna geldik. Saat öğleden sonra 14:00 olmuştu. Gelirken yolda Kozan’dan aldığımız kahvaltılık malzemelerle hızlıca birşeyler yemeğe başladık. Bu esnada da iş bölümü yaptık. Kardeşim Abbas sobayı yaktı ve akşam için yemek hazırladı. İsmail ile Hilmi evin önündeki tarlanın etrafına yaklaşık 5 metre aralıklarla kestane meyvelerini dikti. Ben de evin karşı cephesine bulunan adaya ve batı tarafta bulunan tepeye kestane meyvelerini diktim. Dikim işi tamamlandığında saat akşam 16:00 olmuştu. Eve gelip ısındık. Ben hızımı alamayarak, evin alt tarafında bulunan taşlık, ardıçlık ve palamut meşesinin olduğu alana da kestane meyvelerini diktim. Adaboynuna, toplam 6 paket yaklaşık 250 adet kestane meyvesi diktik. Akşam evde yemeği yiyip biraz sohbet ettikten sonra, İsmail ve Hilmi saat 21:00 sularında evlerine gittiler. Onlar da kendileri için kestane dikmeye karar verdiler. Yorulmuştuk, fazla gecikmeden uyuduk.

Sabah 8:00 sularında uyanıp, kahvaltı yaptıktan sonra, yola çıktık. Eski muhtarın evinin yanında Bakkal Emrah ile karşılaştık. Tahmin ettiğimiz gibi Emrah konuya pozitif yaklaştı. Adana’dan kendisi de kestane satmak için kestane getirdiğini söyledi. Bizden kestane paketi almadı. Kendisi getirdiklerinden dikeceğini söyledi. Biz de yanlarından ayrılıp, yola devam ettik.

Daha sonra, Hüsnü Abi’ye, Mehmet Abi’ye (Çalışkan), İmam Fahri Ordankaya’ya, Nuri Abi’nin hanımı Elif Bibi’ye, Faruk Göral’ın hanımına, Dayımın kızı Mine’ye, Dursun Emmi’nin oğlu Zeki’nin eşine, Mehmet abi’nin hanımı Fatma Ablaya, Mustafa Abi’nin hanımı Fatma Abla’ya, konuyu anlatıp dikilmek üzere kestane paketleri verdik. Ayrıca kardeşim, kendi akranı olan Bayram’ı arayarak konuyu anlattı. Daha sonra alması için yolda uygun bir yere bir paket bırakarak yola devam ettik.

Yol üzerindeki köy mezarlığına geldiğimizde, mezarlığın kestane dikimi için çok uygun bir yer olduğunu düşünerek, kardeşimle birlikte 2 paket, yaklaşık 80 adet kestane de mezarlığa diktik. Mezarlıkta bizim büyüklerin ve kaybettiklerimizin ruhuna Fatiha okuduktan sonra mezarlıktan ayrıldık. Mezarlık çıkışında Efendi Emmi’nin oğlu Muammet abi ve eşi Fatma abla ile karşılaştık. Konuyu anlatıp, onlara da bir kestane paketi verdik. Daha sonra İncirci Köyünde Yahya Abi’nin evine uğradık. Emine Abla’ya konuyu anlatıp, elimizde geriye kalan kestane paketlerini verdik. Burada yemek yiyip çay içtikten sonra, Adana’ya dönmek için yola çıktığımızda saat öğleden sonra 3:00 sularıydı.

Adana’ya dönüşte içimden, kestaneler tutacak, fidan olacak, büyüyecek ağaç olacak, mevye verecek, pazarlanıp, satılacak ve belki de ekonomik anlamda, bir bölgenin kaderi değişecek diye düşündüm. Bunun için 1. adım kestaneyi toprakla buluşturmaktı. Biz onu yaptık. Mutluydum...

Aradan günler geçti. Sabırla toprağın ısınıp, baharın gelmesini bekledim. 17 Nisan 2010 saat 10:00 sularında İsmaili aradım. Hal hatır sorduktan sonra birkaç kestane  filizinin topraktan çıktığını öğrendim. Havaların nasıl gittiğini sordum. Genelde yağmurlu ve serin geçtiğini söyledi. Ben de, diğerlerininde çıkacağını ve havaların ısınması gerektiğini söyledim. Ama içimde, bir terettüt vardı. Ya büyümezse, ya diğerleri toprak altında kalır çürürse. Biraz mutlu, biraz buruktum.

Aradan bir ay daha geçti. 16 Mayıs 2010 saat 10:00 sularında İsmaili tekrar aradım. Hal hatır sorduktan sonra, asıl konuya geçtim ve kestaneleri sordum. Neredeyse dikilen kestanelerin hepsinin bittiğini öğrendim. İsmail’e hoşçakal dedikten sonra, Dokumacı’yı,  Emrah’ı ve Köyün İmamını da aradım. Onlarda aynı sonuçları bildirince inanılmaz mutlu oldum ve kendimi enerjik hissettim. Mutfağa indim. Bir adet Halley yiyip, bir bardak meyve suyu içtim. Eşofmanımı ve spor ayakkabımı giyip, Serdivan stadyumunda 10 tur attım. Bu sporu yaparken kendimi sanki Kaşaltı köyünün dağlarında yürüyor gibi hissettim.

.........

.........

Aradan 2 ay geçtikten sonra 16 Temmuz 2010 Cuma günü saat 22:30 sularında Kaşaltı köyüne vardım. İsmail de bize gelmişti. Annem ve İsmail ile sohbet ettikten sonra saat 00:30 sularında İsmail evine döndü. Bende güzel bir uyku çektim.

Sabah uyanıp, kahvaltı yaptıktan sonra; evin etrafına diktiğimiz kestaneleri kontrol ettim. Büyük çoğunluğu 10-15 cm fide olmuşlardı. 17 Temmuz Cumartesi ve 19  Temmuz Pazar günleri köyü dolaştım. Kestane verdiğim köylülerle sohbet ettim. Onlarda kestaneleri dikmişlerdi. Onlarında diktikleri kestanelerin büyük çoğunluğu da 10-15 cm fidan olmuşlardı.

19  Temmuz Pazar günü öğleden sonra saat 15:30 sularında Adana’ya dönmek için yola koyuldum. Yolda; gelecek yıl kestane yetiştirmekle ilgili neler yaparım diye düşünmeye başladım. Yapabilecek o kadar iş var dı ki; ....

Adana’ya 18:00 sularında geldiğimde; aklımdaki düşünce “Kaşaltı köyünde kestane yetişiyor; buradan  da Doğu Akdenize, Orta Toros Dağlarına yayılacak.”

Ve mutluydum...



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (3) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>