YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







ÇETİN ALTAN’A AÇIK MEKTUP!…
Yazar: HALİL ARIK | Tarih: 13/06/2010 | Saat: 13:59

“Açık mektup dediğime bakmayın, bu mektup ayni zamanda kendisine de gönderilmiştir. Ancak mektupta yer alan duygu ve düşünceler okuyucular arasında da paylaşılsın diye açık mektup olarak kaleme alınmıştır. M.H.A.”

 

 

 

 

 

Bay Çetin Altan,

 

 

Ben, 68 kuşağından ODTÜ’lü eski bir “mürid”inizdim!… Bu sözcüğü bilerek kullanıyorum. Sizin tek bir çağrınızla kurulabilecek 50-60 bin kişilik “ordunun” ön cephesinde yer alacak kadar sadık bir mürid!…

 

 

O günlerde yazdığınız her yazı, söylediğiniz her cümle olay yaratacak kadar etkindi sol gençlik arasında!… Her gün görülebilecek sekiz-on yere asılırdı yazılarınız; kantinlere, koridorlara, anfi kapılarına yurt girişlerine… O yazılardan birini hiç unutamam!…Canınızı sıkan bir olay üzerine, “bu gün canım yazmak istemiyor!” demiş ve köşenizi boş bırakmıştınız. O kadar çok etkilenmiştik ki o “yazılmayan”  yazınızdan, her birimiz, kendi genç kafalarımızdaki öfkelerimizi, ideallerimizle kendimiz doldurmuştuk boş bıraktığınız köşenizi!…

 

 

’65 seçimlerinde, ilk kez İşçi Partisi 16 üye ile mecliste temsil hakkını kazandığında, ODTÜ’de unutulmaz bir bayram havası yaşanmıştı. Sanki ODTÜ’lü her birey, kendisinden bir parçayı göndermişti meclise!…

 

 

Hatırlar mısınız, ODTÜ yurtlarında sadece 5 oy farklı partilere dağılmış, kalan oyların tamamı, TİP’e verilmişti!. Bunda payınızın büyük olduğu acıktı.

 

 

Meclise girmenizle, ODTÜ’ye ziyaretleriniz daha bir sıklaşmıştı… Sizi, konferanslarda, açık oturumlarda, panellerde daha sık görür olmuştuk. Konferanslarınızı, açık oturumlarınızı kacırmamak için nice derslerin feda edildiğini kendimden biliyorum!…

 

 

Mecliste verdiğiniz mücadelelerin en büyük destekçisi üniversite gençliği idi!… Mecliste yediğiniz dayakların intikamını almak için neleri göze almazdık ki?

 

 

Sosyalizmi anlatırdın bize.. Sosyal adaleti, eşitliği.. ezilmişliği.. hak aramayı.. Bunları anlatırken, vahşi kapitalizmi ve onun acımasızlığını anlatırdın… Emperyalizmin ve onun işbirlikçilerinin ülkemiz üzerinde oynamakta olduğu oyunlara karşı nasıl mücadele etmemiz gerektiğini öğretirdin bize…Amerikan üstlerinin ülkemizde kaç kilometrekarelik alana sahip olduklarını anlatırdın.

 

 

Hatırlar mısınız, rakiplerinden biri, sana, gazetedeki köşesinden “alçak” diye hakaret etmişti de sen de ona “çukur” diye cevap vermiştin!…

 

 

Meğer bizi “çukur” edebiyatı ile meşgul ederken kullanılmaktaymışız!…

 

 

Hiç anlayamamışız kullanıldığımızı.

 

 

Gençtik aldandık, idealisttik kandırıldık. İdealist gençliğin yanılgısında affedilemez ölçüde ihanetin olduğunu bugünlere geldiğimizde ancak anladık!..

 

 

Bizleri “savaş” meydanlarına sürerken meğer kendi oğulcuklarını(!) bu günlere (başka türlü) hazırlamaktaymışsın!. Yuh olsun aldattın bizi, yazıklar olsun,bize ki, aldandık!. Aldatıldık!…

 

 

Bilemedik, gelecekte habis bir ur gibi yurdumuzu “altanlar”’ın istila edip kuşatacağını!..  Meğer, geleceğin, baba, oğul, torun istila ordusu hazırlanmaktaymış ta o günlerde!.. de haberimiz olmamış…

 

 

Ne diyelim, maalesef idealist devrimci gençliğin gafleti!..

 

 

Meğer, bugün oğullarının yaptığını sen yapmaktaymışsın o yıllarda.

 

 

Bak, sağcı bir kalem o yılların “Altan”ı ile günümüz “Altanlar”ına nasıl bağlıyor: “70’lerde babası da aynıydı. Gençleri gaza getirir, o evinin balkonunda viski içerek ölen binlerce insanı izlerdi.”

 

 

Bu gün “aile boyu döneklik” teşhisini reddetmeyip, oğullarının üstlendiği yüce yükümlülükleri başarıyla yürüttüklerine inandığına göre, şu soruya cevap ver!. Suçumuz neydi de savaş meydanlarına sürdün bizleri?!… O günlerden kalan bir zerrece vicdan azabı taşımakta mısın acaba?!… Neydi günahı o gencecik canların!.. Ogünlerden kalan “dava” arkadaşlarının yüzüne nasıl baka biliyorsun?

 

 

Neydi alamadığın öfke ve hınç ki, sen yetmedin, yeni “altanları” musallat ettin bu ülkenin başına!…

 

 

Eli apışarasından çıkmazken, “kadın memesine memleket satma” hayalleri kurarken, birden bire neler oldu oğul Ahmet’e!… Hidayete mi erdi birden bire de, Türklüğe, Türk Ordusuna, Türk soluna Türk aydınlarına, Kemalizme düşman kesildi? Bunca iftiranın, bunca karalamanın, bunca vicdan yoksunu eylem ve söylemlerin, bu ülkenin düşmanlarından ve hainlerden başka kimlerin işine yaradığını söyler misiniz!?.. Bunlar, sadece alınan parasal teşviklerin bedeli olarak açıklanamaz!... Yoksa hayallerini kurduğu o bir çift nesne için de sözler mi verildi kendisine!?…Keşke elleri apışarasında kalsaydı!... Hiç olmazsa, “aldatma” daki ihtisası apışarasında kalır, boyut değiştirip olmadık yerlere uzanmazdı.

 

 

12 Eylül Darbesiyle birlikte, solculuktan kesilen umutla, önce sizde, daha sonra da sizden aldıkları feyz ile oğulcuklarında başladı solculara küfürler… Alkış Özal’aydı önce. Derken, kürtçülük modası sardı, Fethullahcılık ve siyasal islamcılık; peşinden de BOP eşbaşkanlığı taraftarlığı.. Ve şimdi de, inayetin getirdiği nokta ordu düşmanlığı tabii, diğerlerine ek olarak!..

 

 

Eşşek yüküyle bilgi, belge, “fikir”, “niyet” taşımaktaymışsınız meğer!… Daha neler var heybenizde, torbanızda aç emriyle açılacak!..tamamlanıp sunulacak!..

 

 

Bay Çetin Altan;

 

 

Benim, oğullarınızla çok alıp veremediğim yok!. Nasıl olsa mumları yatsı olmadan sönecek. Adalet onlara günü geldiğinde herkesten çok fazla gerekecek!.. Bu ülke, bu Cumhuriyet hiçbir ihanetin yıkamayacağı kadar sağlam temeller üzerinde kurulmuştur. Ama seninle alıp veremediğim çok şey var!.. Çünkü beni ve benim gibi binlerce, genci aldattın!…

 

 

Vicdanen rahat mısın, müsterih misin? Bugünkü sonuçtan, mutlu musun? Hepten mi geçmişten gelen seslere bu denli kapalı vicdanın? Hazmedebiliyor musun oğllarının söylem ve eylemlerini? Oğullardan ötürü babayı suçlama densizliği değil yaptığım. Ancak, bizlere verdiğinin bir zerreciğini de onlara vermeyişindeki kasıt yenilir yutulur değil.

 

 

Eski günlerden kalma bir parçacık anı ve vicdan hatırına da olsa, diyemez misin: “nedir oğullarım sizin be devletle, bu milletle, bu devletin ordusuyla alıp veremediğiniz? ... ben de bir zamanlar o orduya methiyeler düzdüm, ihtilallerini alkışladım, hatta, o ordunun darbesiyle hazırlanmış en ilerici anayasası sayesinde bu ülkenin parlamentosunda görev üstlendim.!”

 

 

Diyemez misin; “Hem bak olmuşu dururken olmamış darbenin hesabını sormaya kalkmak vicdansızlıktır!”

 

 

Yoksa, oğullarının seni de darbeci olarak ihbar etmelerinden mi korkuyorsun?

 

 

Oğul Ahmet’in şu sözleri sana dokunmuyor mu? Hazmedebiliyor musun? Şu sözler “azgın bir eski solcu olarak” sana da söyleniyor!..

 

 

*”Darbecilerin gelip, dindarları, kürtleri, demokratları asması çok mu mutlu edecek seni… çok mu sevineceksin..? “

 

 

O insanların öldürülmesi için çalışanları desteklemek sana solculuk gibi mi geliyor?

 

 

Bak şimdi bay Ahmet’in babası Altan!…Bir zamanlar bu ülkede en ilerici en solcu sendin!… Söyle bakalım, kaç demokrat öldürdün, kaç dindar kestin, kaç kürt astın? Bizlere solculuğun insanı sevmek olduğunu öğretirken oğullarına ne herzeler belletmişsin?

 

 

Bitmedi devam ediyor oğulun Ahmet: Ben AKP’ye kızıyorum, o nedenle darbeyi destekliyorum!.. Sen buna solculuk mu diyorsun? Sanatçılık mı diyorsun? Sen buna ilericilik mi diyorsun? Bunlar ilericilikse, rezillik nedir be oğlum, kaypaklık nedir, alçaklık nedir? (16 Nisan 2009 Taraf)

 

 

Bay çetin altan, sen oğluna, “bak oğlum, asıl rezillik, asıl kaypaklık, asıl alçaklık, olmayanı olmuş göstermek, haketmiyenlere ağzına geleni yakıştırmak, iftiradır!..” “Asıl alçaklık budur!..” diyemiyor musun? Demiyorsan, diyemiyorsan, sayılan sıfatların sana da uygun görülmesine ne diyeceksin?

 

 

Her AKP karşıtını “darbeci” görmek alçaklık, kaypaklık rezillik değildir de nedir? Türkiye’de AKP karşıtı kadar alçak yoktur ama, oğlunuzla ayni fikirde olanlar kadar var demek ki!.. Sen oğlunla ayni fikirde misin!.. Oğul Ahmet’le gurur duyuyorsun da!?

 

 

Hepsi bu kadar da değil, devam ediyor oğul Ahmet, hem de aralıksız: *Genelkurmay kıvranıyor.. bir yandan ordunun imajını korumaya çalışıyorlar, bir yandan camileri bombalayıp, insanları öldürecekler.. …alçaklıkla aralarına mesafe koyup, suçun parçası olmaktan kurtulmaya uğraşıyorlar… Bu açmazdan çıkamazlar.. (25.01.2010 Taraf)

 

 

Bak Baba Altan, sen Türkçe’yi iyi kullanırsın. Diyorki oğul Ahmet; “…açmazdan kurtulamazlar”, yani suçun parçası olmaktan kurtulamazlar.

 

 

Oğul Ahmet, Türk ordusunu alçaklıkla suçlayacak kadar kin ve nefretin içine batmış…Bu kin ve nefret duyguları onu ağır suç işleme noktasına kadar getirmiştir. Bu denli hakarete cesareti affetmez kamu vicdanı!..

 

 

Diyemez misin ona, “asıl alçak” Türk ordusunu alçaklıkla suçlayandır?

 

 

Bitmiyor ki… Hangisini öne alıp, söz edelim. Askere, sivil yargı yolunu açan kanunun Anayasa Mahkemesi tarfından iptali üzerine bakın ne diyor bir zamanlar, eli apışarasından çıkmayan, bizleri “bir kadın memesine vatan satmakla” tehdit eden Altan:

 

 

*…Askeri mahkemelere alın ki, serbest bırakılmaları, ıslak imza rezaletinde olduğu gibi, suçsuz bulunmaları kolay olsun!.. Anayasa mahkemesi, anayasayı ihlal ederek bu kararı gerekçesini yazmadan açıkladı..!

 

 

Hiç olmazsa şunu söyle Bay baba Altan, “Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatmadığını da gerekçesini yazmadan açıkladı… Mahkemenin bütün kararları hep böyle açıklanır. O kadar da çarpıtma!.., sonra, alçak-malçak derler de seni savunamam!…”

 

 

Ve devamla diyor ki Oğul Altan, yukardaki cümlesine:

 

 

Öyle telaşlılar ki; Anayasa Mahkemesi suç işlemeyi göze alıyor..

 

 

Ordunun Anayasa mahkemesine suç işletebileceğini ima etmek dengeli bir ruh halinin eseri olabilir mi Bay Baba Altan?

 

 

Garip !?… Birileri çıkıp, Anayasa Mahkemesinin suç işlediğini ilan ediyor, ne suçlanan Anayasa mahkemesinden, ne de bu ülkenin hukukçularından, savcılarından ses cıkıyor. Belki de ciddiye almadığındandır diyeceğiz ama, bu zaten başka konularda söylediği herşey birileri tarafından hep ciddiye alınmakta !..

 

 

“Dönmeseydin” bunlardan birisi de sen olabilirdin Bay Çetin Altan!.. İyi ki döndün de kurtuldun!..

 

 

Bu darbe merakı bozuk bir gen gibi.. diyor oğul Altan..

 

 

*Zorunlu askerliği kaldırın.. buyuruyor. Kendi ordumuz kendi bombamızla bizi öldürecek ve hep bizi öldürmek için hazırlıklar yapacak…

 

 

Bir eğitimci olarak, bu yorum, bana hiç de sağlıklı bir beyin ürünü gibi görünmüyor. Şöyle bir geçmişi yoklayın bakalım; geçmişte beyin ustü falan düşmüş olmasın?

 

 

Birileri, ordunun yıpratılması ve zayıflatılması ile “işgal” daha bir kolaylaşacaktır mı dedi acaba onun kulağına.. Tekrar soruyorum Bay Altan;

 

 

Zayıflatılmış bir ordu düşman ve hainden başka kimlerin işini yarar?

 

 

Bak Bay Çetin Altan!.. babasın!…Kabullenmek zor ama, bu ileri derecede bir paranoyadır. Her ne kadar, bugün, reddedilmiş olsak da, bizlere yarım asır önce öğrettiklerinin vefa borcu olarak söyleyelim. Bu paranoya, kişinin, sadece kendini tahrip etmekle kalmaz… Çevresine de zarar verir.. Vermeye başlamıştır da. Darbe paranoyası, genlerini bozmuş!.. Ne olur onu toplumdan uzak tutun.. Kendiniz de uzak durun. Sizin de bir zamanlar darbelere methiyeler düzdüğünüzü öğrenir-möğrenir, geçmişte yazdıklarınız eline-meline geçer !..Allah korusun!..Hele biricik kankası Hasan Cemal’in geçmişte azılı bir darbeci olduğunu bir öğrenirse!… Kanka-manka dinlemez valla!..

 

 

En iyisi uzak tut onu toplumdan. Hem dostların hem kendin adına!… Eli apışarasında dursun, o zaman bu kadar zararlı değildi!..

 

 

Ötekine de göz kulak olmayı ihmal etme!… Hata gende!…



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (2) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>