YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







KISA VADELİ BİR EKONOMİK PERSPEKTİF
/**/ Yazar: KORAL ÇEPNİ | Tarih: 02/05/2021 | Saat: 17:39

Koral Çepni

                                  KISA VADELİ BİR EKONOMİK PERSPEKTİF    

             Bu yazıda kısa vadeden anlaşılması gereken önümüzdeki 6-8 aylık dönemdir.  Ülkemizde her gün her şey değişebildiğinden, karar vericilerin davranışları ve söylemleri günden güne 180 derece fark gösterebildiğinden yoğun bir belirsizlik bulutu ileriye dönük her tahmini aslında değersizleştirmektedir. Gene de paylaşmak istediklerimi yazmazsam rahat edemiyorum.

             Belki görünen en olumlu gelişme 2-3 aylık bir dönem için de olsa(belki o kadar da değil) jeopolitik sorunların verilen tavizler sonucu şimdilik buz dolabına konulmuş olmasıdır. Seçimler yaklaştıkça veya içerde karar vericilerin sıkıntıları arttıkça sorunlar bir şekilde tekrar gündeme getirilecektir.

             Ülkemizin en büyük sorunları olan işsizlik, TL’nin değeri ve enflasyonda olumlu bir iyileşme beklemek kanımca naif bir iyimserliktir. İşsizliğin düşmesi için ekonominin büyümesi, inşaat ve hizmet sektörünün tekrar devreye girmesi gerekmektedir. Ancak Türkiye’de sanayi artık üretimi arttırsa da ek iş gücüne önemli bir talep yaratmadan bunu gerçekleştirebilmektedir. Yüksek faizlerin inşaat sektöründe talebi sınırlayacağından sektörün aman aman bir iş gücü talebi olacağı beklenmemektedir. Salgının etkisi geçene, aşılamada bir yere gelinene kadar hizmet sektörü de eleman istihdamını önemli ölçüde arttırmayacaktır. İşsizliği bekleyen başka önemli bir risk kapanan hizmet ve inşaat sektöründeki şirketlerin en azından bir kısmının yeniden açılamaması ve salgından sonra bile istihdam artışını olumsuz etkilemesidir. Krediler ve tüketici talebiyle büyüyen ülke ekonomisi ancak sınırlı bir artış gösterip, %4’ler civarında bir yerde kalacaktır, o da baz etkisiyle. Ekonomiye sadece krediyle destek verilmesi, doğrudan hibe tarzındaki desteklerin düşük tutulması salgın sonrası kimi bugün çalışan ve eleman istihdam eden şirketlerin yüksek faizli borçlarını ödeyemeyip kapanması ayrı bir istihdam riski oluşturmaktadır.

             ABD $’nın değerinin yurt dışında hızla büyüyen ABD ekonomisi ve artan tahvil faizleriyle yükselmesi beklenmektedir. Türkiye’de sanayi üretiminin kesintisiz devam etmesi ithalatın yüksek kalmasına neden olmaktadır. 2021 yılı ilk 3 ayının dış ticaret açığı 11 Milyar$ civarındadır. Yurt dışında başta petrol olmak üzere emtia ve gıda fiyatları artmaktadır. Yıl sonunda bu rakam 50 Milyar$ civarına yükselebilir. Kısa vadeli dış borç Şubat ’21 itibariyle 141 Milyar$’ın üzerinde olup orijinal vadesine bakılmaksızın 1 yıl içinde ödenmesi/çevrilmesi gereken anapara tutarı 192 Milyar$ kadardır. Doğrudan yabancı yatırımı bir yana, sıcak para da gelmemekte, 10 Kasım-19 Mart arası gelen 13,5 Milyar$’ın 8’inden fazlası da bu arada geri kaçmıştır. Turizm gelirleri ‘20’deki 12 Milyar$’ı geçse bile, artış sınırlı olacaktır. Cari açık ’20 seviyeleri olan 37-38 Milyar$ civarında oluşacaktır. Dolayısıyla içerde dövize talep kesintisiz olarak devam edecektir. TCMB’nın döviz talebini karşılayacak bir rezervi kalmamıştır. 23 Nisan haftasında net rezervler 11 Milyar$ kadardır, ki bu rakamdan swaplardan kaynaklanan dış borçlar düşülmemiştir. TL’nin değerini kısa vadede  tutabilecek TCMB politika faizinin geleceği de belirsizdir. Sonbahardan önce politika faizindeki indirim(ler) TL’nin değer kaybını körükleyecektir. ’20 Nisan-Eylül arası toplam enflasyon %5,75 kadardır. Enflasyonun baz etkisinden dolayı bu günkü düzeyinden sonbahara kadar pek bir düşüş göstermesi beklenmemelidir. PPK’nın(TCMB Para Piyasası Kurulu) ilk fırsatta faizleri indirmek isteyeceği şüphesi TL üzerinde bu yüzden ek baskı yaratmaktadır. Mütevazi tasarrufları olan vatandaşların aldığı mevduat faizi nihayet %18-19 arasındadır. Şimdilik %5 olan stopaj düşüldüğünde reel getirinin Nisan ayı enflasyonuna ancak denk geleceği, yani reel getirinin sıfır olacağı gerçeği ortadadır. Stopaj Mayıs sonrası tekrar %15 veya %10 bile olsa reel getiriler negatife inecektir.  Varlığını korumak isteyenler ister istemez altın ve döviz alımına tekrar döneceklerdir. TL’den kaçış, dolarizasyonu arttırarak devam ettirecektir. Sonunda TL değer kaybetmeye devam edecektir.

             Türkiye’de enflasyonun ve kurumlardaki üretim girdilerinin dışındaki maliyet artışının temel kaynağı TL’nin değer kaybıdır(Bakınız: Talip Aktaş, Dünya Gazetesi, 26 03.21). TCMB açıklamalarına göre TL’nin değer kaybının fiyatlara geçirgenliği %20’nin üzerindedir(Bence en az %25). Sene başından beri TL’nin değer kaybı %10 civarındadır. Yıllık Yİ-ÜFE Mart ayında %31 civarındaydı. Şirketler ister istemez bu maliyet artışının en azından bir kısmını fiyatlara aksettireceklerdir. Yurt içinde(sadece gübrede maliyet artışı %90’larda) ve dışında gıda, petrol(geçen yıl ortalama 35$/varil, bu yıl 65$/varil)ve türevleri ve her türlü metal fiyatları artan döviz kurlarıyla içeriye katlanarak enflasyon olarak ithal edilmektedir. Küresel ekonomi salgını arkasında bırakıp, yurt dışında talep canlandıkça fiyatlar düşmeyecek, artacaktır. Bir vakitte işçilerin artan ücret talepleri de enflasyonu körükleyecektir. Artan kredi maliyetleri de bir şekilde fiyatlara yansıtılacaktır. Türkiye maalesef süratle bir enflasyon-devalüasyon sarmalına, aynı zamanda da bir stagflasyon dönemine girecek görünüyor.   

             Kurumsa olarak yapılabilecekler sınırlı: TL krediden mümkün olduğunca uzak durmak, nakit akışına, tahsilata özel bir önem vermek, müşteri seçmek, iç piyasaya veya ihracata satışlarda alacak sigortası yaptırmak, döviz açığı varsa riski “hedge” etmek, nakit sıkıntısı çözülemiyorsa para koyabilecek ortak almak, düşük getirili yatırımları tasfiye etmek, borsada halka açılmak, yeni ürün yatırımlarına ancak satış kesinse o da öz kaynaklarla girmek, ihracat var ise döviz kredilerine gitmek, illa TL kredi kullanılacaksa kısa vadeliye ve/veya değişken faizliye gitmek, satış fiyatlarını sık sık gözden geçirip, artan maliyetleri fiyatlara yansıtmaktan çekinmemek ve ihracat, ihracat, ihracat…  Bireylerin işi ise daha zor. TL’nin değer kaybetmeye devam edeceğini düşünürsek bir miktar döviz bulundurmak, mevduatlardaki stopaja göre TL mevduata gitmek, gelir vergisi beyanına girmeyecek kadar eurobond almak, özel sektör tahvili almak değerlendirilebilecek alternatifler olarak görülüyor.

02 Mayıs 2021       



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>