YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







BEREKETLİ TOPRAKLAR

ÇUKUROVA’NIN KANGRENLEŞMİŞ ANIZ YAKILMASI SORUNU VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
/**/ Yazar: İBRAHİM ORTAŞ | Tarih: 06/09/2015 | Saat: 12:54

ÇUKUROVA’NIN KANGRENLEŞMİŞ ANIZ YAKILMASI SORUNU VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,

Çukurova üniversitesi öğretim üyesi,

iortas@cu.edu.tr, https://www.facebook.com/iortas, Tweeter; İbrahim ORTAŞ ‏@iortas

04.09.2015 tarihli Yeni Adana Gazetesinde Nurettin Çelmeoğlu “Size göre anız mı güçlü devlet mi” başlıklı yazısında anız yakılmsının önlenmesi konusunda “Adana´da omurgalı bir Ziraat Fakültesi var. Arada sırada cılız birkaç sözcük dışında, yetkililerin dikkatini çeken bir hoca ile karşılaşmadık. Sorduğunuz zaman ansiklopedi dolduracak kadar konuşurlar da, çıkıp kamuoyunu, çıkıp çiftçiyi, çıkıp devlet etkililerini dolaylı değil de, doğrudan uyarmayı ya düşünmezler, ya da uyarılarının her zaman olduğu gibi ciddiye alınmayacağını düşünürler” diyor.  Bu veya benzeri konularda oluşan beklenti ve kritikler zaman zaman doğrudan bizlere de yapılmaktadır. Üniversiteleri, bilimler akademeileri özerk olmayan, bilim insanı özgür olmayan hiçbir toplumda hocalar doğrudan uyarı görevi yapamazlar.

Bilim Kuruluşları Etkili Olamadı mı?

Bölgede ciddi bir sorun olan anız yakılması idari bir konu olmakla birlikte bilimsel olarak çözüme kavuşması gereken bir yönü olduğu muhakkaktır. Üniversite ve Ziraat Fakültesi olarak yapmamız gerekenler mutlaka vardır. Bu konuda güçlü bir proje ile soruna çözüm üretecek ve çiftçilerin uygulayabileceği veya benimseyeceği somut öneri getirdiğimizi söyleyemem. Ancak kurumsal düzeyde olmasa da duyarlılık gösteren arkadaşlarımız konuyu gündemde tutmaya çalışıyorlar. Son on küsur yıldır hemen her yıl toplumsal sorumluluk gereği konuyu değişik boyutlarda ve kanallar üzerinde (TV, Radyo, gazete ve panellerde) kamuoyunun bilgisine taşımaya çalışıyoruz.

Yine de bilim etiğinin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla etkili olmadığımızı bazı alanlar olduğunu açık yüreklilikle belirtelim. Çukurova Bölgesinde anız yakılmasının toprak ve çevre üzerine olumsuz etkileri konulu ilk bilimsel çalışmalar 1976 yılında yayınlanmıştır. Ayrıca sınırlı olanaklar ve insan gücüne rağmen anız yakılmasının toprak kalitesi ve ütün verimliliği üzerine olan etkileri konularında denmeleri yapıldı/yapılmakta ve elde sınırlı da olsa bir takım veriler mevcuttur.  Ancak anızın yakılmadan toprak işlemeyi kolaylaştıracak birçok yönlü bilimsel çalışmamız yoktur. Eldeki bilimsel veriler ile konu anliz edilebiliniyor ancak çözüm önerileri ve anız yakılması ile etkin mücadelede başarılı olup olunmadığı tartışılabilir. Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi kurumsal düzeyde konuyu yetkililere aktardı mı bilmiyorum.

Sorunun Temeli Toplumun Çözüm Önerisini İlgililere İletememesi ve İdarenin Yasaları Kararlılıkla Uygulamamasından Kaynaklanıyor

Bölgenin anız yakılması sorunu 1976 yılında üniversite tarafından gündeme getirmiş, ancak anız yakılması ve olumusuz etkileri halen devam ediyor. 2015 yılı itibarı ile son 40 yıla yakındır yapılan bütün uyarılar dikkate alınmamış ve halen anız yakılmaya devem ediliyor. Sorumluluk bilinci ile bizler her yıl uyarımızı yapıyoruz, ancak dikkate alan çıkıyor mu? Ne yazık ki hepimizin hayatını etkileyen soruna karşı çok fazla bir şey yapamıyoruz. Becon “bilgi güçtür” der. Denilebilir ki madem “bilgi güçtür“ o zaman Çukurova’yı yılda iki kez haftalarca anız külü, boğucu duman altındaki kentin yetkililerini harekete geçiremiyor. 2009 yılında Adana Vali vekilinin başkanlığında ilgili bakanlık il müdürleri, jandarma bölge komutanı ve çiftçi örgütlerinin temsilcilerinin katıldığı çalışmalarda alınana kararların Hükümete iletileceği belirtildi. Ancak sık sık yöneticilerin değişmesi ve sürekliliğin olmadığı sistemimizde konunun izlenmesine yönelik bir gelişme olmadı. Ve konuyla ilgisi olsun olmasın bölgede yaşayan her canlı ve cansız nesne anız yakılmasından olumsuz yönde etkilenmektedir.

Sorun öneriden çok uygulayıcılar ve devletin caydırıcı olamamasından kaynaklanıyor.

Anız yakılması hakkında mevcut olan yaptırımların başta yetkililer tarafından uygulanmadığı anlaşılıyor. Daha açık bir ifade ile siyasi baskılardan dolayı çiftçinin kolayına giden uygulamaya karşı çıkılmıyor. Son 30 yılda anız yakılmasının Çukurova’da çevreye ve insan sağlığına yaptığı olmuşuz etkiye hiçbir devlet yetkilimizin çıkıp iki karalı cümle kullandığını duymadım (yapıldıysa da şimdiden özür dilerim). Adanalı siyasiler hiç mi hiç konuyu tartışmaya açmazlar. Adana çiftçiler birliğinde, çevre ve tarım İl müdürlüklerinden, Sanayi ve Ticaret odalarından bizlere bir proje önerisi ve işbirliği teklifi geldiğini hatırlamıyorum (yapıldıysa da ve benim haberim yoksa yine özür dilerim). Açıkçası başta Adana kenti olmak üzere bölgedeki kabul ve sivil toplumunda bu konuda bir önerisi, çabası yok görülüyor.

GELİŞMİŞ VE GELİŞMEMİŞ TOPLUMLARIN ÖZELLİĞİ SORUN ÇÖZME BECERİSİNDE ANLAŞILIR

Gelişmiş toplum ile gelişmemiş toplum arasındaki temel gösterge, gelişmiş toplumlar bir sorun yaşandığı zaman konu enine boyuna tartışılır ve sorunun çözülmesine yönelik projeler hazırlanır ve ortay çıkan öneriler uygulamaya alınır. Toplumun istekliliği, bilinci ve idarenin karalılığı ile bu tür sorunlar yaşanmaz. Gelişmemiş toplumlarda ise sorun konuşulur ancak bir tülü inisiyatif alınmaz ve köklü çözü sağlanamaz. Gelişmiş toplumun insanı ne aradığını bilir, karalıdır ve çözümün parçası olurlar. Böyle bir durumda vatandaş veya ilgili kişiler örgütlenir, yanlışa karşı sesini çıkarır. Gelişmiş toplumda aktif yurttaş sayısı bu anlamda bir hayli yüksektir.  Gelişmemiş toplum insanı ise karalı değil ne istediğini veya istemediğini açıkça ortaya koyamaz, güçlüden yanadır. Objektiflikten çok sübjektiftir.

Anız konusunda yaşadığımız sorunun önemli kısmını toplumun sorunun çözümüne yönelik idareden ve siyasilerden önlem alınmasını istememeleridir. İnsanımız hem şikâyet eder hem de güç kaynaklarından gelen yönlendirmeye göre pozisyon alır. Öncelikle küçük çıkarını ön plana çıkarır. Doğadan ve insandan yana temel bir bakış açımız olmadığı için anız yakılması konusunda güçlü bir talep oluşmuyor.

Yalnız anız değil, ülkemizin birçok sorunu aktif yurttaş bilincinin oluşamaması, ne istediğimizi yeterince ortaya koyamama ve demokratik yollardan talepkâr olamamamızdan kaynaklanıyor.  Bölgede ciddi bir çevre örgütlenmesi, sivil toplum inisiyatifi oluşumunun talebi de olmuyor. Adana kentinin son yıllarda yaşadığı birçok sorunun temelinde sanırım benzer şekilde inisiyatif almamama durumu ile ilişkilendirilebilir.  

ANIZ YAKMANIN TOPRAK ÜZERİNEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ

Çukurova'da buğday ve mısır hasadı sonrasında toprakta kalan anızların (toprak üstü sap-saman ve toprak altı kök) yakılmasının toprağın verimini düşürdüğü gibi çevreyi kirletmekte, iklim değişimlerine neden olan karbondioksiti atmosfere salmakta ve toplum sağlığına da olumsuz etkide bulunmaktadır. Anız yakılması olayı bizim çiftçimizin gündemine ikinci ürün yetiştiriciliği ile girmiştir. Çiftçi ikinci ürünü ekebilmek için buğday hasattı sonrası hızla topraklarını işlemek ve tohum yatağını hazırlamak istemektedir. Hasat sorası gerek yüzeyde kalan bitki atıkları ve gerekse bitki köklerinin yarattığı sertleşmiş toprak yapıları (kesekler) toprak işlemesin kısmen sınırlamaktadır. Toprak işleme makinelerinin zorlanması ve/ya daha fazla yakıt tüketimi çiftçiyi kısa yolda anız yakmaya teşvik edebiliyor. Çiftçinin anlık olarak kısa yola teşebbüs etmesinin sonucu farkına varmadan doğa ve insan yaşamına çok ciddi bir zarar vermektedir. Doğanın en büyük yaşayan canlı organ ve insanlığın gıda kaynağı, yaşamın güvencesi toprak eşsiz bir kapasiteye sahiptir. Toprağın gıdası ise anız ve diğer organik kaynaklı atıklardır. Anız ve diğer organik bileşenlerin (canlı cansız organik unsurlar) yakılması ile toprak gıdasız bırakılmakta ve verimsizleştirmektedir. Çiftçimizin farkına varmadan yaktığı anızın verdiği zarar bu bağlamda maddi olarak hesaplanamayacak denli büyüktür.

Türkiye Toprakları Organik Madde Yönünden Fakirdir

Türkiye'nin tarım arazilerindeki organik madde içeriği, iklimin etkisi ve ağır toprak işleme aletleri kullanılması, anız yakılması ve diğer tarım-torak tekniklerinin olumsuz sonucu olarak yaklaşık yüzde 1,5’e kadar gerilediği ve önemli oranında fakir toprak sınıfına girdiğini belirtti. Türkiye topraklarının % 75’i kadarının organik maddece yetersizlik sınıfında olduğun artık dünya ölçeğinde bilinmektedir. Günümüzde toprakların organik karbon miktarı bir zenginlik ölçeği olarak kabul edildiğine göre bunun anlamı Türkiye fakir bir ülkedir.

Anız Yakmak Ekonomik Ve Ekolojik Yönden Çok Ciddi Zararlar Vermektedir

Anız yakmanın ekonomik ve ekolojik anlamda da zarar verdiğini bilimsel araştırmalar ile biliyoruz.

Tarım arazilerinde anız yakılmasıyla oluşan yüksek ısının topraktaki organik bileşiklerin topraktan uzaklaşması ile toprak ve buna bağlı olarak ürün kalitesinde düşüşlere neden olduğu artık biliniyor. Toprağın bitkiyi besleyen ve toprak için verimli olan organik atıklarının yakılması sonucu ortaya çıkan yüksek ısı nedeniyle aynı zamanda mikro organizmalar da yok olmakta v bunun sonucunda toprağın kalitesinde düşüşler yaşanmaktadır. Bunun sonucu çiftçiler daha fazla gübre kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Gübre kullanımının artışıyla birlikte çiftçilerin ekonomik anlamda giderlerinin daha da arttığı rahatlıkla hesaplanabiliyor. Gübre kullanımının artışının aynı zamanda kimyasal olarak ürünler üzerinde olumsuz etki bırakmaktadır. Kimyasal gübre talebinin yıldan yıla artmakta olduğunu ve buna bağlı olarak da kimyasal gübre ve ilaç kullanımının ürün kalitesini olumsuz yönde etkilediği de bilimsel veriler ile belirlenmektedir.

Bugün iklim değişimine neden olan atmosferdeki karbondioksitin yer yüzeyinde tutulduğu en büyük organ topraktır. Anız yakımı ile atmosfere daha çok karbondioksit salınarak küresel iklim değişimi tetiklenmiş olmaktadır. Anız yakılması sonucu oluşan iklim değişimleri bize sonrada, aşırı yağışlar, seller, fırtınalar, susuzluk, aşırı ısınmalar, mevsimsel sarkmalar, gıdaların kalitesinin bozulması, hastalık ve zararlılar ve toplum sağlığının bozulması olarak dönmektedir. Mısır anızının ve topraktaki biokütlesinin daha fazla olması nedeniyle uzun süre toprak altında yangının devam ettiğini ve günlerce mızır anızı yangının etkisinin sürdüğü bunun sonucu olarak günlerce kentlerde yaşayan başta yaşlılar ve çocuklar olmak üzere sağlık sorunları da yaşamaktadırlar. 

ÖNERİ

Devlet Çiftçiye Mazot ve Ekipman Desteği Sağlamalı

Anız yakımını önlemek adına çiftçilerin “yasaklar yerine” devlet tarafından uygulanması planlanan teşvikler ve çiftçilere konunun ciddiyetine ilişkin anlatımların yapılması daha ikna edici olacaktır. Topraktaki anızları karıştırıcı ekipmanlar açısından çiftçiye kredi desteklerinin verilmesi önemlidir. Çiftçiler için toprak işlemede karşılaştığı en ciddi sorunların başında petrol gideri geliyor. Kullanılan mazot pahalı olması çiftçiyi kolay yoldan anız yakmaya yönelttiği için çiftçilere ucuz mazot desteğinin yapılması gerek. Çiftçinin anızı yakmasına gerekçe olarak gösterdiği mazotun pahalılığının mutlaka fiyat indiğimi veya KDV azaltılması ile giderilmesi gerekir. Çiftçinin ek giderinin karşılanmasının tarımımız ve ekolojimiz için büyük yararı olacaktır. İklim değişimi dikkate alınırsa mutlaka ciddiye alınması gereken bir durum olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz.

Toprak İşleme Yöntemimizi Değiştirelim

Buğday hasadı yapıldıktan sonra toprak nemini koruyorken zaman kaybetmeden toprağın sürülmesi işlemi daha kolay olabilir. Eğer doğrudan büyük sürüm yapılmayacaksa yüzeyde kalan anızların sapların toprağa karıştırılarak toprakla bütünleşmesi sağlanabilir.

Çiftçi İle İletişim ve Eğitim Önemli

Çiftçilerin buğday ve mısır anızı yakmak yerine değişik tekniklerle anızları toplayıp samana dönüştürmelerinin buğday ve mısır geliri kadar ek gelir sağlayabilirler. Ayrıca hasattan sonra anızların geliştirilen ekipmanlar yardımıyla parçalanarak toprağa karıştırılması en doğru ve kullanılabilir bir yöntem olduğunu önerebiliriz.  Anız yakılmasıyla biz topraklarımızı farkına varmadan elden çıkarmış oluyoruz. Anız yakma işlemiyle her ekimde bir önceki ekimden daha fazla gübre kullanmak zorunda kalıyoruz. Topraklarımızın kalitesi ve verimi düşüyor. Anız yakmak değil anızı toprakta tutmamız gerek” anlayışı ile bilinçli bir çiftçiliği önerebiliriz. Anız yakılması işlemi bizim gibi gelişmekte olan ülkeler dışında çok yaşandığını sanmıyorum. Bilinçli çiftçinin toprağını koruduğunu ve toprak kalitesinin uzun soluklu çıkarını düşündüğünü, ancak ülkemizde çiftçilerimizin basit bir maliyet hesabı ile topraklarını ve doğalarını fakirleştiriyor. Anız yakılması ve bunun doğa ve insan üzerindeki olmuşuz etkileri çok ciddi ve ilgili kamu kuruluşları ile araştırama birimlerinin birlikte bütünsellikle bir yaklaşımla topraklarımızı ve iklimimizi korumamız konusunda çalışılması gerekir. Konunun uygun dille ve teknikle anlatılması ile sorunun çözüleceğine inancım tamdır.

SOMUT ÖNERİ
Çukurova’da anız yakılması iki milyonluk kentin yaşamını her yıl olumsuz etkilemekte ve aynı zamanda toprak verimliliği ve gıda kalitesi günden güne kötüleşmektedir. Artık bu işe bir son verilme zamanı geldi-geçiyor. Bu konuda devlet yetkililerinin, Üniversitenin, Adana’daki oda ve derneklerin işbirliği ve karalılığı ile bu sorunun üstesinden gelinebilir inancındayım.

Önce sorunun nedeni her yönü ile iyi analiz edip doğru tanımlayalım

Kimlerin anız yakılmasında ne tür rolü ve etkisi olduğu net olarak belirlenmeli

Olası çözüm önerileri geliştirilmeli

Projeler üretilmeli, bilimsel ve toplumsal duyarlılık projeleri,

Bölgesel çapta yangın izlenmesi merkezi kurulmalı ve uydu verileri ve bilgi teknolojileri yarımı ile anız yakılması adım adım izlenmeli (Orman yangın izleme merkezleri gibi).

Çitçilerin eğitimi ve anızın yakılmaması yönünden maddi yönden teşvik edilmesi sağlanmalı

Sonuçlar karalılıkla uygulamaya alınmalıdır.

Adana kenti, Üniversite el ele vererek bu sorunu çözecek bilgi birikimi ve iradeye sahiptir diye düşünüyorum

05.09 2015, Adana



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>