YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







NASIL BİR SANAYİ, NASIL BİR SANAYİCİ
/**/ Yazar: FİKRET YÜCEL | Tarih: 08/08/2014 | Saat: 13:31

“Tüfek İcat Oldu Mertlik Bozuldu” sözü, süregelen gelişmeler ve değişimler için kah nostalji, kah gerçek tesbitler sebebiyle sık sık hatırlanıyor. Yazının başlığının yanıltmasını önlemek için başlarken şu açıklamayı yapmak gerektiğini duydum: Bu yazıda çevre ile barışık sanayi, temiz üretim konularına girilmeyecektir. 15. ve 16. yüzyılları kapsayan ve İtalyada başlayarak kara Avrupasına ve İngiltereye yayılan Rönesansı, 17. ve 18. yüzyıllarda onun bir devamı ve tamamlayıcısı olarak yaşanan Aydınlanma Çağı izlemiştir. Bu süreçte kilisenin skolastik görüşü (1) yerine bilimsel düşüncenin geçmesi sağlanmış ve sekülerizm (2) doğmuştur.

Dahası, kilisenin ve ruhban sınıfının elinde olan güç, evvela asillere, derebeylere daha sonra da burjuvanın (3) eline geçmiştir. Orta çağda insanlar ruhban sınıfı, asiller ve derebeyler ile bunlara bağlı kalabalık guplar olarak sınıflanmıştı. Bu sonuncuları köle olarak isimlendirmek de mümkündür.

Zamanla bu grup içinden zanaat sahibi ve ufak çapta ticaret yapan kişiler çıkmaya başlamış ve giderek sayıları, eğitim düzeyleri, becerileri neticede servetleri artmıştır. Kasaba ve şehirlerde yaşayan bu kişiler burjuva sınıfını oluşturmuşlardır. Vaktiyle asillerin, gücü, ruhban sınıfının elinden alması gibi, burjuva sınıfı da asillerin elinden almıştır.

Burjuva sınıfının genişleyip güçlenmesinde şu iki olay büyük rol oynamıştır: Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi. Burjuvazinin ruhban sınıfına ve aristokrasiye karşı üstünlüğünün sağlanmasında burjuva sınıfı ile emekçiler arasındaki işbirliği önemli surette etkili olmuştur.

Daha sonra, bütün dünyaya yayılan kapitalizmin oluşmasında burjuva görüşü birinci planda rol oynamıştır. Burjuvalar servetleri büyüdükçe alt ettikleri soylu sınıfının yaşamlarını sergilemeye ve onlar gibi yaşamaya başlamışlardır. Sonunda emekçilerle burjuvalar arası açılmış, işçi ve çiftçilerle burjuvalar karşıt gruplar haline gelmişlerdir.

18 asırda İngilterede başlayan sanayi devrimi, kara Avrupasına, ABD’ne ve Japonyaya yayılmıştır. Bu yayılma, genişleme ve büyümede birikmiş sermayelerini sanayi işletmelerine yatıran burjuvalar çok etkilidir. Bu devrim sonunda tarım toplumuna paralel bir sanayi toplumu oluşmuş, neticede toplum, sanayi ağırlıklı hale dönüşmüştür.

Makina çağı diye de isimlendirilen sanayi devriminin ilk aşamasından sonra ABD’de insan emeğinden en verimli ve en yüksek seviyede faydalanmayı mümkün kılan Taylorizm’in (4) uygulandığı seri üretim sistem ve teknikleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu, sanayi devriminin ikinci aşamasıdır.

Sanayi Devriminin üçüncü aşaması elektroniği ve bilgiyi kullanarak bilgi çağına geçiştir. Bunun sonunda çiftçi, işçi, katip sınıf sıralamasına bir dördüncü eleman olarak bilgi işçisi eklenmiştir. Bu aşamada üretilen değer yaratan ürünler maddi ve fiziki varlıklardan maddi olmayanlara doğru bir değişim göstermiştir. Bu üretime sanayi üretimi dahi denilmiyor. Bazı düşünürler, bu arada Carl Sagan, bir ülkenin sadece hizmet ve bilgi üretmesini, üretim sanayilerinin başka ülkelere kaymasını kendi ülkeleri açısından sakıncalı buluyorlar. Sanayi devriminin ilk aşamasında sanayicelerin bir çoğu zanaat sahibi burjuvalardı. Bunlar zamanla işlerini büyütüp seri imalat döneminde de iş başında kaldılar. Çoğunlukla zanaatle başlayan sanayicilik aile mesleği olarak babadan oğula intikal ederek sürdürülüyordu. Bir şeyler icat edip üretme isteği, heyecanı hep vardı. Bazan yeni konulara geçildiğinde aynı heyecan ve sanayicilik anlayışı korunuyordu.

Zamanla, işletmelerin büyümesi, gelişen İşletme Yönetim ve Yönetişim teknikleri işletmelerin profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmesi sonucunu doğurdu. Diğer yandan yeni finans modelleri, parasal yöntemler her şeyden baskın çıktı. Gerek profesyonel yöneticiler, gerekse finans insanlarının o başlangıçtaki zanaatkar sanayicilerin heyecanına, o işten aldıkları hazza sahip olmaları mümkün değildi.

Yani bilgi çağına geçişten önce de küçük küçük icatlarla, ki şimdi inovasyon (yenileşim) deniyor, sürdürülen üretim tarzı yok olmuştu. Bugün eski üretim tarzları ve somut ürünler üretmek, sıradan, hatta aşağı seviyede bir iş olarak görülüyor. Zamanı tersine çalıştırmanın ne gereği, ne de imkanı vardır. O eski mucitler, üretim teknikleri ve sanayici tipleri hoş bir hatıra olarak yaşayacaktır.

Türkiyede burjuva oluşumu batıdakinden tamamen farklı koşul ve şekillerde meydana gelmiştir. Özellikle Anadoluda burjuvazinin çekirdeğini ticaret yapan ağalar teşkil etmiştir. Esasen geçmişte Anadoluda ilkel aletlerle yapılan tarımsal üretim dışında bir üretim hiç olmamıştır. Dolayısiyle, sanayi devrimi dışında kalan ülkemizde sanayiciler çok geç yetişmiş olup geçmişten gelen bir görgü ve ananeden değil, bir iş, bir girişim ve ticarette edindikleri sermayelerine yeni bir yatırım alanı bulmak amacı ile ortaya çıkmışlardır.

Bir şey hep eksik kalmıştır: Yeni bir şey, bir yenilik yaratmak heyecanı. Osmanlı İmparatorluğunun bir rönesans yaşamayıp Sanayi Devrimi dışında kalması, toplumun teknoloji ile tanışmasını engellemiştir.

Anadolu bir kasabalar diyarıdır. İlber Ortaylı “Evliya Çelebiden beri kasabada üretim yoktur” diyor (İlber Ortaylı, İsmail Küçükkaya, Cumhuriyetin İlk Yüzyılı, Timaş Yayınları 2012, Sahife 193). Teknolojiden bu uzaklık o kadar etkili olmuştur ki, bu satırların yazarının kuşağından olanların hatırlayacakları gibi, yakın geçmişte, evlerin elektrik ve su tesisatlarındaki onarım , otomobil tamiratı gibi işler bile azınlıklara mensup “ustalar” tarafından yerine getirilirdi.

Genç Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerindeki Trablusgarp, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve onu takiben Kurtuluş Savaşı olarak 10 yıl sürekli savaş içinde kalmış bir toplum ve ülke devralmıştır. Ülkede yol, demiryolu, liman, okul, hastane, fabrika yok denecek seviyededir. Tek bir üniversite vardır: İstanbuldaki Darülfünun. Her şeyden önemlisi, yukarda bahsedilen harpler adeta bir neslin kaybolmasına sebep olduğundan beşeri kaynaklar da çok yetersiz durumdadır.

Bu manzara karşısında her şeye, bu arada sanayileşmeye, sıfırdan başlamak gerekmiştir. Bu dönemin hikayesi ayrıca ele alınmalıdır.

AÇIKLAMALAR:

(1). Skolastik felsefenin kelime anlamı okul felsefesidir. Orta çağ felsefesi ile eş anlamda olup hıristiyan inanışına uygun şekilde sistemleştirilmiştir ve klisenin bütün inanç ve kabullerini içerir.

(2). Sekülerizm toplumun dini ve ruhani konular yerine dünya hayatına odaklanması hareketidir. Türk Dil Kurumu buna karşılık olarak “dünyacılık” sözcüğünü öneriyor. Laisizm, çok daha geniş bir anlamı olan sekülerizmin bir parçasıdır.

(3). Burjuva latince burgus, kale burcu, kelimesinden geliyor.Fransızcada “burgois” kelimesi şehirde yaşayan anlamındadır.Türk Dil Kurumu burjuva karşılığı olarak “kentsoylu” sözcüğünü öneriyor.Burjuva köylü, işçi, soylu sınıfından olmayıp sosyal sınıflandırma içindeki konumunu eğitimi, becerisi ve servetinden alan kişidir.

(4). Taylorizm insanı bir makine yerine koyarak iş başındaki (banddaki) her hareketini planlayarak bir zamana bağlamaktadır. Sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarından büyük tepki almıştır. Şarlo (Charlot) karakteri ile özleştirilerek sık sık bu isimle anılan büyük sanatçı Charlie Chaplin Taylorizm’i “Asri Zamanlar” (Modern Times) isimli filminde karikatürize etmiştir.

Fikret Yücel



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>