YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







BÜYÜK, BÜSBÜYÜK, KOCAMAN PROJELER…
Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 22/10/2013 | Saat: 08:55

İstanbul Türkiye’nin göz bebeği, hatta dünyada en popüler şehirlerin başında geliyor desek abartı olmaz.

Popülerliği, gerçekte tarihinden ve iki kıta üzerine kurulmuş tek şehir olmasından kaynaklanıyor. Boğazın güzelliğini dilimizden düşürmüyoruz ama her iki yakadaki yapılaşmanın yarattığı yıkımı görmezden geliyoruz.

“İstanbul’un taşı toprağı altın” söylemiyle insanları köylerinden kasabalarından koparıp İstanbul’a getirdik. Altyapı namına bir tek dikili taş olmayan arazilere insanlar iş-güç sahibi olmadan yığıldılar. Gönüllü sürgünlerdi bunlar…

Göç yolda düzelir dediler, insanlar yığıldıkları yerlerde önce arsa sahibi oldular. Devletin arazilerine el koyanlar babalarından miras kalmış gibi parselleyip gönüllerince sattılar. Gün gelip bir problem çıktığında kimse satanları aramadı, hep satın alanlardan hesap soruldu…

Nüfus artışının doğurduğu muhteşem bir rant vardı. Başta kamu adına yetki taşıyanlar olmak üzere herkes bundan pay alıyordu. İstanbul’a geldiğinde kandırılan, çarpılanlar acısını bir sonra gelenlerden çıkarıyordu. Anlayacağınız, tam bir saadet zinciri…

Bunun devam edebilmesi için en önemli şart ise nüfus artışının sürmesi!!!

Türkiye

İstanbul

(İstanbul / Türkiye) Nüfus

Yıl

Nüfus

Artış

Yıl

Nüfus

Artış

1927

13.648.270

---

1927

680.857

---

% 4,98

1980

44.736.957

% 227,8

1980

2.772.708

% 307,2

% 6,19

1985

50.664.458

% 13,25

1985

5.475.982

% 97,5

% 10,81

1990

56.473.035

% 11,46

1990

6.629.431

% 21,06

% 11,74

2000

67.803.927

% 20,06

2000

8.803.468

% 32,79

% 12,98

2009

72.561.312

% 7,02

2009

12.782.960

% 45,2

% 17,62

2010

73.722.988

% 1,6

2010

13.120.596

% 2,64

% 17,797

2011

74.724.269

% 1,36

2011

13.483.052

% 2,76

% 18,043

2012

75.627.384

% 1,21

2012

13.710.512

% 1,69

% 18,129

TÜİK rakamlarına dayanarak düzenlenen yukarıdaki tablodan şu hususlar açıkça görülmektedir:

  • İstanbul’daki nüfus artış oranı her zaman Türkiye’nin nüfus artış oranının üstünde olmuştur,
  • İstanbul nüfusunun Türkiye nüfusu içindeki payı sürekli artış göstermiştir.

Bunlar da göstermektedir ki; herhangi bir zaman dilimi içinde İstanbul’daki nüfus artışı sadece doğumdan kaynaklanmamaktadır. Bu artışta iç göçün çok önemli bir payı vardır.

Rantın sürdürülebilmesi ile nüfus artışı arasındaki ilişkiye gelince; madem ki rant nüfus artışından doğmaktadır, öyleyse nüfus artışının devamını sağlamak gerekir. Bunun yolu da İstanbul’u olduğundan daha cazip göstermeye devam etmekten geçer.

Örneğin, İstanbul’un finans merkezi olacağı, Merkez Bankasının Ankara’dan İstanbul’a taşınacağı söylentileri bu cazibe unsurlarından birisi olarak yaratılmıştı. İktidar bu görüşlere itiraz edenlere olmadık sözleri sarf etti. Finans merkezinin yeri olarak Anadolu yakasında bazı semtler gösterildi ve haliyle oralarda inşaatlar patladı. İktidarın yakınında olan bazı inşaat firmaları oralarda akıl almaz yükseklikte görkemli binalar diktiler ve astronomik fiyatlara sattılar.

Bu cazibe masallarının en yenisi de üçüncü köprü ve üçüncü havalimanı. Projelerin aleyhinde verilen teknik raporlar lehte düzenlenen teknik raporlarla çürütülmeye çalışılıyor. Dava süreci devam ederken anlı şanlı törenlerle temelleri atıldı bile…

17 Ağustos 2013 tarihinde “Radikal” gazetesinde yayınlanan “3. KÖPRÜDE ŞOKE EDEN BİLİRKİŞİ RAPORU” başlıklı haberde TEMA'nın açtığı davada bilirkişi raporunun temel (http://www.radikal.com.tr/turkiye/3_koprude_soke_eden_bilirkisi_raporu-1146489) atıldıktan iki ay sonra çıktığı bildirildi. 3. Köprüye karşı süren 30’a yakın davadan birinin bilirkişi raporu çıkmış, diğerlerinden henüz hiçbir haber yok.

Bilirkişi heyeti hazırladığı raporda “Köprü etrafında yerleşimler oluşmazsa çevreye abartıldığı kadar zarar verilmeyeceği ama köprü yapılmazsa, sıkışan trafik nedeniyle meskun mahallerde daha büyük çevre kirliliği yaşanacağı”görüşünü belirtmiş. Raporun ilginç olan diğer bir tarafı da bilirkişilerin görüşlerinedayanak olarak “davalı konumundaki” İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Karayollarının raporlarını göstermiş olmaları.

Aynı tarihte Milliyet gazetesinde yayınlanan haberde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş tarafından 2010’da kabul edilen ve üçüncü köprünün yapılmaması gerektiğini öngören 1/100000 ölçekli plan yerine hükümetin 1/25000 ölçekli hazırlamasının yanlışlığı belirtildi. Söz konusu davada TEMA’nın itirazının temelinde İstanbul İli Kuzey Marmara Otoyolu Nâzım İmar Planı için hükümetin daha alt ölçekli bir plan hazırlaması vardı. Belediyenin hazırladığı planda, “İstanbul’un yağ lekesi gibi kuzeye büyüdüğü, 3. Köprü’nün yapılmaması gerektiği, köprüyle ilgili bir gelişme yapılacaksa bunun birinci köprünün yıkılarak raylı geçişi içerecek şekilde ve şerit sayısı arttırılarak iki katlı yapılması” öngörülüyordu. Fakat üçüncü köprü konusunda hükümet kademesinde bu rapor değerlendirmeye alınmayarak alt ölçekli bir plana göre http://gundem.milliyet.com.tr/bilirkisi-kopru-uygun-degil-demis/gundem/detay/1717075/default.htm

inşasına karar verildi.

3. Köprü projesinin iptali için 2011’de açılan davada tayin edilen 7 kişilik bilirkişi heyeti Temmuz 2012’de keşif yaptı. Köprünün temeli 29 Mayıs 2013’te atıldı, bilirkişi raporu ise Temmuz 2013’te mahkemeye sunuldu. Raporda dikkat çeken hususlar şunlar:

  • Etkilenecek alanlarda ağaç yüzde 31, tarım alanı yüzde 28, çalı yüzde 19, yerleşim yüzde 6, yaprak döken ağaç yüzde 6, kıraç toprak yüzde 2 olduğunun yazılması,
  • Projenin etkileyeceği 6500 hektarlık alanın içindeki orman varlığının yüzde 40 olduğundan hareketle 2600 hektar ormanın yok olacağının belirtilmesi,
  • İstanbul Ormanları’nın Belgrad Ormanları’nı kapsayan yüzde 1.1’lik bölümünün projeden etkilenecek olduğunun ifade edilmesi,
  • Hükümetin 2023 yılı hedefleri de göz önüne alınarak, Tuzla ve Gebze’deki sanayi faaliyetlerinin yereldeki ekolojiyi ve çevreyi tahrip ederken ülkenin ekonomik yönden büyümesinde ve ülke sanayisinin rekabet gücünü sürdürerek hayatiyetini devam ettirmesinde önemli bir fonksiyona sahip olduğunun kaydedilmiş olması,
  • Sık viyadük ve tünellerden oluşan Kuzey Marmara Otoyolu’nun doğal ortama etkisinin düşürüleceği anlaşıldığından, doğal ortama zarar vereceği, çevre ve havza alanlarında kirliliğe neden olacağı yargısı, çevresinde D-100 ve TEM benzeri yoğun bir yapılaşma olmamak kaydıyla abartılmış bir düşünce olduğu görüşünün belirtilmesi,
  • Mevcut ulaşım sistemi üzerindeki sıkışık trafiğin sebep olacağı çevresel kirliliğin akan trafiğe göre daha fazla olduğu, köprü yapımının engellenmesi durumunda kaçınılan yüksek orandaki çevresel kirliliğin insanların yaşadığı alanlarda daha fazla oluşacağı, bunun halk sağlığı yönünden de meskun alanlarda daha büyük çevresel ve sağlık problemine sebep olacağının ifade edilmesi.

Bilirkişi heyetinin tamamı öğretim üyesi:

1.      Prof. Dr. Ahmet Yeşil, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanı

2.      Doç. Dr. Darçın Akın, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Öğretim Üyesi

3.      Doç. Dr. Serkan Gürlük, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi

4.      Doç. Dr. Mustafa Gürsoy, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Öğretim Üyesi

5.      Doç. Dr. Mehmet Küçükmehmetoğlu, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Öğretim Üyesi

6.      Doç. Dr. Salim Öncel, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

7.      Prof. Dr. Hüseyin Cengiz, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Başkanı

Komisyonda “Hayır” oyu kullanan tek kişi Prof. Dr. Hüseyin Cengiz. Mahkemeler tereddütlü konularda bilirkişi olarak öğretim üyelerini seçer, bu uzun yıllardan beri uygulanan bir teamüldür. Akademisyenlerin daha bilgili, daha tarafsız ve daha dürüst oldukları var sayımı ile…

Şimdi uzmanlığından şüphe duyulmayan bu heyet üyelerine sormak lazım “D-100 ve TEM benzeri yoğun bir yapılaşma olmamak kaydıyla” Kuzey Marmara Otoyolunun doğal ortama zarar vereceği, çevre ve havza alanlarında kirliliğe neden olacağı yargısının abartılmış bir düşünce olduğuna nasıl karar vermişler?...

D-100 ve TEM yollarının etrafında oluşan yapılaşmanın KMO etrafında oluşmayacağını nasıl bilebiliyorlar?

Veya, ormanı yarıp geçecek bu yolun etrafında yapılaşma olmasının nasıl önleneceğini de söyleselerdi keşke…

Olmaz ama, yoksa bu konu Allah’ın inayetine mi bırakılıyor? Öyle ise Allah demeyecek mi ki; sizleri yaratırken diğer canlılardan farklı yaptım sizlere “akıl” verdim.

Aklınızı niye kullanmıyorsunuz!!!

Aklınızı peynir ekmekle mi yediniz??!!!

Sadece bu topraklarda değil tüm dünyada herhangi bir yol veya büyük yapının gittiği yerlerin nasıl hızla yapılaştığını görmüyor musunuz?

Hadi karar vericiler bunlara aldırış etmiyor diyelim. Peki bunları dinleyen halk inanıyor mu yoksa ortaya çıkacak rant alanlarından ben de payımı alırım mı diyor??? İkisi de mümkün tabii ki!

Ayrıca, 1990’lı yıllardan bu yana İstanbul’u aynı siyasi anlayışın yönettiğini unutmamak lazım. İstanbul’un “şehir” tanımı çerçevesinde hangi noktaya getirildiği, aşırı yapılaşmanın şehirde yaşamı ne kadar zorlaştırdığı, yeşilin nasıl tahrip edildiği, hangi ormanların yok olduğu göz ardı edilmemeli.

Dolayısıyla, bu kadar senede İstanbul’a ne olduysa bu büyük büyük projelerle bundan sonra da aynı düzen devam ettirilecek demektir. Kara biter, bina dikecek toprak kalmazsa ne olacak diyeceksiniz! Onun da kolayı var, deniz doldurulacak…

O konuda da büyük projeler hazırlanıyor ve uygulanıyor. Şöyle alıcı gözle bakarsınız hepsi görülür…



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (2) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>