YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AKİL(!)’LERE AÇIK TEBLİĞ!.. YASAL DAYANAKTAN YOKSUNSUNUZ!...
/**/ Yazar: HALİL ARIK | Tarih: 04/05/2013 | Saat: 23:17

Fasıl - I

Bu yazı, siz akil(!)lere bir açık tebliğdir… Dilerim yazı elinize ulaşır. 

Sizler ‘mayın tarlasına sürülenler’siniz …

Haliniz ortada… İzmir’de   Kayseri’de… Zonguldak’ta; Denizli ‘de…Malum birkaç yer dışında her yerde.

Denizli’de örneğin; buluşma yeri olarak, şehir dışında lüks bir otel seçtiniz.. Davetinize 50 kitle örgütünden 8’i katıldıysa…

Katılanlar ancak bir elin parmakları kadar idiyse…

Zaten sizden de her nedense 9’un sadece 5’i gelmişse…

Esnaf ziyaretleri de protestolar nedeniyle iptal edildiyse…

Gitmeyi planladığınız şehit ailesi de kabul etmemişse … ‘tutuklu basın’ istediği kadar işleri yolunda göstersin, sizler kendiniz tanıksınız kendi halinize…

Size yüklenen görev gereği; vicdanınızın sesini de açık edememektesiniz.

Gözlerinizdeki yansımadan anlayabiliyoruz işin aslını…

Gelin onurluca davranın, size yüklenmiş o ağır ve hukuksuz görevi atın sırtınızdan… Kurtarın kendinizi kullanılıyor olmaktan!.. Vebal ağır… Süreç aldatıcı…

Size yakıştırılan sıfatla başlıyor yanlışın ilki…Atılan her adımla da artarak ve ağırlaşarak devam ediyor yanlışlar!..   

Akil adam, soran sorgulayan adamdır… Yaptığı işin mahiyetini bilendir. Emir eri itaatiyle, tek merkezli görev emrine uyarak, çıkmaz yollara dökülmek değildir ‘akil’lik.

 Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan 2 saatlik bir “şarj” operasyonu ile; “haydi aslanlarım” edasıyla sıvazlanan sırtlarla “akil” adam olunmaz… Sokak tiyatrosunda sıradan bir rol  üstleniyor değilsiniz!...  

Akil adam, öncelikle yaptığı işin niçin’ini ve kimin için’ini sorgular…

Yüreğiniz yetip de bunu soramadınız… Verilen paye ile yollara dökülüverdiniz, ‘sosyolojik, psikolojik, eğitimsel, siyasal…birikimlerim nedir ki’ bile demeden!...  

Hem de; ‘bu güne dek dümen suyunda kürek çekmekten öte’ ne yaptım da parmağın beni işaret etmesiyle ‘akil’ aniden oluverdim demeden!..

Erdem odur ki; ‘kişi önce kendini tartar vicdan terazisinde; el kantarına çıkmadan önce’ bile demediniz, çıkıverdiniz meydanlara… Er meydanı bildiniz; sizler için yükseklere konuşlandırılmış halka yüksekten bakan salon sahnelerini…

Piliniz bitti; bir kenarda kalakaldınız…Pilli bebeklerin ömrü; pillerininki kadardır

İkna adına halkın sizlerden öğreneceği hiçbir şey yoktur!.. Zira; sözcülüğünü ve taşeronluğunu üstlendiğiniz savunuların asli sahipleriyle halkın çıkarları çelişkidedir!…

İleri demokrasi adına öfke ve kin dolu nutuklar atılarak gelinen nokta tehlikeli ve çıkmaz sokaktır. Sizler bu tehlikeli ve çıkmaz sokaklara…  mayın tarlalarına sürülenlersiniz..

Aldatma ve yalanların, gün be gün daha iyi anlaşılmasıyla, sahte barış çağrılarının kimlere hizmet ettiği artık gün gibi aşikardır. Bunu halk biliyor da; sizler misiniz bunun cahili!?... 

Sizlere yüklenen sıfatta değil ki tek hata!... Seçilmeniz… görevlendirilmeniz… cepheye sürülmeniz.. Her eylem ve her söyleminiz…yürürlükteki T.C kanunlarına göre ağır suç. Korunup kollanma güvencesi olmadan; o pervasız söylemler dökülemez dillerden!...

Biriniz kalkıyor; “Abdullah Öcalan cesur biri…. Eyalet sistemine geçilmelidir. 'istenenler’ verilmezse metro istasyonları, alış veriş merkezleri hergün patlar.. Ceset parçaları üzerimize sıçrar” diyerek utanıp arlanmadan gözdağı veriyor…

Bir diğeriniz; “ Öcalan’ın serbest bırakılmasından, kandil ile İmralı arasındaki doğrudan temas”tan söz edebiliyor…

İçinizden bir başkası; “Öcalan’ı TBMM’de üye olarak görmek”ten söz ediyor ve “sürecin doğal lideri olarak doğrudan Öcalan’ı işaret edebiliyor.

Bir diğeri; “Öcalan’ı yine mutlak önder” kabul edip, meşruiyet kazandırıyor…

Bir başka akil(!) yine; “keşke barış sürecini başlatan kişi de özgür ortamda olsa” diyerek temenniyi aşan hazmettirme sürecine çanak tutuyor…

Bunlar sadece akil(?!)lerden bazılarının (şimdilik) söylemleri…

Bu söylemlerin hangisi masum!?... Hangisi legal!?... Bu söylemler mi ‘süreç’in nanesi?

Bu söylemlerin hangisi getirecek bu ülkeye barışı!...

Kavgayı körükleyen, hiçbir yasal dayanağı olmayan, toplum kesimleri arasındaki ayrışma ve bölünmeyi körükleyen bu söylemler, hangi hasta ruhların neresinden çıkıyor da; 40.000 kişinin 40 yıllık katili, meclise “Yüce Üye” olarak layık görülebiliyor!?...

Bu söylemler içten ve dıştan destek almadan bireysel cesaretle dile getirilmiş söylemler olabilir mi!?...

Sevr döneminin o ihanet söylemlerinden, bunların ne farkı var ki!?.. Azmettiricisi kim; ya da kimler bu söylemlerin!?... 

Her taşın altında “örgüt” arayan Cumhuriyet savcıları nerede!?... Hukuksuzluğun at koşturduğu ülkedeki rejimin adı demokrasi olabilir mi!?.. Nerede hukuk devleti… Ne güne duruyor, kimler için yürüyor yürürlükteki kanunlar!?..

Yoksa bu nedenle mi “her görüldüğü yerde” T.C’ler kaldırılmak isteniyor!?... Neyin hazırlıklarına alıştırılmaya çalışılıyor halk!?...

Barış istemeyenin Allah belasını versin… Ama bilerek ve isteyerek, birilerinin taşeronu olarak, başkanlık dayatmasına çanak tutanların da… Bir yandan, terör örgütü ile “devletler arası müzakere yapar gibi” devletin resmi kurumlarını da kullanarak gidiş gelişlerle, heyet-i nasihalarla, 90 yıl öncesinin kuyruk acısını hala unutamamış hainlerin ve düşmanların tavsiye ve dayatmalarıyla devletin onurunu kıran birlik ve beraberliğe ve Türk Halkı’nın kardeşliğine sahte ve yapay düşmanlıklar sokanların da...

Ve yine arabulucu sıfatıyla halkın gözlerinin içine baka baka… yalanları doğru gibi yutturmayı politik başarı sayanların da… Allah belasını versin!?...

Eğer bu gün; tarih; 30 sene önceye dönüp her taşın altında ‘suçlular’ arıyorsa; 30 sene sonra veya daha kısa bir zaman diliminde de aynı tarihin bu günlere dönüp, her taşın altında suçlu arama olasılığı gözlerden ırak tutulmamalıdır!...

Tarihin en büyük zilleti; tekerrürüdür… ama bu tekerrürü de hiçbir güç tarih boyunca engelleyemediği gibi, tarihi tekerrüre zorlayanlar da ondan ders almayı ne yazık ki bilmemişlerdir!...

Hitler; bu gün yaşasaydı; sonu yine dünkü gibi olurdu!..

Fasıl-II

Demokrat olmanın ilk şartı; demokrasiyi içselleştirmektir.

Kendini demokrattan sayan kişi; demokrasinin, karşı duruşlara da ortam hazırlayan sistem olduğunu bilecek ve kabullenecek önce;!...

Karşı duruşların çapulculukla suçlanması, “demokrasinin soksan durmazlığı”nın kanıtını tartışmasız ortaya koymak oluyor.

Demokrasiler, çapulcu üretmezler…, kapıkulu da üretmezler!... Yalana, aldatmaya, saklanan art niyetlere, diktatörlüğe, bölünmeye, teslimiyete karşı çıkanlar çapulculukla suçlanırken “ileri demokrasi” yutturmacasıyla beslenen kapı kullarına övgüler düzülmesi, yasal dayanaktan yoksun yetkilerle donatılıp görevler verilmesi, en basit deyimle demokrasi ayıbıdır!...  Bu ülkenin yakın tarihi benzerlerini kara sayfalarının  derinliklerine gömmüştür.

Adı barış olmaz ki teslimiyetin!...

Her kim ki; o günün Sevr’ini “kan dökülmesin”e bağlayıp teslimiyeti barış olarak göstermeye kalkışmış idiyse, onların kaydını tarih; ya hain; ya da düşman olarak tutmuştur!...

***

Akillere karşı çıkmak çapulculuk… Öyle mi!???..

Ya birileri de; kapı kulluğunu tanımlamaya kalkarsa!…

Demokrasiler; çapulculuğu koyduğu yasalarla engeller ve cezalandırır… kapı kullarını da meydanlara başı boş bırakmaz!...

“Akil adamlar” ve mecliste kurulmak istenen “çözüm komisyonunun” T.C. yasalarına göre hukuki altyapısı yoktur. Hukuksuzluk üzerine kurulmuş bu komisyonlar hangi hukuksuzluğu giderecek ve Türk Milletine yapılan yanlışları nasıl doğru olarak gösterebilecek?

Hükümet yaptığı yanlışın altından kalkamayacağını anlamış ve sorumluluğu üzerinden atmak için arayışa girmiştir. Bunları Türk Milletine siz akiller(!) anlatamazsınız.

Siz ve heyetiniz; Türkiye’de hukukun işlemediğinin bir örneğisiniz.

Hukuk Devleti yürürlükteki yasaların uygulanması için vardır. Nelerin olup bittiğini dürüstçe açıklaması gerekenlerin, soru soran, süreci sorgulayan gazetecilere hakaret ediyor, hedef gös­teriyor olması ne bir sağlıklı demokrasinin, ne de sağlıklı bir ruh halinin işidir!...

“Müzakere falan yok, bunları yazan köşe yazarları çapulcudur! Siz bu çapulculara bakmayın, bize inanın!” demenin somut-inandırıcı kanıtı nedir ki… diye kendimize bile sormaya vakit bulamadan; Ahmet Türk’ten geliyor karşı yanıt:“Kürtler sokakta kazandığını, masada da kazanacaklar!..

Birbiriyle taban tabana böylesine zıt iki söylem olunca, iki “farklı” ‘inanan’ grup ortaya çıkmıyor mu!? Bu bölmenin sözü ve bölünmenin özü değil mi!?.. Hangisi kimin ağzı!?.. Seyirci konumunda kalan halk bu söylemlerin neresinde!?... Bu söylemlere karşı çıkış mı çapulculuk!?.. Eğer çapulculuk buysa; bilinsin ki; ülkede milyonlarca çapulcu mevcut!..

Ey akiller; sizleri görevlendirenler, bu farklı ağızların öz sahipleri değil mi!?...

Onlar bölerken, siz elinizdeki hangi sihirli değneğe güvenerek “birleştirme” yolundasınız!?.

Sizler halka hangi güvenceleri vereceksiniz de; halkın güvenini kazanacaksınız da; halkı ikna edeceksiniz de; ayrışmayı barışa tahvil edeceksiniz!?..!?..  

“Razı olmazsanız; metro istasyonları ve AVM'ler her gün patlar." Tehditleriyle mi!?.. 

En akiliniz Bay Baskın’ın ağzından dökülenler, sizlerin de gizli ajandalarında kayıtlı mı!?..

**

Ortada suç olmadığı halde suç icat edilerek, insanlar; hükümetin icat ettiği özel yetkili mahkemelerde delilsiz, gizli tanıkların ifadeleriyle, gerçek tanıklar dinlenmeden ve savunma hakkı kullanılmadan mahkum ediliyor ve hürriyetleri engelleniyorsa; 

Diğer taraftan suçları kanunlarla sabit olan insanlar; tahliye ediliyor ve suçlu terör örgütü üyeleri, emniyet güçleri denetiminde kanun denetiminden kaçırılıyorsa,

ne yazık ki; ADALET ÖLMÜŞ demektir.

Ey Akiller(!); sormazlar mı size; PKK ile kucaklaşanlara gereği yapılacaktır diyerek dün; fezleke düzenlemekten söz edenlerin bu gün onların kolunda sahte barış arayışlarıyla hedef saptırıp,başkaları için yeni fezlekelerden söz edenler adına, mayın tarlasına sürülmeyi;  sizlere; nelerin vaad edilmesiyle görev kabul ettiniz!?...  Bu oldu-bittileri Türk Milletine anlatamazsınız.

-    İsrail’in istekleri doğrultusunda, ABD’nin güdümünde, Türkiye’nin parçalanarak İsrail’in kontrolünde büyük Kürdistan’ın kurulmasına zemin hazırlayan çözüm süreci; terörist başı Öcalan ile yapılan müzakerelerle başlatılmıştır. Bu sürecin hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Ne üzücüdür ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hukuka aykırı yaptığı uygulamalar ile bir hukuk devleti olma özelliğini kaybetmiştir. 

Şimdi de, suçlu terör örgütü elemanlarının ellerini kollarını sallayarak yurt dışına

gitmesine müsaade edilmesi isteniyor. Hangi hukuk vicdanı buna “olur” verir!?..

Hangi hukuk devleti suçluları korur, onlara yardım ve yataklık eder? Bu uygulama hukuk ilkelerine uygun mudur? Bunu Türk Milleti kabul edebilir mi? Bu oldu bittiyi de, vicdan ve izan sentezinizle Türk halkına nasıl anlatacaksınız!?...

***

Ey bu yolun işbirlikçileri… Bizler sizlerin hangi kararların arkasında durduğunuzu ve bu duruşun cesaretini hangi kaynaklardan ve makamlardan aldığınızı biliyoruz!..

Sizler de bizim hangi kararların arkasında durduğumuzu; ve kararlılığımızı hangi inanç ve güçten aldığımızı bilin istiyoruz. Yine bir hatırlatma ile bitirelim:

Hitler; bu gün yaşasaydı; sonu yine dünkü gibi olurdu!..



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>