YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

SÜREÇ DEDİKLERİ ve DİN!..
/**/ Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 31/03/2013 | Saat: 16:15

İki haftayı aştı, bir süreç sözüdür gidiyor.  Gazetelere bakıyorsunuz süreç, haber kanallarını seyrediyorsunuz gene süreç.

Kuzum nedir bu süreç?

Süreç, bir başlangıcı olan ve halden hale geçerek devam eden bir olguya deniyor.  Sonucun nasıl gelişeceğini sürecin devamında değil, ancak sonunda öğrenmek olasıdır yani!

Bu olayın ilk adımları 1984 yılında başlayan ve basit bir terör olayı olarak kabul edilen bir silahlı kargaşa olarak duyulmuştur.  Özellikle komşu ülkelerin himayesinde gelişen bu terör örgütü, zaman içerisinde çok kanlı günleri yaşatarak devam etti.

1999 yılında atılan kararlı adımlar sonrası, himaye eden komşu geri adım atınca adına PKK denen örgütün lideri bir şekilde ekarte edilerek İmralı Adası sakini olarak hapis yaşamına başladı.  Ve bu olayı takiben terör örgütü nerede ise sona yaklaşmıştı.

Ne oldu ise 2002’den sonra canlandı bu örgüt. Hem kendilerinin ve hem de ülkemiz annelerinin canını yakan sayısız kanlı olaylara neden oldular. Milletçe üzüldük ve bir şekilde kanın durmasına duacı olduk.

Ama neler oldu ise oldu ve “Teröristlerle görüşenler şerefsizdir!” diyenler, öğrendik ki bir yabancı ülkenin başkentinde teröristlerle görüşmektedirler.

Görüşmeler sonrası konuyu çözümlemek için gerek Kandil denen dağın ağalarının ve gerekse yurt dışında yaşayan Kürt aydınlarının yeterli olamayacağı anlaşılmış oldu. Gösterilen adres belli olmuş ve devlet adına MİT Başkanı görüşmelere adaya giderek resmen katılmaya başlamıştı.

İşte süreç lafı o görüşmelerden sonra manşetlere taşınır oldu. Evet, bir süreç vardı, ama kimin ne konuştuğunu ve iki tarafın hangi konularda anlaştığını bizler asla bilmiyorduk. İki taraf derken, bir yanda devletimizden ve karşısında da terör örgütü lideri olarak kabul edilen kişiden söz etmekteyim. Düne kadar konuşanlar şerefsizdir diye bağıran zihniyet, birden konuşulması şerefsizlik olarak ileri sürülen kişiyi muhatap alır olmuştu. Devlet adına üstelik!

Derken heyetler tertip edildi üçer kişilik. Bir iki defa gitti ve geldiler. Sonra muştuladılar bize, süreç başlamıştır ve nevruz kutlamaları sırasında da bir mektup okunacaktır!

Bizler halen neler görüşüldü ve silahların susması karşısında neler vaat edildi bilmezken, yeni bir gelişme öğrendik; örgüt lideri, bazı sözler almış ve karşılığında Türk İşi Başkanlık sistemi için kendisine biat etmiş olan milletvekillerinin destek olacaklarını söylemiştir.

Şimdi kaldı son söz mektubun okunmasına. Mesaj okundu, hem de iki kere. Önce Kürtçe ve sonra da Türkçe olarak okundu.

Anlaşılmıştır, silahlar susacak, kan dökülmeyecek ve teröristler ülkemizi terk edecekler!

İyi de bunun adını süreç koyunca ve karşılıklı tutsakların bırakılması müjdesi verilince bazı şeyler ters gidiyor olamaz mı idi?

Tutsak, iki ayrı ülkenin çatışması sonrası esir edilenlere denirken, ülke hapishanelerinde bazısı tutuklu ve bazısı da hükümlü olan ve temelde ülkemizin vatandaşı olanlar nasıl olur da tutsak konumuna taşınır diye soran da olmadı hani!

Anladık ki, ülkemizin yöneticileri, terör örgütü diye kabul ettikleri anarşist gücü, karşılarına alarak ve onlarla müzakere ederek dünün teröristine özel bir statü vermeyi kabullenmişler!

Zaten nevruz meydanında da bunun yazılı pankartlarını okumuştuk; “Kürtlere statü, Apo’ya özgürlük!”.

Statü denince ne anlarız, kendilerine özel bir anayasa yapılarak Türk Ulusu kimliğini yok sayan bir etnik yapının özerkliğini anlarız. Yani Kürtler için statü vereceksek, yarın aynı şekilde bizim de statümüzü verin kardeş diyecek diğer etnik gruplara peki ne vereceğiz? Onlara da özel bir statü veririz derseniz, ülkemiz değil bölünmüş, parçalanmış olur bilesiniz!

Ha, süreç denen şey böyle mi bağlanacak henüz bunu bile bilmiyoruz. Niçin bilmiyoruz, bu kadar okumuş yazmışımız varken. El cevap; kimse bize bilgi vermiyor ki!

Muhtemelen sürecin gidişini bir Sayın Tayyip Erdoğan ve çok yakınında bulunan bir iki bakan ve danışmanlar biliyordur. Bellidir ki muhatap kabul edilerek terör örgütü lideri suçu ile hükümlü olmaktan, müzakere edilecek yetkin şahıs onuruna taşınmış kişi de biliyordur. Tabii A.B.D. sefiri biliyordur, muhtemelen İsrail Başbakanı da biliyordur!

Her gün sayfa sayfa yazan süreç-sever köşe yazarları da eminim bilmiyorlar neler olduğunu ve olacağını. Onlara verilen görev bellidir; kamuoyu nezdinde umut oluşturmak ve toplumu yönlendirmek üzere kalemlere sarılmak veya ekranlara çıkarak ahkâm kesmek, sürecin tıkır mıkır işlediği üzerinde. Bunun bedeli de herhalde özel uçakların konuğu kabul edilmek olsa gerektir. Bir de köşesine sahip kalabilmek ayrıcalığı tabii!

Ve biz sevgili vatandaşlar, ne olacağını, neler getirip neler götüreceğini bilemediğimiz bu süreçte; şimdilik 200 ülke aydının imzaladığı üç maddeyi alkışlamak ve onlarla aynı fikirde olduğumuzu yinelemekle yetinmek zorundayız!  Tekrarlayalım;

-          Türk Ulusu adı vatandaşlık tanımından ve anayasadan çıkarılamaz;

-         Vatandaşlar, ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz;

-          Atatürk’ün kurduğu milli devlet konumu bozulamaz, kaldırılamaz.

Benim anladığım süreç, işte bu süreçtir. Oy çokluğuna güvenerek her şeyi bilenler ve her bir şeye karar vermek yetkisini kendisinde görenlerin de bu sürece olumlu katkısını beklemek benim vatandaşlık hakkımdır.  Buna karşın, biz oyumuzu o kişiye verdik, en iyisini o kişi bilir diye düşünen emekli futbolcu ile aynı fikirde iseniz, bu kararınız sizin ümmet anlayışınızın kul kalmış olmak sorunudur! Zaten bu yazı da sizin için yazılmamıştır!...

İzmir’in Taşına Bak, Gözlerimin Yaşına Bak!..

Süreç dedikleri şeyi götürüp din kardeşliğine bağlamalarının ardından Diyanet İşleri Başkanı İzmir’in dindarlığının irfan geleneğine ihtiyacı olduğunu söyleyince aklıma İzmir ile ilgili anılarım geldi.

Ata kentim Antakya’da oturduğumuz ev şehrin ana caddesi sayılacak Saray Caddesi üzerinde idi. O günün çocukları olarak en özel eğlencemiz kapı önüne çıkarak, günlük eğitimleri için uygun adım yürüyen askerlerimizin caddeden geçişini izlemekti. Kışladan eğitim alanına doğru olan bu geçiş, öğleye doğru eğitim alanından kışlaya dönüşte de yinelenirdi.

Askerlerimiz bu gidiş ve gelişleri sırasında halen kulaklarımla duyarak belleğime kayıt etmiş olduğum marşları söylerlerdi. Bir tanesi de “İzmir’in taşına bak, gözlerimin yaşına bak” diye başlayan İzmir Marşı’dır.

O yıllar ki, henüz okula bile başlamamış ben, İzmir’in taşını bilemediğim gibi, gözlerde de neden yaş olabileceğini anlayamazdım. Beni etkileyen bütün bölüğün seslendirdiği marşın ahengi ve rap rap diye devam eden asker adımlarının büyüsü olurdu.

İzmir’i yaşamım boyunca defalarca gördüm, gezdim ve bazı sürelerle orada yaşadım. Taşına bakmak aklıma bile gelmedi, İzmir’in büyüleyici güzelliğini seyre dururken. Ama ne yalan söyleyeyim, İzmir için gözlerimin yaşarmasını da o demler bile anlamamışım demek ki!

Bugün yaşımın yedinci on yıllığını yaşarken, dün okuduğum bir söylem karşısında önce şaşırdım ve sonra da İzmir ve İzmirli için gözyaşı akıtmak geldi içimden.  Duygulanmaktan öteye, İzmir’e ve İzmirlilere yapılan yakışıksız göndermeye öfkem nedeni ile!

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez, yanında yardımcısı ve İzmir’e yeni atanmış olan müftü Prof. Ramazan Uslu ile bir basın toplantısı yapmış. Konu İzmir’e gelince söylediklerine bir kulak verin lütfen; “İzmir’in farklı bir dindarlığı var. Bu dindarlığın irfan geleneğine ihtiyacı var!”.

İrfan kelimesi, Osmanlıca anlamı ile ‘ilim ve kültür sahibi olmak’ diye anlaşılır. TDK Sözlüğü ise; ‘bilim ve kültür sahibi olmanın yanında, gerçeğe ulaştırıcı seziş ve varış sahibi olmak’ diye anlamlandırıyor.

Belli ki, Sayın Görmez’in burada vurgulamak istediği irfan sözcüğünün vardığı nokta, kendisinin ve teşkilatının cemaat kavramlı dogmatik bir din anlayışının temsilcisi olarak “İzmir İnsanı”nı yeterince kendilerine yakın bulamamak serzenişidir. Yoksa İzmir İnsanı için kendisince biçtiği softa esvabına uygun kişileri mi yaratmak çabasındadır?! Külliyen yanlış bir yaklaşımdır!

Aslında çağdaş aydın bir teolog olması gereken bir din adamı olması beklenirken, anlaşıldığı kadarı ile kendisinin ve teşkilatının din algısı at gözlüğü şeklinde sadece Sünni inanışın dogmatik kalıplarına sıkışmıştır. Anlaşılan kendisinin akademik unvanı olmasına karşın, din felsefesi anlayışı orta çağdan kalmadır. İnanç denen hasletin, Allah ile kul arasında manevi ve özel bir bağ olduğundan da korkarım habersizdir!

Mehmet Görmez, AKP için seçimlere ağırlık koymayan İzmirlileri kast ederek, siyasilerce uydurulmuş olan “Gâvur İzmir” diyememenin kendince bir başka tercümesini yapmak gafletine düşmüştür. Üstelik akademik niteliği olan bir din adamına yakışmaz biçimde!

Bu konu ile İzmirli değerli milletvekillerinin söylediği ve birçok İzmir hemşerisinin yüksek sesle seslendireceği gibi, yığınla eleştiriyi hak etmiştir Diyanet İşleri Başkanı. Keşke nerede hata yaptım ve bu söylem bir din akademisyenine asla yakışmadı diye özeleştiri yaparak, o makamı Cumhuriyet İlkelerinin bize armağan ettiği laiklik kavramına saygılı bir başka din adamına devretmenin özverisini gösterebilse demek için, kanımca kişisel bir sakınca da görmüyorum!

Ve… bu yazıyı Dinçer Sümer’e saygılarımı sunarak bitirmek bence İzmir’e ve İzmirlilere çok yakışacak diye düşünerek tamamlıyorum;

Doktor Bana İzmir Yaz

Doktor ben iyi değilim
Bana iki tertip İzmir yaz
Yüreğim darda bozgundayım
Tütünüm acı tütmekteyim
Çatalkaya’nın dumanı gibi
Bak benzim külbeyaz.

Doktor, binsem bu gece bir trene
İnerim İzmir’e gün ışırken
Seçerim denize en yakın masayı
Önce martılara gemilere günaydın derim
İskele kahvesinin tavşankanı çayı
Ve Yahudi böreği ile kahvaltı ederim.

Sonra kalkar yürürüm kendi keyfimce
Saparım Kemeraltı çarşısına
Hisarönü, havra sokak, tilkilik
Gezer dolaşım aylak avare
Mavi ülkesidir ilk gençliğimin
Kahramanlar mahallesi ve Basmane.

Derken sökün eder anılarım
Doktor, gör bak nasıl özlemişlerdir beni
Ve nereden duymuşlarsa geldiğimi
Sarışıp koklaşır hasret gideririz
Ah başımın üstünde dönerken akça martılar
Geldiğimi anılarıma siz mi müjdelediğiniz
Gülme doktor, anıların da canı var.

Ve anılar hayatın ziynetleridir
Eski gümüş kemerler elmas küpeler gibi
Aşklarım, anılarım ve İzmir
Ya has ipek gömlektir benim için
Ya da bir taş plak şimdi.

Doktor, bana iki tertip İzmir yaz!

İzmir’e ve İzmirlilere bu vesile ile özlem dolu selamlarımı iletirken, ister istemez çocukluk anım olan o güzel marşı anımsıyorum yeniden; “İzmir’in taşına bak, gözlerimin yaşına bak!”!..



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin / İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>