YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







SEÇİMDEN İKİ AY SONRA TÜRK EKONOMİSİ NEREYE KOŞUYOR?
/**/ Yazar: KORAL ÇEPNİ | Tarih: 10/08/2011 | Saat: 20:10

              12 Haziran seçimlerinden 2 ay sonra ekonomiyi yönlendirenlerin tutacakları yol netleşmeye başladı. Ama önce geçmişe dönük bir tespit de yapmak gerekir ise, “seçim ekonomisi uygulanmıyor” iddiasının boş çıktığını sanırım net olarak belirlemek artık mümkündür. Seçim kazanmak amacı ile ekonomiyi alabildiğine ısıtan, çok yüksek cari açıklar pahasına ekonomik büyümeyi ve geçici bir bolluğu sağlayan, bu yöntemle işsizliği düşürebildiği kadar düşüren ekonomik karar verenler şimdi zor kararlar verip, sağladığı tüm kolaylıkları geri almamak için çok ince bir çizgide düşmeden yürümek zorunluluğunu hissetmektedirler.

             İlk operasyon enflasyonu riske ederek çok yüksek bir cari açık ortamında faizleri düşük tutarak TL’nin değerini düşürmek oldu. Yılbaşından beri EURO+USD/2 formülüne göre TL nerede ise %15 değer kaybetti. Başka zamanda, başka ortamlarda olsa bu devalüasyon sanırım çok yankı yapardı. Her ne kadar birçok ekonomist kur artışının enflasyona etkisini artık %15-20 civarı olarak tahmin ediyor ise de, gene de %15-20 arasındaki bir devalüasyonun 2011 yılı enflasyonuna etkisini 2-4 puan arası değerlendirmek mümkündür. Burada asıl risk, iç piyasada fiyatlarını yabancı para cinsinden belirleyen kurumların devalüasyon oranlarını aynen fiyatlarına yansıtmaları ve devalüasyon-enflasyon geçirgenliğinin %15-20’den çok daha yüksek oranlara çıkmasıdır. Maaş ve ücret artışlarının da enflasyona paralel artışı, Türkiye’yi yeni bir maliyet artışı- enflasyon artışı sarmalına itebilecektir.  Umut yılın 2. Yarısında yavaşlayacak olan ekonomik aktivitenin kur geçirgenliğini ve talebi sınırlayarak fiyatları düşük tutacağıdır.

             TC Merkez Bankası ise 2010 yılı kasım ayından beri asıl amacı olan enflasyon hedeflemesinin yanı sıra ABD Merkez Bankası’na benzeyen bir yaklaşımı öne çıkartmış, enflasyon hedefi yanında ekonomik büyümeyi(dolayısı ile istihdamı), TL’nin yabancı paralar karşısındaki değerini ve finansal istikrarı(cari açık) hedef olarak almaya başlamıştır. Enflasyon hedefi dışındaki hedefler ise numerik olarak belirsizdir.  Merkez Bankası belirsizlik ortamını ise bir politika enstrümanı olarak kullanmaktadır. Bu da piyasalarda güvensizlik yaratmakta, Merkez Bankası’nın ilerde atacağı adımlar bir spekülasyon konusu olmaktadır. Kasım ayında alınan önlemlerle sıcak paraya sınırlama getirmeye çalışılırken 4 Ağustos’ta ise, gecelik borç verme faizini arttırarak yeniden sıcak paraya bir davet çıkartmıştır.  Aynı zamanda döviz satış ihaleleri tekrar başlamıştır. TL kuru kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Ancak elinde sadece 18 haftalık ithalatı karşılayacak döviz rezervi bulunmaktadır(Polonya 22 hafta, Tayland 40 hafta-Bloomberg). İşin kötüsü, TC Merkez Bankası’nın bir hafta önceki açıklama ve kararları ile bir hafta sonra 4 Ağustos’taki açıklama ve kararları arasındaki farklardır. Bir diğer risk de tahminlerde artık eski senaryoların ve ekonomik verilerin kendi aralarındaki ilişkilerin geçerli olmaması, dolayısı ile baz alınan öngörülere göre kararlaştırılan önlemlerde yanılma riskinin eskiye göre çok daha yüksek olmasıdır. Bu şartlar altında ve küresel belirsizlik ortamında dış dünyanın Türkiye’nin cari açığını hangi şartlar altında ve ne kadar zamana kadar finanse edeceği bir soru işaretidir.

             Özel sektör kuruluşları Ağustos ayının ilk günlerdeki küresel ekonomik görünümün devamı halinde, gittikçe yavaşlayan bir ekonomik büyüme ortamında, küresel piyasalarda maliyet artışlarını yansıtmakta zorlanacaktır. Türkiye’de ekonomik büyümenin suni olarak devam ettirilmesi halinde iç piyasada durum bir zaman daha farklı olabilir. Bu da enflasyonu beslemeye devam edecektir. Dış dünyaya göre nispeten hızlı büyüyen bir iç talep ithalatı yüksek tutacak, yurt dışında yansıtılamayan fiyat artışları ihracatı düşük bırakacak, dolayısı ile cari açığı olumsuz etkileyecektir. Şirket karları düşecektir. Şirket karlarını olumsuz etkileyen bir başka faktör de TL’nin değer kaybetmesi sonucu oluşan kur farkı giderleri olacaktır.  Şirket döviz cinsinden borçları 155 milyar USD kadar olduğu bilgisinden yola çıkarsak, %15 devalüasyonun şirket karlarına olumsuz etkisi kabaca 23 milyar USD, yani yaklaşık Türkiye’nin 2011 yılı gayri safi milli hasılasının %3-4’üne denk gelecektir. Her ne kadar şirketlerin kur farkı gelirleri de oluşacaksa da, farkı kompanse etmede yetersiz kalacaktır.  Yük ağırdır ve mutlaka şirketlerin yatırım, istihdam, tanıtım faaliyetlerini olumsuz etkileyecektir. Bu da tahsilatlardan, şirketlerin borsa performansına kadar çok geniş bir spektrumu etkileyecektir.

            Bu günlerde çok konuşulan dış dünyada ekonomik aktivitenin yavaşlayıp, 2. bir resesyona girmesi halinde ise Türkiye’de 2007-2009 dönemi krizini anımsatan tablolara yol açacaktır. Cari açığın bir önceki dönemin iki katı olması bu krizin daha da ağır geçmesine neden olma ihtimali yüksektir. Son krizden önce -lütfen hatırlayalım- zaten %0,7 büyüme ile durma noktasına gelen Türkiye ekonomisine göre, yeni bir durgunluk seçim sonu aşırı ısınmış ekonomi ve yüksek cari açık yüzünden (TC Merkez Başkanı Sayın Başçı’nın 2011 yılı için kendi tahmini GSYIH’nın %9’u) daha yoğun hissedilecektir.

             Türkiye’de ihracat ile iç talebe bağlı bir büyüme arasında sağlıklı bir denge oluşturulamadığı sürece geçmişte olduğu gibi yarın da benzer krizleri yaşamaya devam edecektir. Ekonomiden sorumlu birimler ise kötü yönetimin sorumluluğunu bir kere daha olumsuz dünya konjonktürüne yükleyeceklerdir.

 

10 Ağustos 2011



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>