YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







2011 ÖSYM SINAVI ve ŞİFRE SORUNUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
/**/ Yazar: FİGEN DORAN | Tarih: 04/05/2011 | Saat: 22:41

    2011 ÖSYM sınavına gölge düştü. Konu gündeme geldiğinden bu yana ilgili tüm makaleleri, yazıları okumaya çalıştım. Fırsat buldukça bu konuya yer veren televizyon programlarını da izledim. Ama şifrenin olmadığı ile ilgili bir tatmin olmuşluğum yok. Tam tersi okudukça, dinledikçe kaygılarım arttı. Konu çok önemliydi ve onbinlerce gencin yaşamını direk etkiliyordu. Ama yetkililer yeterince önemsemediler, olay bir oldu bittiye getirildi, diye düşünmekten kendimi alamıyorum. 

Otuz yıl önce, ben de üniversite seçme sınavına girdiğim dönemde ÖSYM sınavı ile ilgili bazı söylentiler duyardık. Kardeşlerin ya da akrabaların birbirlerinin yerine sınava girdiğini ve birilerinin hak etmedikleri puanları aldıklarını söylerlerdi. Ama bunlar kopye niteliğinde suç sayılabilecek, ferdi ve münferit olaylardı. Sınavın bütünlüğünü etkilemezdi, yani bizim alacağımız puan dilimlerine etkisi gözardı edilebilecek ölçüde kısıtlıydı. Ama şifre diye bir skandalı hiç duymamıştık. Bu insanı derinden etkileyen bir konuydu ve milyonlarca insanı kapsıyordu.          Düşündüm de, acaba geçen yıl da farkedilmemiş bir şifre söz konusu olabilir mi? Ya bir önceki yıl? Kimdi bu imtiyazlı öğrenciler? Ne yapmışlardı da ayrıcalık sahibi olmuşlardı? Bu yıl sınava katılan onbinlerce öğrenci eğer düşük puan alıp bir yüksek öğretim kurumuna yerleşemezse yaşamı boyunca şu şifre kabusunu yaşayacakmıydı? Bu sınav mutlaka  iptal edilmeliydi. 

Bu yıl sınava giren tanıdığım öğrencilerle konuştum. Bir kısmı öfkeyle sınavın iptal edilmesini istiyordu. Bir kısım öğrenci ne sınavı, ne de şifreyi umursuyordu, zaten başarısızlardı ve gelecek seneye hazırlanmayı planlamışlardı. Bir başka grup ise sınavın iptalini asla istemiyordu. Bir daha aynı stresi yaşamak çok kötüydü ve yeniden yapılacak bir sınavda da yine şifre kaosunun olabileceğini kuvvetle tahmin ediyorlardı. Bu son grup öğrencinin sınavları genel olarak iyi geçmişti. Ama tüm öğrenciler şifrenin gerçekliğine inanıyorlardı. 

'' Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak'' dedim içimden. Bir daha tam bir güvenle sınava girilmeyecek, herkes aldığı puanla çalışma ve verdiği emeğin orantılı olduğunu artık düşünmeyecek, bir çok öğrenci karşısındaki yüksek puan almış öğrenci için ''Şifresi mi var acaba?'' diye düşünmeden edemeyecek. Biz öğretim üyelerinin öğrencilere bakışı bile değişecek. Örneğin, tıp fakültesine girmeye hak kazandığı halde üstüste başarısızlık gösteren öğrenciler için şimdiye kadar ''Mutlaka bir psikolojik ya da sosyal sorunu var'' diye düşünür, haksız yere bu fakülteye girdiği ile ilgili en ufak bir şüphe duymazdık. Öğrenci sayısının nispeten kabul edilebilir düzeylerde olduğu yıllarda bu öğrencilerin danışmanları tarafından derinlemesine incelendiğini de biliyorum. Ama artık başarısız öğrenciler için elimizde hazır bir kara boya mevcut. ''Şifresi olan öğrenci''.

Umarım bütün bunlar şüphedir. Ama bilimle uğraşmak şüpheleri canlı tutmak demektir zaten. Ne olursa olsun sınava gölge düşmüştür ve bu sınav bence iptal edilmeliydi. 

Bu olay nedeniyle yaşadığım ve anımsadığım zaman hep içimi acıtan bir anımı paylaşmak isterim. Yıllar önce tıp fakültesinden mezun olarak zorunlu devlet hizmetimi tamamlamak üzere Güneydoğu Anadolu'nun bir sınır ilçesine atanmıştım. Bu kazada yaşamak mahrumiyete katlanmak demekti. Örneğin, eşimle gidebileceğim tek bir lokanta bile yoktu. Sonbaharın ilk aylarından ilkbahar ortalarına kadar yoğurt bile bulunamıyordu. Halk fakir ve kaderciydi. Ama biz idealist doktorlardık. Ülkemize her koşulda hizmet edebilmek için programlanmıştık. Bizim hocalarımız da bizleri zor koşullarda da koruyucu ve tedavi edici hekimlik yapabilecek düzeyde yetiştirmişlerdi. O ilçede hem hasta riski aldım, hem de adli tabiplik yaparak meslek riskimi arttırmak zorunda kaldım. Çok da çalıştım. Ama bir ben değildim çok çalışan, bir ben değildim uzak Anadolu kasabalarında her türlü olumsuzluğa rağmen hekimlik yapmaya çalışan, hepimizdik. Yani tüm yeni mezunlardı. 

Zorunlu hizmet yükümlülüğüm bitip ihtisas eğitimi almak üzere tekrar büyük kente geldiğimde çok tuhaf bir durumla karşılaştım. Bazı imtiyazlı(?) hekimler üniversite hastanelerinde zorunlu devlet hizmeti yapıyorlardı, tek başlarına ciddi bir risk almadan bir çeşit eğitim görüyorlardı ve sözümona üniversite hastanelerinin boş kadrolarını doldurarak hizmetin aksamaması için katkı koyuyorlardı(?). Üstelik bir de  üniversitede çalıştıkları dönemdeki zorunlu hizmet süresini ihtisas süresine saydırmaya çalışıyorlardı!!! Bu kabul edilemez bir durumdu. Neyse ki Bakanlık bu ikinci imtiyazı kabul etmedi. Yine de ben mayın tarlalarında vurulmuş bir adamın kimlik tespitini yapmaya çalışırken, büyük bir kentin tüm olanaklarından yararlanmakta olan yaşıtım hekimleri hatırlamak içimi acıtır. O günden sonra bir daha kura ile atamaların gerçekliğine ve adaletine inanamam.        Dedim ya, umarım benim düşüncelerim yalnızca abartılı bir bilim insanı şüphesidir....



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(MEDİMAGAZİN)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>