YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







DUYARLI YURTTAŞ

GÜNEY AFRİKA MEKTUBU 8.12.2010
Yazar: MEHMET ALİ SULUTAŞ | Tarih: 17/12/2010 | Saat: 18:21

GÜNEY AFRİKA MEKTUBU

Güney Afrika’da 21. Gün: Başkent Pretorya, Çarşamba, 8.12.2010

 

Dün sabaha karşı gördüğüm rüyayı unutmadan kayıt altına almalıyım. Hangi denizde

bilmem, onur kardeşim, şair-yazar Ali F. Bilir ile birlikte olduğumuz çok yolculu bir gemi battı. Başka kurtulan oldu mu bilmiyorum, ama Ali ve ben elbise ve ayakkabılarımız üstümüzde kayalık bir yerden kıyıya ulaştık. Sudan çıkmış balıktan da beter, her yanımızdan su akıyor. (Sulutaş olmak kolay değil anlaşılan…) Yaz güneşi üstümüzü başımızı kısa sürede kurutur, şimdi bir otobüse biner, eve gidip üstümüzü değişiriz diye söyleştik, kurtulduğumuza çok da sevindik. O arada ne oldu anlayamadım, Ali başka bir otobüse binip gitti. Hayırdır inşallah!..

            Bu sabah da, yanımda tek nüsha olan “Migration Ballads” (Göç Türküsü) başlıklı Ali’nin İngilizceye çevirdiğim şiir kitabını, Türk veya Kanada elçilikleri kitaplığına mı ikilemime iki  ikilem daha katıldı. Başkent Merkez Kütüphanesine mi, Güney Afrika Millî Kütüphanesine mi, yoksa Güney Afrika Şairler Derneğine mi Pretorya Şairler Derneği’ne mi armağan etsem?..

Bir de, Numan Olcar önermişti, “Sun City” turuna katılmak istiyorum. Bildiğim, o  

kentin dünya karşılaşmalarının da yer aldığı ünlü bir golf kenti olduğu. Başka ne var göreceğiz…

Sabah 10 dolayında çıktım Otelden. Bir yerde para bozdurdum, temiz ve yeni madenî

paralar da topluyorum, dostlarıma ve meraklılarına armağan etmek için. Kitabımızı armağan edeceğim bir yer arayışı içinde, telefon rehberine baktık, ne Pretorya Şairler Derneği ne de Güney Afrika Şairler Derneği kayıtlı. Kütüphaneciler bilebilir diye düşündük.  Kütüphane de geçen gün gittiğim, Meclis binasının bulunduğu Kilise Meydanı civarındaymış, sorup bulacağım.

Dernek yoksa, Kütüphaneye bağışlayacağım. Yola koyuldum, Belediye (Pretorya Meydanı) karşısındaki “National Museum of Natural History” (Millî Doğa Tarihi Müzesi)  önünden geçerken aklıma geldi, burayı önce bir göreyim, sonra devam ederim diye düşündüm. Temmuz 1899’da temeli atılan ilk “Pretorya Müzesi”, “Anglo-Boer War” (İngiliz-Afrikalı Beyazlar Savaşı)* devam etmesine rağmen, Haziran 1900 yılında açılmış. Ziyaret etmekte olduğum Müze başka müze birimleriyle veya Belediye binasının çatı katında kısıtlı olarak ve adını bugünkü halinde değiştirerek mevcut mekânına taşınmış.

Müze öyle kısa sürede gezilip gidilecek gibi değilmiş. Giriş ücreti 20 R, yaşlı olunca (emekli tarifesinden) yarı ücret aldılar. Bir broşür verip tarif de ettiler ki 3-4 bölümden oluşuyor. Fotoğraf makinem de sıfırlandı ve pilleri taze. Önce “Genesis of Life I and II” (Yaşamın Başlangıcı I ve II) bölümünden başladım. Burada, I’de küremizde yaşamın başlangıcı anlatılıyor ve gösteriliyor. Hayvan krallığı diyebileceğimiz tek hücreli organizmadan geçip II’de ilk insanın görünmesi aşama aşama işleniyor. Bu iki kısımlık bölümü üç saatte ancak özümleyebilmişim. Bol bol fotoğraf çekiyor notlar alıyorum kitaplaşacak olan gezi anılarımı oluşturuyor bu notlar…
            “Mollusca” diye tanımlanan hayvan krallığı, yaklaşık 80,000 kayıtlı türüyle bilinen ikinci büyük krallık sayılıyormuş. İlk insan olarak anılan ve 1947’de, bu Müzenin daha önceki adıyla “Transvaal Müzesi” uzmanlarından Dr. Robert Brown ve John Robinson tarafından Sterkfontein’ de bulunan, (“neredeyse insan” anlamındaki ‘plesianthropus’tan esinlenilerek) Mrs. Ples takma adıyla anılan kafatası, bir şempanzeden çok insanı temsil eden bir yaratığa benzemektedir.

Hatırla(t)makta yarar var, insanların ve şempanzelerin Afrika kıtasında yaklaşık yedi milyon yıl öncelerden başlayan bir ata birliğinden söz edilmektedir.

İlk sürüngenlerin yaklaşık 300 milyon yıl önceleri, hem suda hem karada yaşayabilen hayvan türünden ortaya çıktığı söyleniyor. Sürüngenlikten memeli hayvanlığa geçiş olduğu da… Suaygırı bir endaze midir (mısdak mıdır) acaba, “hippopotamus”tan söz edildiğine göre?..

Pırıl pırıl bir kesitle sergilenen ve Knysna ormanlarında 1932’de devrilmiş olabileceği belirtilen bir “yellowwood” (sarı ağaç) kesitinin verdiği bilgileri akıl alacak gibi değil. Birkaç asır yaşamış olan ağaç (1500 MS, 1600 MS, 1700 MS+) yeni ve taze bilgiler verecek gibi…

Ayrı bir Müze olarak 1897’den beri elbirliği içinde olduğu söylenen “Geoscience Museum” (Jeoloji – Yerbilim Müzesi) bu binaya taşınmış. Başka yenilikler de katılacağı duyurulan bu bölümde mineraller, kristaller ve değerli taşlar sergilenmekte…

Salona girer girmez bir demir meteor taşıyla karşılaşılıyor. Aslında bu ½ ton ağırlığındaki kütle 1936’da Namibya’da bulunmuş ve %93 demir, %7 nikel ihtiva etmekteymiş. Yeryüzünde en büyük meteor kalıntı olarak bilinen bu taşın bulunduğu 400X100 km’lik bir alanda başka benzer taşlar da varmış. Camekânlar içinde ya da açıkta sergilenen madenler arasında demir, barış ve savaşı; altın, zenginlik ve gücü; kömür, kara altını; uranyum, yapıcılığı – yıkıcılığı, elmas ise ödül ve romantizmi simgelemekteler…

 

* “Anglo-Boer War” (İngiliz-Afrikalı Beyazlar Savaşı) üzerine ayrı bir araştırma yapılmalıdır. Bu savaş bana göre, ülkeyi daha önce işgal edip yönetmekte olan “Dutch-Daç” diye de anılan Hollanda ile sonraki istilacı İngiltere arasında geçmiştir. İngiltere, Çanakkale-Gelibolu yoluyla Türkiye’yi de istila etme planları yaptığı 1914’te tamamen istila etmiş Güney Afrika’yı. Şimdiki Başkent Pretorya’yı da 1894’te istila etmiş zaten…

 

Ancak, G. Afrika’daki genel kanı o ki, “Beyaz Afrikalı” diye bilinen çiftçilerle (basbayağı çoğu Hollandalı Avrupalılarla) İngilizler savaşmışlar. O Hollandalı veya -İtalyan, İspanyol, Portekizli, Fransız, Alman- Avrupalı artık toprağa bağımlı Afrikalı olmuşlar, Zuluca konuşuyorlar. Filipinli, Hintli ve doğal olarak Kuzey Afrikalı -Müslüman- nüfusu da yabana atmamak gerek…


Uranyum (ABD), Uraninit (Kanada), Asfalt (Angola), Sülfür (İtalya) yanında başka madenler de sergilenmekte. Sergide yer alan diğer ülkeler arasında, Japonya, Çin, Hindistan, Avustralya, Brezilya, Arjantin, Bolivya, Peru, Meksika, İngiltere, Fransa, Almanya, İsveç, Norveç, Romanya  ve öteki Afrika ülkeleri de bulunuyor. Gözlerim hep Türkiye’den getirilmiş bir madeni, özellikle bor madenini görmek istedi. Doğrusu, bu maden sergide hiç yer almamış. Türkiye’den bor madeni sergilenmesi istendi de birileri dur mu dedi yoksa? Yine de duyuralım ilgililere ve Pretorya’daki Elçimize de, bir parça bor madeni sergilenirse bu Müze’de iyi olur...

Hepten de yok değiliz canım! İlgi alanım olmadığı halde bir saat zaman ayırdığım Müze raflarında, her ne işe yarıyorsa, ilk kez duyduğum (Ca4-B10-O19-7H2O) simgeli “Priceite” diye bir maden, Bursa, Demir-Kapu menşeli… (Sabreden Derviş misali bayağı sevindim hani…)

Geçen hafta Cape Town’da iken liman tarafında gezelerken bir kavşak göbeğinde bayraklar dalgalanıyordu da Türk bayrağı var mı diye duraklamış, görünce de değişik yönlerden fotoğraflamaya çalışmıştım. Gurbette iken özlemek demek bu duygular olsa gerek…

Neyse, bu müzede, 10 dakika daha ihtiyaç giderme, su içme, notları ilk düzenleme molasından sonra “Kuşlar” bölümüne geçtim. Burada sadece Güney Afrika kuşları sergileniyor, koca Müze mekânının 1/3 alanını kapsamakta, eğer yarısı değilse bile…

            Hemen anmalıyım, kelebek uzmanı, bilim insanını; (Dr. Oktay Onaran 0532 261 5067 oktayonaran@yahoo.com); Afrika kelebeklerini kayıtlarıma almam üzerine. Bu bölüm, adına sergilenen Dr. Austin Roberts, eğitimi olmamasına rağmen Pretorya Üniversitesi’nin kendisine 1935’te verdiği onur doktora diploması onu kuşlar konusunda bir bilim adamı yapmış. Kendisi sayısız toplantıda sunum yapmış, bildiriler yayınlamış, “Birds of South Africa” (G. A. Kuşları) ve “The Mammals of South Africa” (Güney Afrika Memelileri) gibi kitaplar da yayımlamış.

Güney Afrika ile Antarktika arasında yer alan ve G. Afrika’ya ait Prens Edward Adaları takımına bağlı etkin volkanik Marion Adası sakinleri “Kral Penguen”lere geniş yer verilmiş.

Kartal, flamingo, ördek, atmaca, tavuk, balıkçıl, leylek, papağan, güvercin, devekuşu bildiklerimizden bazıları. Madagaskar adasında 4 m yükseklikte ½ ton ağırlığındaki (yaban hindi gibi) fil kuşu, 600 yıl kadar önce Ada’da havalar kurak geçmeye başlayınca yok olmuşlar…

Mascarene Adalarını 16. yy’da insanların keşfetmesinden sonra 300 yıl içinde “dodo” adlı kuşlar tamamen yok olmuşlar. Ağırlığı 25 kg olan bu kuşlar tek yumurtadan ana ve babanın işbirliğinde kuluçka sonucu yaşıyorlarmış. Ancak, denizciler ve köpekleri bu kuşları, adaya götürülen domuzlar, maymunlar ve fareler de yumurtaları yiyip kuşların kökünü kurutmuşlar.

Deniz hayvanları ve yüzlerce, binlerce çeşit küçük kuşlar da cabası. Fotoğraf makinem üç saatten fazla açık kaldığından pil bitince benim de pilim bitti. Saat 16’da geziye son verdim. Demek ki, 10:30’dan beri kendimden geçmişim bu zengin, engin ve etkin sunum karşısında…

 

Mehmet Ali Sulutaş



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>