YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







DUYARLI YURTTAŞ

GÜNEY AFRİKA’DA ONUNCU GÜN: CAPE TOWN
Yazar: MEHMET ALİ SULUTAŞ | Tarih: 02/12/2010 | Saat: 19:00

 

            Kaldığım ***’lı Teras Otel, kent merkezine 3.5 ve 15 katlı ünlü stadyuma 2.5 km uzakta. Atlas okyanusu kıyısına indim, yanlış anladığım için Deniz Feneri’ne doğru 20 dakika yürüdüm, şehir turu otobüsüne binmek için. Meğer otobüse binmem gereken asıl durak, Otelden denize indikten sonra solda kalıyormuş. Neyse, şirketin kırmızı broşürünü sallayarak durdurdum çift katlı otobüsü, ‘Deniz Feneri’ durağında. Aslında burası da eklenmeli listelerine, çünkü turun başlama noktasıyla bir önceki iniş-biniş durağı arası en az 4-5 km var. Tur şirketine bu ara durağı da eklemelerini önereceğim. Burası bile en az 2-2.5 km uzakta ana noktaya. Hemen iki günlük kent turu bileti satın aldım, otobüste, 200 Rand ödeyerek. Önce, başlangıç noktasında 9:30’da başladığım ‘kırmızı’ turu tamamladım öğle saatlerinde, hiç inip binmeden. (7 R=1 $)

            Cape Town kent merkezinde biraz dolaştırıldık, kulaklıktan bilgi alarak. Bir zamanların, hele Süveyş Kanalı inşaatı sırasında Hint Okyanusu’na geçiş olmadığı için deniz yolunun ağırlığı birkaç yıl bu liman üzerinden karşılanmış. Gemiler, hem ikmal için, hem personel değişimi için buraya uğramışlar. Okyanus dibi, kayalıklar gemi batıklarıyla doluymuş. Önemi azalan limanda boş kalan ambarlar ve alanlar, akıllı bir yatırımcı tarafından yok pahasına satın almış, liman işletmesinden. O boş ambarlar iş merkezlerine dönüştürülmüş, boş alanlara yeni işyeri-konut karışımı binalar yapılmış. Limana adı verilen Table Mountain (Masa Dağı) ve onun yanındaki Signal Hill (İşaret Tepe) denizcilerce önemsenip değerlendirilmiş. Yeni öyküler de geliştirilip, mevcut doğal ve toplumsal varlıklar birer birer ortaya çıkarılıp turizm âdeta yaratılmış burada.

            İbadet yerleri, kuş cennetleri, bitki örtüleri, korkunç kayalık oldukları halde kıyılar, koylar, plajlar cazibe alanları haline getirilmiş. Deniz suyu en sıcak ayda bile 8-15 derece arasında seyretmekteymiş. Bunun açıklamasını da öğrendim: Açık Atlas Okyanusu rüzgârları sürekli esmekte, yüzeyde ısınan deniz suyu bu rüzgârlar tarafından sürüklenmekte ve yerini dipteki serin sular almakta. Buna rağmen daracık Atlas Okyanusu kıyıları paha biçilmez lüks evler ve villalarla dolmuş. Bir araba park yeri bile, bir alt sınıf ev satın alacak kadar değerliymiş.

            Tur başlangıç noktasında bu sefer ‘mavi’ tur otobüsüne bindim, belli bir noktadan sonra farklı yerden gidip tekrar kırmızı tur güzergâhına giriyor. Mavi tur yolunda yerli halk yerleşimi İmizamo kasabasında indim. Bir kişi daha indi; ikimizi kayıtlı rehber Kenny gezdirdi iki saat.

            Burası gerçekten irdelemeye değer. Çoğu tahta, teneke, karton gibi uyduruk malzemelerle yapılmış derme çatma konutlar. Doğru dürüst yolu, helası, alt yapısı olmayan 16,000 nüfuslu bir kasaba, söz konusu olan yer. Rehber’in söylediğine ve gözlemlediğimize göre, derme çatma bir hela, dört ev halkı tarafından kullanılıyor. Borularla getirilen kaliteli su da dışarıda musluklardan müşterek kullanılıyor. Rehberin sırtındaki simge ve yazılardan hareket ederek, tam da soracağım bir soruya yanıt oldu, kendisinin de bir çalışanı olduğu bir inşaat şirketi başlatmış; donanımlı, ev denebilecek mekânlar yapıp veriyormuş toprak sahiplerine, 70-80,000 Rand karşılığında...

            Bu tip birkaç ev göstermek istedi bize, ama birine girmemiz yetti. Alışık olmadığımız bir koku ağır geldi. Ayrıca da o evlerde, gezdiğimiz Halk Eğitim-Toplantı Merkezinde, kilisede, bağış kutuları yerleştirmişler orta yere. Bağış da yaptık, alışveriş de... Halk fakir olabilir, ama onurlarıyla yaşayabilecekleri, en asal hizmetleri alabilmeliler. Çocuklar, her kültürde ve her yerde olduğu gibi, eldekiyle yetiniyorlar, koşup neşeleniyorlar. Yollarda ve kenarlarda, o pis kokulu çamaşır ve bulaşık suları sızıyor yola ve akıp gidiyor...

Fotoğraflar çektik, el açmadılar. Fotoğrafının çekilmesini isteyenlere olumlu yanıt vermedik, yoksa başımıza çıkarlar. Otobüs hareket noktasına dönüp rehbere kişi başı 50 Rand ödedik. Bu seçeneği, dün İrlanda’ya, Dublin’e gitmek üzere ayrılan Otel komşum Sebastian önermişti. Kendisi, 500 Rand ödeyerek ayrı bir tur almışmış da, hayıflanmaktaydı, 50 Rand ile kotarılacak bu gezi için... Atalarımız boşuna dememişler, “İş bilenin, kılıç kullananın...” diye.

Kasabadan bir durak sonra gelen Hout Bay limanındaki Mariner’s iskelesinde indim ve balık yeyip şarap içtim. Biraz da deniz dalgalarıyla dalga geçtim. Denizin sesini dinleyip, denize giremeyenleri, köpeklerini suya sokanları, kayak dedikleri kayıklarıyla kürek çekmeye çıkanlarla geri dönenleri izledim. Kediler köpekler, kuşlar kuraplar hep aynı, dünyanın her yerinde...

Krem rengi incecik deniz kumundan bir avuç bir torbaya koyup yanıma aldım, kayalıklara vurmuş ve kurumuş midye kabuklarından seçtiklerimle birlikte...

Geri dönülüp bir arayoldan yeniden deniz kıyısına varılıyor. Yol kenarlarına yakın veya aşağılarda olan koyları iç geçirerek izledik. Lüks villalar, bembeyaz kumsallar. Bunlardan birinde, henüz yasalaşmamış olmasına rağmen çıplakların plajı varmış. Atlas Okyanusu’nun hırçın yaladığı buralarda deniz bayağı ürkütücü; kayalar o kadar çok ve acımasız; deniz yosunları o kadar kaba ve arsız ki, değme denizci veya yüzücü baş edemez bunlarla...

Otele dönüşte (Sea Point yöresinde) CLICKS eczanesine uğrayıp bir diş fırçası aldım. Oral-B tanıdık bir marka da fazla önemsemedim; üstündeki Türkçe yazılara da dikkat etmedim. Bütün gün kenti gezerken yakındım çift katlı otobüs personeline, “14 dilde anlatım yapılan bu kanallarda Türkçe neden yok?..” diye. Sanki görünmeyen bir el, elimden tutup o eczaneye götürdü ve elime bu fırçayı tutuşturuverdi. Otele geldiğimde sargısından çıkarmak üzere elime aldım, “Yahu bu Oral-B marka Türk malı olmasın?..” deyip okumaya başladım üstünü altını.

O da ne! 1. Clean!-Temiz!; 2. Fresh!-Ferah!; 3. Strong!-Güçlü! / With Cap- Koruyucu Kapak Hediye. Altını çevirdim; İngilizce, Türkçe Arapça yazılardan anlaşılıyor ki mal, ‘Proctor and Gamble’ evrensel şirketi tarafından Hindistan’da üretilip Türkiye üzerinden Güney Afrika’ da satışa sunulmuş, ben de satın almışım. Bakın şu (www.oralb.com) evrenselliğin işine... 

(trconsumers@custhelp.com ve apconsumer.im@pg.com)



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>