YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







SAPMA!.. SAPTIRMA!.. SAPITMA!..
Yazar: HALİL ARIK | Tarih: 19/07/2010 | Saat: 22:31

    Yol veya yön değiştirmektir sapma... Doğrusal bir hareketin hedeflediği noktadan farklı bir noktaya yönelmesidir..Gözlem ve deneylerle, elde edilen sonuç ile mutlak sonuç arasındaki farkın adı da sapmadır..Yörünge değiştirmedir!.. Hata payıdır...

     Savunageldiği fikirlerden ve ilkelerden uzaklaşarak, farklı bir düşünceyi benimseme noktasına gelmiş olmakta sapmadır!.. İşte bunlara “dönek” deriz.. Veya, “liboş”.

   Yukarda verilen ilk örneklerle ortaya konan sapmalar, çoğunlukla doğaldır bu nedenle de masumdur. Bireysellik ve nesnellik taşımasına rağmen bu tür sapmalar toplumca hoş görülme oranları içinde kaldığı sürece bilimsel olarak da bir sorun oluşturmaz.

     Fikir ve düşünce sistemindeki sapma ise, hiç de masum sayılmaz..  “değiştim-geliştim” savunmasına dayansa da, bu sapmanın bir çıkar ve gizli niyet adına yapılmış olduğu ve altında bir riyanın yatıyor olma  kuşkusunu beyinlerden silemez!..

    Kasıtlı sapma bir erdemsizliktir!.. Edepsizliktir!.. İnandırıcılıktan uzaktır... Ahde de vefaya da terstir. Fikir ve yol arkadaşlarını satmaktır!..

    Kasıtlı sapma, güçlenmek için saptırmayı araç olarak  kullanır... Sapmaya mazeret uydurmak, bahane bulmak, için kaçınılmazdır saptırmanın devreye sokulması.. İşin içine saptırma girdiğinde ise, artık yalan, riya, takiyye... ne varsa devrededir destek için... Ençok yalan söyleyen ençok bağırandır. Suç bastırmaktır bunun adı.

    Yalanın riyanın ve takiyyenin devreye sokulmasında asıl amaç, akli unsurların devreden çıkarılmasıdır. Bu nedenle, saptırmayı kullananlar, akla ve düşünceye düşmandır. Bilirler ki aklın ulaştığı son noktada biada yer yoktur!...biadın olduğu yerde de hür düşünce gereksizdir. Yalan, riya ve takiyyeye, iftira da eklendimi vicdan da gerekmez gayri!..

    Saptırma, bir olayı, bir fiili durumu, söylemi özünden, gerçek anlamından,  aslından uzaklaştırmaktır. Göründüğü gibi olmamak ve  de olduğu gibi görünmemektir. Şeffaflıktan söz edip karanlıktan çıkar ummaktır. Sahtekarlıktır. Kirliliktir!..  ard niyet taşıdığıından, gerçekleri gizlediğinden ötürü kirliliktir. Yetkinin gücü ile siyasi çıkar ve yandaş yaratmaya  fırsat yarattığı için kirliliktir!..

    Sosyal devlet olma ilkesinin arkasına sığınıp, devletin valileri, kaymakamları eliyle fukaralığın ve çaresizliğin, sadakalarla oya tahvili saptırmadır... Deniz Fenerleri, İHH’lar ve benzerlerini yaratmalar dini ve insani duyguları istismardır, saptırmadır!.. sonucu baştan bilinmesine rağmen istismar amaçlı ortaya konan  Mavi Marmara olayı saptırmanın boyutlarını çoktan aşmış hileyi şer’iyeye, daleveraya ulaşmıştır!...

     Özellikle son yıllarda, öylesine, dini, insani, hukuki, sosyal, hatta bilimsel saptırmalarla karşı karşıya bırakılmaktayız ki, bunlara akıl izan ve vicdan sahiplerinin isyan etmemesi münkün değil... Evrim teorisinin inkarında TUBİTAK’ın kullanılması...  Maden kazalarının kaderciliğe indirgenmesi, ölenlerin yakınlarının “güzel ölümlerle(!?)” teselli edilmesi.. referandumda “hayır” oyu kullanacakların yarın ahirette tanrının soracağı hesaba muhatap olacakları.. hangi aklın, hangi idrakın, hangi vicdanın eseri!.. Hani yalan zehirli yılandı.. Dönüp bunları niye sokmuyor!.. Yalancılar, riyakarlar, Tanrının gazabından kurtulamazlarsa, yeni bir Nuh tufanı mı bekliyeceğiz gazabı için!?..

    Ekonomik göstergeler saptırılmakta.... İflaslar, intiharlar, fabrika işyeri kapanmaları, işçi çıkarmaları gözardı edilip, kötüye gidişler halktan gizlenmekte...  

    Halk sürekli fakirleşirken, milli gelirin 3000 dolardar, 10.000 dolara yükseldiğini söylemek gerçeği saptırmaktır..  Hararetle anlatıyor hükümetin bakanı; Hane başına düşen milli gelir, 45.000 doları aşmış.. Bu durumda, ya fakirleştik diyenler sahtekar, ya zenginleştik diyenler!.. Eğer 45.000 dolarlık aile payı doğruysa, imdat!.. Bizim eve hırsız girmiş!..

     Hukuk saptırılıyor, yetki kullanımı saptırılıyor, işin kötüsü, bugüne kadar gerçek anlamıyla bildiğimiz, temel terimlerin anlamları saptırılıyor.. Kasıtlı olarak kavram kargaşası yaratılıyor.

    Vesayet, özgürlük, demokrasi, milli irade, açılım...Karmakarışık!.. Sap hangisi, saman nerede!?  Herkezde  farklı bir vesayet, özgürlük, demokrasi, milli irade, egemenlik, açılım.. anlayışı gelişti.... Terimleri gerçek ve olması gereken anlamında kullananlara ise, tepeden tırnağa düşman kesiliyor “saptırma” taşeronları!.. Temel hukuk teriminde bile iki hukukçu hemfikir olamıyorsa, ikisinden birinin, anlamı saptırıyor olması gerekir..

     “Vasi ben olursam, vesayet yoktur!.” Anlayışının hakim olduğu bir zihniyetten, demokrasinin ve özgürlüğün de gerçek tanımını ve uygulamasını beklemek saflık olur. Kendi vesayetini pekiştirmek için anayasa değişiklikleri yapmak istiyen bir zihniyetin özgürlük anlayışı da demokrasi anlayışı da, ona göre şekillenecektir. İşin acı tarafı bunun bilim adına sözde bilim adamları tarafından savunuluyor olmasıdır.

     Özgürlük, devletin temel ilkelerini hiçe sayma, devleti yıkma, bölme, özgürlüğüne kadar uzanamaz!..  Vesayet, siyasilerin her kademede her kurum üzerinde hakimiyet kurmaları hakkı ve yetkisi olarak algılanamaz.. Söz sahibi olmak başka, hakim olmak başkadır.. Hakim olmak faşizmin ilkesidir; söz sahibi olmaksa demokrasinin gereğidir.. Demokrasinin ilkelerinden yararlanıp faşizmi savunmak veya uygulamaya sokmak, saptırmanın da taa ötesindedir; artık o eylemin adı “sapıtma”dır.. Sapıtan da “sapık”tır!..Ruhsal bir hastalıktır, tedavisi gerekir!.. 

     Aklın yerini inat aldıkça, öfke, akıl ve izana hakim oldukça, ard niyetli saptırmalara karşı vicdan sustukça, hesap günü yaklaştıkça, sapıtma kaçınılmaz olur!. Toplum sağlığı açısından sapıtanların, toplumdan uzak tutulması ve en kısa sürede yetkilerinden arındırılması gerekir!.. Yoksa “yetki bende asarım da keserim de!” demeye başlarsa tedavide çok geç kalınmış olur!..

     İyi niyetin en belirgin göstergesi, siyaseti kavram kargaşasından kurtarmaktır..

     Özgürlüğün devleti bölmeye, temel ilkelerini yok etmeye, çağdışı yönetimlere göre yönetim taleplerine kadar uzanamıyacağına,

     Demokrasinin sadece, yönetene tanınan bir hak olmadığına, ve tüm yurttaşların eşit şekilde yararlanma hakkı bulunduğuna,

     Milli irade kavramının, çoğunluğun taleplerinin sonsuz ve sınırsız kullanım anlamına gelmediğine,

     Vesayet kavramının sadece tek kişinin iradesiyle seçim listelerine giren kişilerin insiyatifinde bir kavram olarak alınmamasına, ve her kurumun güçler ayrılığı çerçevesinde hak ve yetkilerinin sınırlı olduğunu anlamasına,

     Kaderde ve kıvançta ortak ülküler etrafında ve asgari müştereklerde birleşmenin devletin bekası için ilk şart olduğunun yürekten inanılmasına,

    “Analar ağlamasın!” derken, “benim oğlumun anası ağlamasın!” söyleminin anlam kazanmaması için uygulamaların buna göre tanzim edilmesine.. şiddetle ihtiyaç vardır!..

     Yoksa, sığınaktan yoksun bir yoksul evine iki şehit isabet ederken, tepede olmanın avantajına sığınmış birinin oğullarına ortalana 10 gün askerlik düşüyorsa, o ülkede adalet tesis edilmiş olamaz!.. 

      Ve adaleti tesis etmek ve eşit dağıtmakla mükellef kişnin “analar ağlamasın!” sözü bir saptırma olmaktan öteye gitmez!..



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>