YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







ATATÜRK SONRASI EĞİTİMDE GELİŞMELER – II
Yazar: SÜLEYMAN BOZDEMİR | Tarih: 09/03/2010 | Saat: 17:25

Yeni eğitimin iki büyük tamamlayıcısı olan alfabe değişikliği ve dilde devrim her faninin yaşarken gerçekleştirebileceği bir iş değildir. Atatürkçü eğitimin uygulama alanı bulduğu Cumhuriyetin unutulmaz eseri Köy Enstitüleri'nin yetiştirdiği Atatürkçü aydın öğretmenler kuşağı ve onların eseri öğretmenler olmasa idi, % 90'ı cahil bir ulus bu kadar kısa bir zaman içinde okuma-yazma sorununu çözebilir miydi? Bugün ileri ulusların yetiştirdiği düzeyde bilimci ve mühendisler yetiştirebilir miydi? Milli gururumuz olan bir GAP projesini nasıl gerçekleştirebilirdi? Modern tarımıyla, ekonomisiyle, sanayisi ile Avrupa ile boy ölçüşen bir Türkiye’yi nasıl kurabilirdik? 129 üniversite içinden birçokları Batı standartlarında eğitim-öğretim ve araştırma yapan 60'ın üstünde üniversite kurabilir miydik? Ancak bu başarılar Türk ulusu' nu asla tatmin etmemiştir.

Nedenini anlamak için biraz gerilere gitmemiz gerekiyor: 1946 yılından başlayarak, öğretmenlerin büyük bir kitlesel güç oluşturmaları, dernek ve sendika olarak örgütlenmeleri, her toplumsal harekete karşı duyarlılık göstermeleri, yazar-çizer kadroları ile siyasal sorunları deşmeleri, halkın sorunları ile kendi sorunlarını bütünleştirmeleri, demokrasi düşmanlarını harekete geçirdi. Önce Köy Enstitüleri yozlaştırılıp tasfiye edildi, arkasından da, öğretmen okulları ve onların içinde bir simge olan Gazi Eğitim Enstitüsü hedef tahtası haline getirilip, adım adım yıpratılarak, 1971'den sonra özellikleri silindi. 1982 yılından başlayarak da YÖK içinde eritildi. Bugün ne yazık ki, öğretmen yetiştiren Eğitim Fakülteleri, ülkenin gereksinmesi olan nitelik ve nicelikte öğretmen yetiştirememektedir. Günümüzde fakülte ve yüksek okulları bitiren herkes göstermelik bir pedagoji formasyonu alarak öğretmen olabilmektedir. Gerçekten toplumu bir binaya benzetirsek, öğretmen onun en büyük ustası ve kurucusudur. Bu binaya konulan bütün taşlar, ilkönce onun elinden geçer ve duvara girmeden son şeklini onun elinden alır. Sağlam bir bina yapmak istiyorsak iyi yetişmiş ustalara sahip olmalıyız. Benzer şekilde iyi bir nesil yaratmak isteniyorsa iyi yetişmiş öğretmenlere gereksinim vardır. Bugün uygulanan sistemde ideal öğretmen yetiştirmek olası değildir.

Kabul etmek gerekir ki, öğretmenlik her şeyden önce bir ruh, bir sevgidir. Onu öğrenim ve araştırma ile öğrenmeden önce duymak ve sevmek gerekir. İyi bir öğretmen olmak için mesleğin bütün inceliklerini bu sevgi içinde eritmiş bulunmalıyız. Koca bir toplum binasının temel taşlarını atmak herhalde birçoklarının sandığı gibi kolay ve basit bir iş olmasa gerek. Unutmamak gerekir ki, Türk devriminin ilerdeki gerçek başarısı Atatürk’ün anlayışını geliştirecek, genç kuşakları eğitecek öğretmenlerin varlığına bağlı kalacaktır.

Eğer geçen zaman içinde Atatürkçü eğitim ilkelerinden ödün verilmeseydi, Köy Enstitüleri ve Yüksek Öğretmen Okulu gibi bu ülkeye pek çok yararları dokunmuş, bilim adamları yetiştirmiş eğitim kurumları kapatılmasaydı, geliştirilerek işlevlerini sürdürmeleri sağlanabilseydi, bu büyük atılımlar çok daha anlamlı ve kapsamlı sonuçlar vereceklerdi. Bilim-teknolojideki düzeyimiz bugün bir Japonya'dan geri olmayabilirdi. Avrupa birliği içinde saygın bir ülke olurduk. Ne yazık ki, bu tarihi fırsatı:

·         Dini, güncel politikanın en çok kullanılan aracı durumuna getirerek, dinsel sömürüyü kamulaştıranların;
·         Halkı dinsel inançlarına, siyasal eğilimlerine ve etnik kökenlerine göre ayrıştıranların;
·         “Küçülmesi gerekir” diye, devleti bölerek yozlaştıranların;
·         Devlet yönetimiyle uzaktan-yakından ilgileri ve bilgileri olmadan, devletin başına geçenlerin;
·         Kişisel çıkar ve tutkularının tutsağı olarak, ülkeyi çıkmaza sürükleyenlerin;
·         Devleti soyarak, saygınlık kazananların;
·         Cinayetler işleyerek, kahraman olanların;
·         Ülkeyi, sağ-sol, lâik-antilâik ve etnik ayrımcılık yaparak bölüp, parçalamak isteyenlerin;
·         Meclisi tıkayarak, darbeler yaparak, saygınlığına gölge düşürenlerin nihayet Atatürk devrim düşmanlığını kendilerine bayrak edinenlerin sayesinde kaçırdık.

 

 

Her şeye rağmen, Türkiye bugün, bir İran ya da Cezayir olmadı ise ve bilim sıralamasında dünyada 20. sıraya gelebilmiş, İslâm toplumları içinde en çağdaş ulus olabilmeyi başarabilmiş ise, bu Atatürk'ün yaşayan ruhunun ve O'nun ülkeyi kurmada ve yönlendirmede ortaya koyduğu temel eğitim ilkelerinin sağlamlığının bir başarısıdır, kanıtıdır. Ona milletçe hep sahip çıkalım, gelecek kuşaklara da sahip çıkmaları için vasiyet edelim.

Ülkemizde bozulmuş sosyal düzeni ve eğitim sistemini yeniden onarmada başta siyasiler olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarda, sivil toplum örgütlerinde, medyada, Atatürk ilke ve devrimlerinden, demokrasi ve lâiklikten ödün vermeyen, bilimi kendilerine yol gösterici edinmiş, dürüst, yürekli, namuslu insanlara büyük gereksinim vardır.

Son olarak şunu vurgulamak istiyorum: Ülkemiz bugünlerde çok tehlikeli bir yol kavşağına gelmiş bulunmaktadır. Ya çağdaş değerlerle, çağdaş uygarlık yolunda ilerleyeceğiz; ya da ortaçağ karanlığına geri dönecek, sıradan bir toplum olarak yaşamaya mahkûm olacağız. Atatürk’ün 22 Eylül 1924’de söylediği şu sözleri hiç unutmamamız gerekir: “...medeniyetin kudret ve yüceliği karşısında çağdışı kalmış zihniyetlerle, ilkel boş inançlarla yürümeye çalışan milletler yok olmaya veya hiç olmazsa esir olmaya ve aşağılanmaya mahkûmdurlar.” Usu özgürleştirmek çağdaş, demokratik topluma ulaşabilmek için laikliğe ve bilime dayalı kültür ve eğitim reformlarını yeniden başlatmaya büyük gereksinim vardır. Ortaçağ karanlığına karşı aydınlığın üstünlüğünü ve utkusunu gerçekleştirmek zorundayız. Bunun için Atatürkçü eğitime tam bir dönüş yapmamız gerekmektedir. Yoksa çağdaş toplum ve gerçek demokrasi, insan hakları, çağdaş üretim ve bölüşüm, hakça bir düzen, özgür düşünce birer tatlı özlem olarak içimizde kalmaya mahkûmdur.

Atatürk ulusumuzun yetiştirdiği müstesna bir insandır. Türk toplumunun temelini oluşturan bir bilinç, bir ilerleme, bir ulusal birlik simgesidir. O’nun bizlere verdiği pozitif enerji ve yol göstericiliğinde önümüze çıkan bütün güçlüklerin üstesinden gelebileceğimize inanmalıyız. Bir uygarlık bilgesi olan Atatürk, gelecekteki daha nice bin yıllarda da kurduğu cumhuriyetle birlikte düşünceleriyle yaşayacaktır ve hep çağdaş kalacaktır. Evet, Atatürk ülküsü hep içimizde yaşayacaktır ama O’nun kurduğu laik cumhuriyetimizin çağdaş kalması, O’nun bizlere verdiği Cumhuriyeti koruma ve kollama görevimizi yerine getirmemize bağlıdır. Atatürk, “Devrimin hedefini kavramış olanlar, daima onu muhafazaya muktedir olacaklardır” demişti. Atatürk’ün bu inancını boşa çıkarmamak hepimizin birinci görevi olmalıdır.

Türk ulusunun ilerideki büyük başarısı, Atatürk’ün eğitim ilkeleri ışığında yetiştirilecek, Atatürk’ün eğitim anlayışını geliştirecek ve pekiştirecek idealist gençlerle ve onları yetiştiren nitelikli öğretmenlerle olacaktır. Toplumumuzu asırlardır geri bırakan çağdışı düşünceleri ve onun savunucularını kesin olarak saf dışı etmeden, aklın inançtan – bilimin dinden bağımsızlaşması sağlanmadan, Atatürk’ün gösterdiği hedeflere ulaşmak hep bir hayal olarak kalacaktır.

87 yıllık Cumhuriyet döneminde yaşayan Atatürkçü kuşaklar, O' nun ideallerini tam gerçekleştirememiş olmanın üzüntüsü ile yaşamışlardır. Kendilerinden sonraki kuşağın bu idealleri gerçekleştirmesini hep ümit etmişlerdir.

Değerli eğitim savaşçıları, öğretmenlik ruhu ile yetişmiş bizim kuşağımız da geldi-gidiyor. Görünen o ki, bu gidişle hedefe varmak için daha çok zamana gereksinmemiz var. Türkiye’nin yeni Atatürkçü kuşakları... Hiç bir engel tanımadan O’nu takip etmelidir, O’nun büyük ideallerine durmadan, yorulmadan yürümelidir. Yüce Atatürk ve Büyük Türk Ulusu bunu görmekten bahtiyar olacaktır. İdealimiz odur ki Türk Ulusu, bilimin aydınlık yolunda yürüyerek, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma hedefini mutlaka gerçekleştirecektir.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • ERDOĞAN YİNE YARGIYI ELEŞTİRDİ: HESABI VEREN BEN BANA ZULMEDEN O...
    31/08/2010
    Başbakan  Erdoğan, Danıştay başta olmak üzere yargıya sert çıkarak, “İnanın>>

  • REFERANDUM ANKETİNE LÜTFEN KATILIN
    28/08/2010
    12 Eylül 2010 günü yapılacak “Anayasa Değişikliği” konusundaki halk oylaması>>

  • Vali Çoş'tan Turistleri Kızdıran İcraat
    22 Ağustos 2010 Pazar
    Uygulamaları ve sözleriyle gündemden düşmeyen Aydın'ın Valisi Çoş yine manşetleri süsledi!>>

Devam >>


  • TARİHİ TEPEBAĞ AYAĞA KALDIRILIYOR
    12/07/2010
    ADANA- Adana Tepebağ ile Kayalıbağ mahallerindeki kültürel varlıkların kazı ve>>

  • BİLKENT’li iki öğretim üyesine inovasyon ödülü
    02/07/2010

  • KARDELEN ELİF: DEVLET ŞEHİT EŞİMİN ÖCÜNÜ ALACAK
    28/06/2010
    İSTANBUL Halkalı'daki askeri servis otobüsüne bombalı saldırıda şehit düşen askerlerden>>

Devam >>


  • ÇDSO MAYIS PROGRAMI
    03/05/2010
    Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası konserleri, Mayıs ayında da cumartesi ve pazar günleri>>

  • ADT NİSAN PROGRAMI
    15/04/2010
    Adana Devlet Tiyatrosu'nda etkinlikler Nisan ayında da devam ediyor.>>

  • ÇDSO NİSAN PROGRAMI
    15/04/2010
    Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası konserleri cuma ve cumartesi günleri devam ediyor.>>

Devam >>