YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







NECİP KÖNİ - ADANA / TR

KENTLERİN YAŞAMLARI ve ÖLÜMLERİ
Yazar: NECİP KÖNİ | Tarih: 09/03/2010 | Saat: 22:42

Y. Mimar Kaya ARIKOĞLU’nun yazdığı “KENTLERİN YAŞAMLARI ve ÖLÜMLERİ” başlıklı yazısından ve Adana’ya ilişkin bölümlerinden çok etkilendim. Adana’nın geleceği hakkında yaptığı yorumlarda ürkütücü yönler olsa bile başta yöneticilerimiz olmak üzere hepimizin ders çıkarması gereken yönleri var. Bu nedenle yazıyı Kaya Arıkoğlu’nun izniyle olduğu gibi aşağıda veriyorum.

KENTLERİN YAŞAMLARI ve ÖLÜMLERİ
Y. Mimar Kaya ARIKOĞLU

Jane Jacobs “Life and Death of Great American Cities” (Amerikan Kentlerinin Yaşamları ve Ölümleri) kitabını 1961’de yayınladı. Jacobs o devrin kent planlama ve kentsel dönüşüm teorilerine karşı bir eleştiri yaparken, rasyonel görünen planlama kararlarının kentlere yarardan çok zarar verdiğini vurguluyordu. Kitap 60’lı yılların sonunda ABD mimari öğreniminin ayrılamaz bir parçası oldu.

Bu kitabı 1969’da okuduğum zaman, Philadelphia, Baltimore ve Washington gibi önemli kent merkezlerinde, varoşlaşmayla birlikte sosyal problemler yaşanmaya başlamıştı. Bu kentleri tekrar canlandırma amaçlı kentsel dönüşüm projeleri uygulandı ama çalışan nüfusun akşamları banliyölerine dönmeleriyle boşalmış sokakların güvensiz olmaları engellenemedi. Bu problemler günümüzde halen devam etmektedir. Örneğin, Başkent Washington’da bile, sayılı birkaç özel mahalle dışında, akşamları rahat dolaşmak mümkün değildir.

Şimdilik, İstanbul gibi tarihi bir kent merkezinin boşalıp güvensizleşmesi olanaksız görünse bile, diğer büyük şehirlerimiz için aynı iyimserlikte düşünemiyorum. Özellikle de Adana kent merkezinin geleceğinden çok endişeliyim. Adana’nın merkezinde konut fiyatlarının taban seviyelere inmeleri ve üçüncü sınıf ticari faaliyetlerin bile kepenk kapatmaya başlamaları bu endişemi artırıyor. Yöneticiler, nedense, Adana kent merkezinden “vazgeçmiş” bir tavırla tüm yeni yatırımları “Kuzey Adana’ya” çekme planları yapıyorlar. Yeni fuar, eğitim, ticari ve konut alanlarının tümüyle kent dışına kaydırılması, çok merkezli bir Metropol yaratılıyor izlenimini verirken, tarihi kent merkezi tüm sosyal, kültürel ve ekonomik işlevlerinden arındırılmış oluyor. Vali Konağını kuzeyde yeni bir arsaya taşıma planları “kaptan güverteyi terk ediyor” hissini bana veriyor. Yeni yol ve kavşak düzenleme dışında Adana merkezini canlandırmak için ne tür planlar yapılıyor diye sorunca cevap alamıyoruz. Eğer kenti daha geniş alana yayarak “trafik yoğunluğunu rahatlatmak” amacı başarılı olursa, sadece kültürel ve turistik kullanımlarla, Adana merkezini tekrar canlandırılması zor olacaktır. Kent merkezinin sürekli yaşaması için çok amaçlı, canlı, dinamik ve estetik semtlerin oluşması gerekiyor. Kentin banliyöleriyle kurduğu ilişki güneşin gezegenlerini çekmesine benzer. Merkez önemini yitirirse ve cazibesini kaybederse çevresindeki yerleşim alanları da zarar görür. Aynı anlamda, kültürel ve sosyal kullanımların kent merkezinde yoğunlaşması ve gelişmesi, çevresindeki planlanan yeni yerleşim alanlarına değer ve anlam kazandırır. Her kentin sürdürülebilirliği kendisine özgün reçetelerle uygulanmalıdır. Sağlığını kaybeden kenti boşaltmaya devam etmek “hastayı ölüme terk etmeye” benzer.

Peki, Adana için ne yapılabilir diye sorarsak, sağlıklı bir kent örneğini, yurt dışında değil, Eskişehir’de bulabiliriz. Eskişehir merkezinin dönüşümü, “rasyonel” planlama teorileri ile değil, var olan değerleri destekleyen pratik uygulamalarla başarılmış. Porsuk Nehri temizlenmiş, tarihi yapılar korunmuş, raylı metro sistemi yerine daha pratik tramvay hattı geliştirilmiş ve en önemlisi üniversite kent içinde kalmış. Böylece kent merkezinin sürekli canlı kalması ve yaşanır olması sağlanmış. Jacobs’un kitabında eleştirdiği “zoning” (kullanım alanlarının bölgelere ayrılması) planlaması Eskişehir’de uygulanmamış. Zoning yerine konut ve ticari alanların, karışık ve uygun şekilde birleşmelerine müsaade verilerek, yaya dolaşımının öncelikli olması tercih edilmiş. Neticede Eskişehir’de, Ortaköy gibi, sadece eğlence veya Maslak gibi sadece ticari semtlerin olması yerine, çok kullanımlı, kaliteli konut ve ticari mekanlar harmanlanarak, yaşanır bir kent oluşturulmuş.

Diğer tarafta,“rasyonel görünen” planlamayı, daha büyük ölçekte uygulayan Adana sağlıksız bir durumdadır. Bence bunun başlıca sebebi, Adana’nın “Yol Geçen Kent” imajından kaynaklanıyor. Orta Anadolu’yu Güney Doğuya bağlayan tarihi Roma yolu, halen Taş Köprü üzerinden Seyhan Nehrini geçerken “E-5 Karayolu” olarak Adana’yı ikiye böler.

Böylece Adana, İstanbul gibi yolun nihai noktası değil, önemli bir geçişin üzerinde var olan bir yerleşim alanı olarak algılanır. Bu algılama kentin karakterini yaratmak için alternatifler geliştirilmesine engel olurken, tüm yeni projeler ulaşımı ve alt yapıyı rahatlatmak amacıyla hazırlanmaktadır. Adana, Merkez Park dışında, önemli ve tanımlı kamusal alanlara sahip değildir.

Yazın nüfusun çoğunluğu yaylaya veya denize kaçarken, Adana’da kalanlar kent yaşamlarını dışarıda devam ettirmek için meydan ve sokak bulamazlar. Neticede, sadece ulaşıma önem veren, rasyonel ve somut görünen, ama kentsel hayatı tarif etmeyen, çeşitliliği sınırlayan planlama kararları Adana’yı “yaşanmaz” bir hale getirmiştir. Jane Jacobs kentlerin yürünebilir olmaları ile sağlıklı olmaları arasındaki yakın ilişkiyi bize hatırlatmıştı. Anlaması gayet net ve basit olan bu ilişkiyi kabul edersek, kent içinde sürekli motorlu araç dolaşımını ön plana alan, değişik kullanımları bölgeleyen, konut alanları, alışveriş merkezleri ve kültürel faaliyetleri kent dışına taşımayı teşvik eden konseptlerden ve kent merkezinin boşalmasını destekleyen planlama kararlarından vazgeçeriz.

Böyle düşünürsek, Adana Ticaret Odası’nın planladığı yeni vakıf üniversitesinin kent dışında kurulmasının gereksiz ve yanlış olduğunu anlarız. Zaten kentin dışında izole olan Çukurova Üniversitesinin mevcut tıp ve ziraat bölümleri için uygun olduğunu kabul edersek, yeni planlanan sosyal bilimler ağırlıklı vakıf üniversitesinin kentin içinde kurulmasını tercih etmeliyiz. Adana’nın merkezinde boşalan yapılara yerleşecek ve tarihi yapılarla uyumlu olacak yeni bir üniversite kampüsü kentin merkezini canlandırabilir. Mevcut sokakları, kaldırımları ve yapıları tamir ederek üniversite kampüsü kurmak, kuzeyde boş araziye yapılacak altyapı yatırımlarından bir daha ekonomik olacaktır. Merkezde yaya dolaşımının öncelikli olması, üniversite ulaşımını hafifleterek yeni geniş “otoparklar” yerine küçük “yeşil parklar” yapılmasını mümkün kılacaktır. En önemlisi, üniversitenin kentin içinde olması, eğitimin, kültürün ve medeniyetin Adana’nın içine aşılanmasını sağlayarak sosyal anlayış ve barış için zemin yaratacaktır. Böyle büyük bir yatırımın Adana içinde kalması gelecek için daha umut verici olacaktır.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • ERDOĞAN YİNE YARGIYI ELEŞTİRDİ: HESABI VEREN BEN BANA ZULMEDEN O...
    31/08/2010
    Başbakan  Erdoğan, Danıştay başta olmak üzere yargıya sert çıkarak, “İnanın>>

  • REFERANDUM ANKETİNE LÜTFEN KATILIN
    28/08/2010
    12 Eylül 2010 günü yapılacak “Anayasa Değişikliği” konusundaki halk oylaması>>

  • Vali Çoş'tan Turistleri Kızdıran İcraat
    22 Ağustos 2010 Pazar
    Uygulamaları ve sözleriyle gündemden düşmeyen Aydın'ın Valisi Çoş yine manşetleri süsledi!>>

Devam >>


  • TARİHİ TEPEBAĞ AYAĞA KALDIRILIYOR
    12/07/2010
    ADANA- Adana Tepebağ ile Kayalıbağ mahallerindeki kültürel varlıkların kazı ve>>

  • BİLKENT’li iki öğretim üyesine inovasyon ödülü
    02/07/2010

  • KARDELEN ELİF: DEVLET ŞEHİT EŞİMİN ÖCÜNÜ ALACAK
    28/06/2010
    İSTANBUL Halkalı'daki askeri servis otobüsüne bombalı saldırıda şehit düşen askerlerden>>

Devam >>


  • ÇDSO MAYIS PROGRAMI
    03/05/2010
    Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası konserleri, Mayıs ayında da cumartesi ve pazar günleri>>

  • ADT NİSAN PROGRAMI
    15/04/2010
    Adana Devlet Tiyatrosu'nda etkinlikler Nisan ayında da devam ediyor.>>

  • ÇDSO NİSAN PROGRAMI
    15/04/2010
    Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası konserleri cuma ve cumartesi günleri devam ediyor.>>

Devam >>