|
|
|
|
|||||
|
|
![]() |
|
|||||
|
|
|
||||||
|
Site İçi Arama |
AV. VEYSEL TUNCİL KAMYONCU TEMEL
Yazar: VEYSEL TUNCİL | Tarih: 23/02/2010 | Saat: 18:27Bu hafta, bir Temel fıkrasıyla başlayalım: Temel ile Dursun ortaklaşa bir kamyon almış ve taşımacılığa başlamışlar. Bir gün kamyona yedi metre yüksekliğinde eşya yüklemişler. Otoyolda giderken bir üst geçide rastlamışlar. Tabelada “Dikkat ! Yükseklik 5 Metre” yazıyormuş. Temel, başını kamyonun penceresinden dışarı çıkarmış, etrafa şöyle bir baktıktan sonra büyük bir heyecan içinde Dursun’a seslenmiş:
Çoğu zaman, doğruluğuna ve yerindeliğine inandığımız kurallar karşısında bile verdiğimiz ortak tepkidir bu, Temel’in “bas gaza geçelüm! ” nidâsı… Tarihsel gelişim süreci içinde, insanlığın ortak yararı gözetilerek ortaya konmuş pek çok kural, belirli bir otorite tarafından denetlenemez hale geldiğinde, insanlar, o kurala uyma gerekliliğini sorgulamaya ve zamanla, o kurala uymamaya başlamıştır. Adana’mızın caddeleri, belki de bu yoğun endişe nedeniyle başka şehirlerde eşine rastlamadığımız tabelalar ile donatılmıştır: “Sayın sürücü! Sağa dönüşte yayalara yol ver!” ya da “Sayın sürücü! Yaya yolunda durma!” Yurtdışında yaşayan hemşerilerimizin pek çoğundan işittiğimiz üzere, bir kısım Avrupa ülkelerinde“Yerlere tükürmeyiniz, çöp atmayınız, çimlere basmayınız…” ve benzeri uyarıların Türkçe yazılı levhalar halinde hazırlanmış olmasının altında yatan, kimliğimize yönelik bir hakaret değilse, genlerimize işlemiş Temel’in hani o “Etrafta polis yok, bas gaza geçelüm uşağum” uyanıklığının (!) elin Avrupalısı tarafından sezilmiş olması değil midir? Kuralların ihlali; tarih boyunca önce kişisel, sonra, toplumsal zararı beraberinde getirmiş ve sonuçta karmaşanın hâkim olduğu bir düzende, “kural tanımayan” güçlüler, “kurallara uymayan” güçsüzleri tüketmeye başlamışlardır. Fransızca’dan dilimize geçen “otorite” sözcüğü, Türk Dil Kurumu’nun “Güncel Türkçe Sözlüğü”nde “yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım çerçevesinde, Temel’e yedi metre yüksekliğinde eşya yüklü bir kamyonla beş metre yüksekliğindeki köprüden geçme ilhamını veren de, hiç kuşkusuz, etrafta polisin, yani otoriteyi temsil eden bir gücün bulunmayışı olmaktadır. Kamu otoritesinin, çoğu zaman, kişi hak ve özgürlükleri önünde bir engel olduğu öne sürülse de, en acımasız yorumcular dahî, “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” gerçeğini görerek kamu otoritesinin gerekliliğine vurgu yapmak zorunda kalmış ve “düzen” olmadan “adalet”in de mümkün olamayacağını ifade etmişlerdir. Aslolan, bireylerin toplumsal kurallara içten gelen bir bağlılıkla uymalarıdır. Ancak, bu kuralların devlet ve toplum tarafından denetlenmemesi halinde, ihlâl edilmesi ve sosyal bir karmaşanın doğması kaçınılmazdır. Unutulmamalıdır ki, gerçek tehlike; kurallara uyulmamasının kural haline geldiği ve kurallara uyan dürüst yurttaşların cezalandırıldığı hastalıklı bir toplumsal yapıdır. Ve yine, başladığımız gibi bitirelim: Temel savaşta büyük çatışmadan sonra, gece sessizlik sırasında bir nefes alıyor, bir sigara çıkarıyor. Karanlıkta tam kibriti yakacakken arkadaşı atılıyor:
|
|
|||||
|
|
![]() |
![]() |
|
||||
|
|
|
|
|
|
|||