YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







PUTLAR DİRİLDİ Mİ?..
Yazar: MAHMUT TEBERİK | Tarih: 21/12/2019 | Saat: 21:27

Sümerlerde An, Enlil, Enki vb. tanrılar ve insanların bu tanrılarla ilişkilerini düzenleyen putlar vardı. İslamiyet öncesi bugünkü Kâbe’de yine putlar yer alıyordu. İslamiyet bütün bunları ortadan kaldırdı ve insanla Tanrı arasında aracıya gerek olmadığını söyledi.

Bilindiği gibi peygamber ölünce işler karıştı, yönetim problemi başladı. Devamında görev yapan dört halifeden üçü öldürüldü. Önce şii-sünni, sonra da bunlar kendi aralarında mezheplere bölündü.

*****

Süreç içinde Tanrı ile kulları arasına şeyhler, şıhlar, mürşitler, dedeler, vb. girdi. Ve gelinen noktada insanlar, “bu vatandaşların gönlü yapılmadan, yani hizmetine girilmeden, avantaları verilmeden Tanrı’ya ulaşılamayacağı”na inandırıldı.

Ümmeti içinde peygamberin konumu ne ise, müritleri arasında şeyhin işgal ettiği mevki de odur.

Tarikatta şeyh her şeydir. O kutubtur, gavs’tır, insan-ı kâmildir, hakikat-i Muhammedi’yi temsil eder.

İnsanlar, Allah ile olacak işin, ancak mürşidin aracılığıyla olacağına inandırılır. Sıradan insan ancak şeyh aracılığıyla Allah ile irtibat kurabilir.

Şeyhten yüz çevirmek Allah’tan yüz çevirmektir. Şeyhin yaptıkları Allah’ın yaptıklarıdır, sorgulanamaz. Oysa peygamberin kendi kararları bile sorgulanıyordu.

Mürit, nefsini öldürme namına şeyhin önünde alçaltılır, kişiliği yok edilir. Köpeklerin yediği çanaktan yemek yemeğe zorlanır. En pis işlerde çalıştırılır. İzzet-i nefsi yok edilir. Aklını kullanmasına kesinlikle izin verilmez.

Mürit, Allah’a kul olmak istiyorsa önce şeyhe kul olmalıdır. Daha da ileri gidilip müritler, “şeyhe itaat, Allah’a itaatten daha iyidir”e inandırılır.

Mürit, “kurban olayım yoluna, canım sana feda olsun, Şeyhim medet” diye yalvartılır. “İtin, Kıtmir’in olayım” diye inletilir. İradesi felç edilmiş, robot haline getirilmiştir.

Şeyh ne derse, haram bile olsa, yanlış bile olsa mürit yapmalıdır. Artık kendini yok, şeyhini var bilmelidir.

Hiç çekinmeden, hiç düşünmeden karısını, kızını ve oğlunu şeyhine peşkeş çeker. (Şems-Mevlana ilişkisi)

Müritlere, Hallac-ı Mansur’un “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” sözünü hadistir diye yuttururlar.

Haşhaşiliğin kurucusu Hasan Sabbah, müritlerini masum İmam’a çağırır. Gazali’ye göre şeyhi olmayan kimse ırmak kenarında dolaşan köre benzer. Her an ırmağa düşebilir. Bir mürşit olmadan din öğrenilemez. Yani ikisi arasında fark yoktur.

*****

Şeytan bile bunların yanında çok masum kalır. En azından insanların ırzına, namusuna musallat olmaz. İnsanların emeğine, sofrasındaki ekmeğine, cebindeki cüzdanına göz koymaz. Bunların olduğu yere şeytan giremez. Çünkü girerse pabucunu ters giydirirler.

Çalışmadan, bir elleri yağda, bir elleri balda, holding patronları gibi yaşarlar. Gibisi fazla, zaten birçoğu holding patronudur.

Sahte, yalan hadis uydurmakta üstlerine yoktur.

Mürşitler yürüyen ilahtır. Namazlarını Mekke’de kılar. Torosların zirvesinden Kabe’de ne olup bittiğini gözler.

Zikir ayinlerini tarikatçılar icat etmişlerdir. Güya peygamber bu zikirleri gizlice, mağarada öğretmiştir. Ya da kapıları kilitlemiş güzide, seçkin sahabesine talim ettirmiştir vs.

İnsan-ı kâmilin yüzünü hayal etmek, kâinatın ruhu olan Allah ile temas etmektir. Zahit Kotku: “Mürşit Allah’ın aynasıdır. Her kim mürşidin ruhaniyetine basiret gözüyle bakarsa onda Allah’ın tecellisini görür” der.

İmam Rabbani; “Mürşidin gölgesi, Allah’ı anmaktan daha evladır” demiştir.

Rabıta; bir müridin, mürşidinin ruhaniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün önüne getirerek hayal etmesi ve kalbiyle ondan yardım istemesidir.

Nakşilere, özellikle Halidiye koluna göre; rabıtasız Allah’a ulaşmak, fena fillah mümkün değildir. Rabıta Hindistan kökenlidir. Ortadoğu’da bunu yayan, 1778-1826 yıllarında yaşamış Mevlana Halid-i Bağdadi dir.

Bunlara göre şeyh; tüm ilahi sıfatların üzerinde tecelli ettiği zattır. Kâmili Mürşit, Allah’ın bir beşer olarak, yani insan suretinde görünmesidir.

Bu şeyhlerin gücü, toplu hipnoza sokulmuş, “canım kurban olsun yoluna” diye Allah’ın halifesi, vekili emrinde her an ölmeye hazır robotlardan gelmektedir.

Bunların kul hakkı yemede üstlerine yoktur. Oysa yenilmiş kul hakkını ne Mekke temizler ne de tekke.

İslam dünyasında en geniş tabanı olan tarikat Nakşiliktir. Binlerce şeyh, “gece rüyamda Allah beni görevlendirdi” deyip sabahleyin dükkanı/tekkeyi açar. Serbest piyasa ekonomisi burada da geçerlidir. Pazarlama ve reklamı iyi yapan ülke çapında şöhret olur. Bunların elini ayağını koca devlet adamları öpüyor.

Bunlar bir tarikat şeyhi ölünce amip gibi bölünürler. Hepsi de peygambere ulaşan bir silsile, yani soyağacı uydurur. “Biz peygamberin varisleriyiz, onun maddi ve manevi torunlarıyız” derler. Oysa İslam, hiç kimseye bir ayrıcalık vermez.

Nakşiler Ebubekir yoluyla, şiiler Ali yoluyla peygambere ulaşırlar. Oysa ne Ebubekir’in ne de Ali’nin bunlardan haberleri yoktur, bu konularla ilgileri olmamıştır.

*****

Tekkeler, zaviyeler, tarikatlar, cemaatler günümüzde daha da tehlikeli bir hal almıştır. Neden?

Devlet ve halk olarak bir 15 Temmuz FETÖ travması yaşadık. Yaşanan bu travmanın siyasi boyutu, FETÖ ile AKP nin içiçe olması, birlikte çalışmaları, “ne istediniz de vermedik” söylemleri başka bir tartışmanın konusudur.

FETÖ terör örgütü bildiğimiz tipik bir tarikat yapılanmasıdır. Başındaki şahıs kendince bir mehdi/mesih, kurb-u azamdır. Cemaatinin ilahi bir görevlendirme ile çalıştığına müritlerini inandırmıştır.

Ayrıca Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gibi Ortadoğu’da cirit atan, bölgeyi kan gölüne çeviren, kendileri gibi düşünmeyen her türlü düşünceyi hunharca yok eden İslami terör örgütleri de dinden beslenen örgütlerdir.

Başkanlık sisteminde 50 artı 1’den dolayı bir oy bile çok önemli olduğundan, siyaset kurumu tarikatları oy deposu olarak görmektedir. Siyaset tarikatlara değil, tarikatlar siyasete yön vermektedir. Resmi din eğitiminin verildiği imam hatip liseleri ve ilahiyat fakültelerinde görev yapan hocaların tarikat yapılanmaları baskındır.

Bu tarikat, tekke ve cemaatler blok oylara sahip oldukları için siyasetçilerle pazarlığa otururlar. Şu kadar müridimiz var, cemaatimizin şu kadar oyu var” diyerek pazarlığı yüksekten açarlar.

Pazarlıkta anlaştıkları zaman ehli kâmil olan şeyhler gece uykuya yattıklarında rüyalarında peygamberi görürler sabah uyandıklarında kararı müritlerine açıklarlar.

“Oylar şu partiye verilecek, bu konu tartışmaya kapalıdır, çünkü emri peygamber vermiştir” diyerek siyaset ve dünyalık devşirirler.

Bu süreç al takke ver külah misali tarafların işine geldiği sürece devam eder. Tıpkı ülkemizde 1950 seçimlerinde iktidara gelen Menderes Hükümeti ve devamında Demirel Hükümetlerinde yaşandığı gibi.

*****

Ülkemizde Diyanet, tarikat, tekke, zaviye vb. yoluyla halkın sırtından geçinen ulema, Mustafa Kemal’i ve Cumhuriyeti sevmezler. Neden mi?

Bunlar tarihin hiçbir devrinde savaşa katılmamışlardır. Kurtuluş savaşında ülkemizde beş bin civarında medrese ve bu medreselerde bir ordu büyüklüğünde genç vardı.

Halk kan içinde yüzerken, halkın çocukları Anadolu için canını verirken bu sarıklılar ‘ekmek elden su gölden’ yan gelip yatıyordu. Üstüne üstlük, Kuvvayı Milliye’nin de aleyhine çalışıyorlardı.

Sonra Cumhuriyet bunları askere aldı ve ayrıcalıkları sona erdi.

Şimdi ise üç ordu büyüklüğündeler. Yine "Bir dönüm bostan, yan gel oğlum Osman". Yine Cumhuriyetin aleyhinde çalışıyorlar.

Bunlar çok güçlendikleri zaman bizzat siyasi erki kendileri ele geçirmek isterler. Çünkü doğada olduğu gibi siyasal ve toplumsal yaşam da boşluk tanımaz. Siyasal erki ele geçirmek için de gerekirse teröre başvurmak dahil her türlü yöntemi kullanırlar.

Gün gelir, uluslararası konjoktür de uygunsa, yani “ılımlı islam” adıyla yürürlüğe konulan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında önlerindeki bütün demokratik engeller temizlenerek iktidara taşınırlar. Hatta BOP un eş başkanı yapılırlar.

Halidi Bağdadinin baş müridi el Hani: “Amaç gerek gizli, gerekse aşikar yönetimi elde etmek, kaleleri ve ülkeleri ele geçirmektir” diyor.

Hint alt kıtasındaki on binin üzerindeki Diyobend medreseleri Taliban’ın militan kaynağıdır. Buralarda verilen eğitim Hanefi, yani ülkemizdeki kasik din eğitimidir ve Nakşidir. Ülkemizdeki tarikatların kahir ekseriyeti de aynı ekole mensuptur. O halde ülkemizdeki Nakşilerin bir tık sonrasında silahlı Taliban olması çok uzak ihtimal değildir.

*****

Yazıya son verirken sizi bir fıkra ile güldüreyim.

Toroslarda aşiret beyinin çadırına sahte bir sofu misafir olur. Sofunun şerefine bir koyun kesilmiş, etler pişerken sohbet koyulaşmış. Bu arada bizim sofu ikide bir “hoşt, hoşt” deyip dururmuş. Sorulduğunda ise “yahu bir köpek Kâbe’nin duvarına işiyor, onu kovalıyorum” der.

Aşiret beyinin karısı ise görmüş geçirmiş bir kadındır. “Sen şimdi görürsün” der. Biraz sonra bir sahanda et ve pilav birlikte servis edilmeye başlanmış. Fakat sofunun sahanına önce et, üzerine tepeleme pilavı doldurmuş ki et görülmesin.

Bizim sofu bir başkalarına bir de kendi tabağına bakar ve “hanımım, bana et vermiyor musun” der. Beyin karısı sofuya döner ve “ulan, Kâbe’ye işeyen iti gören, sahandaki eti görmez mi” der ve sofuya siktiri çeker.

*****

Sonsöz: Görüldüğü gibi günümüzde eskiden cansız varlık olan putlar dirildi ve insan kılığında geziyorlar. Cansız putlar, insanların Tanrı ile ilişkilerinde aracılık görevi yapıyordu. Asıl problem, canlı putlarda.

20 Aralık 2019

Mahmut TEBERİK

Kaynaklar:

  1. Diyanetin tarikatlar Raporu. Kaynak Yayınları.
  2. Tarikat Kuşatmasındaki Türkiye. Rıza Zelyut. Kaynak Yayınları
  3. Menzil: Bir Tarikatın İki Yüzü. Saygı ÖZTÜRK. Doğan Kitap Yayını.
  4. Badeci Şeyh'in Sır Odası. Timur SOYKAN, Kırmızı Kedi Yayınevi
  5. Şehvetiye Tarikatı. İsmail SAYMAZ. İletişim Yayıncılık.


[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>