YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

DEMLİKTEKİ ADALET!..
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 31/05/2016 | Saat: 11:33

AK-ŞAKA tıp öğrenimi ve eğitimi almış bir T.C. Vatandaşıdır.   Yaşamını da bu iş kolu çerçevesinde geçirmiş bir emeklidir.  Çok yıllar önce başlayan bir sorumluluk dürtüsü ile sıradan yurttaş olarak naçiz fikirlerini başkaları ile paylaşmaya karar vermiş, önce eline aldığı kalem ve kâğıtla yola çıkmıştı.  Üstelik bu amaç için evrim geçirmiş sayılır; önce daktilo makinesi sahibi olmuş, yetmemiş bir bilgisayar ile yazılarını daha geniş yelpazeye sunabilir hale gelmiştir.

Yıllar içinde köşe yazısı yazmak heyecanı halen sona ermemişken, bazen kendi eğitimi dışında kalan konulara da sarkmak zorunda kalmaktadır.  Bugünün yazısı tıp öğrenimli birisinin değil, bir hukukçunun yazısı olmalı idi.  Zira ben, bırakın hukukçu olmayı, hukuklu bile değilim.  Ancak vatandaşlık sorumluluğu taşıyan bir kişi olarak hepimizi ilgilendiren adalet kavramı üzerine de bazı fikirlerimi paylaşmam gerektiğine inanıyorum.

Ne denli iyi niyetli olursa olsun, bazı eylemlerimiz ölçüyü aşar konuma taşındıklarında oldukça sevimsiz yansımaları oluyor.  Örneğin; bedenimizi beslemeye önem verdiğimiz anlar da eğer adına oburluk denebilecek dürtülerimizi kontrol edemezsek, bizi besleyecek bazı gıda maddeleri vücudumuza zarar veren tehlikeli ajanlara dönüşebiliyor.  Çünkü doğanın bize bağışladığı evrensel düzenin armağanı olan beslenme içgüdülerimizi yanlış yönlendirmiş ve hatta adına aç gözlülük denebilecek yağmacılık kültüne esir olmuş isek, bedenimizi hasta ediyoruz.   Dolayısı ile doğa bize bir hesap kesiyor.

Bellidir ki, yaradılışımızdaki bazı cılızlıkları kontrol edemez isek, kendimizce amacımıza kolayca ulaşabilmek için uygun olmayan yöntemlere sapabiliyoruz.  Mesela; kendimizi moral olarak bitkin hissettiğimiz bazı anları, azıcık alkol esrikliğine teslim ederek sakinleşmek istediğimiz zaman, alkolün dozunu aşabiliyor, daha büyük sıkıntıların kucağına düşüyoruz.

Gündemimize düşen olgu, yüksek yargı kurumlarının Sayın Başkanlarının son günlere damga vuran resimleri olmuştur.  Değerli Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay Başkanları bir tür çalışma molası verebilmek fırsatı ile önce çay hasadı ve sonra da Ahilik Haftası etkinlikleri sırasındaki pozisyonları ile manşet haber olmuşlardır.  Ki, yıllar önce de herhalde ürünün bereketli olabilmesine katkı sağlayabilmek adına zeytin hasadına da katılmışlardı.

Bu katılımlarının devlet katından bir davet ile gerçekleştiği kuşkusuzdur.  Ancak hukuk, yargı ve adalet dağıtımı konusunun bazı kuşkular yansıttığı şu yıllar da, erkler ayrılığı ve bağımsızlığı ilkesinin hepten yok sayılabileceği endişesini taşıyarak, bu konumu tercih etmeseler daha yakışır bir görünüm olabilirdi, diye düşünüyorum.  Bu değerli yargı mensupları her ne kadar anayasal koruma altında değil, adına HSYK denen anlaşılmaz bir tehdit altında görev yapıyorlarsa da, nasılsa buradan öteye yol yok denebilecek makamsal özgürlüklerini, ülkemizin yargı düzenine örnek olabilecek saygınlığa taşımalıdırlar diye kendimce hüküm veriyorum.

Çok yıllar önce Romalı düşünür ve ozan Lucretius böyle düşünüyor olmalı;

“Bir varlık biçim ve nitelik değiştirdi mi / O anda yok olur biraz önce var olan”.

Hukuk anlayışımız konusunda da sıkıntılarımız artarken, gönül Lucretius’a kulak vermenin erdemini anımsatıyor bana.  Örneğin; Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan dosyasında verilen kararın gerekçesi açıklanınca, bir vatandaş olarak şaşırmamak elde değildir.  Gerekçeyi yazan hukuk insanı, verdiği kararın kanuna ve vicdana göre verilmesi gerektiği yanında, ek olarak İslami dinsel hassasiyetler göz önüne alınarak da verdiğini söyleyebiliyor.  Bu gerekçe acaba bir şeriat yargısı özleminin kapıya dayandığı anlamına gelebilir mi?!.  Veya Anayasa’nın 138. Maddesi’nin bir yargıç tarafından kendince yok sayılmasına işaret midir?!.

Konuyu gündeme taşıyan saygın hukukçularımız bizleri aydınlatıyorlar.  Belli ki, değerli ve deneyimli hukuk insanlarımız, özellikle hukuk hocalarımız dertlidirler.  O zaman aklımdan şu soru geçiyor, acaba bu gibi kararları vererek bizleri tedirgin edebilen şu günlerin savcı ve yargıçlarını yetiştirenler kimlerdir, merak ediyorum.   Ve ülkemizde sayıları yetmişi aştığı söylenen hukuk fakültelerinin değerli mensupları, neden bir karabasana dönen bu tehlikeli olguya yol gösterici olarak müdahale etmiyorlar?!. 

Acaba iyice dibe vuralım diye mi?

Birkaç yıl önce, bir yüksek yargı kurumunun töreni sırasında Barolar Birliği Başkanı konuşma yaparken, o dönemin Sayın Başbakanı müdahale etmişti.  Sonra da Sayın Cumhurbaşkanı başta, tüm protokol sırasını arkasına takarak salonu terk etmişti.  Galiba işte o gün, yargının bağımsız ve özgür olduğuna işaret eden, beyinlerimize yerleşmiş adaletin saygınlığının kutsal balonu patlatılmıştı.  Hem de bizzat devlet tarafından.  Artık yama tutmadığını da anlamış bulunuyoruz.

En azından Sayın Devlet Büyüklerimizin sadece yargının değil; yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız ve var olduğuna inanmalarını, koruyup kollamalarını ve de yanlış anlaşılmaya ortam yaratmamalarını bir T.C. Vatandaşı olarak bekliyorum. Devlet, demokrasinin varlığının olmazsa olmazı olan erkler ayrılığı ilkesinin yok edici etkeni değil, varlığını korumayı görev bilen tartışılmaz tarafı olmalıdır.

Demlikte hazırlanan çay, yüksek yargı mensuplarının saygın emekleri ile toplanmış olsa bile, tadında servis edilerek ikram edilmeyecek ise, güzel buruk tadı damaklarımızı rahatsız edebilecek yavanlığa dönüşebilir. Kaldı ki, hiçbir makamın biz T.C. Vatandaşlarını tedirgin etmeye ve ağzımızın tadını kaçırmaya hakkı yoktur. Örnekleri yaşanmıştır!..

                                                                                                    Erdal Akalın (30.05.2016)



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>