YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







ÖZÜRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK
Yazar: ALİ DEMİRSOY | Tarih: 17/01/2016 | Saat: 07:04

     Padişahı eğlendirmek için çevresinde soytarı denen sürekli komiklik ya da şaka yapan insanlar bulunurmuş. Tarihimizdeki en ünlü mizah ustası, 1700 yılların ikinci yarısında doğmuş 1600’lü yılların birinci yarısında da yaşamış Kayseri doğumlu, Farsça ve Arapça da bilen, iyi eğitilmiş, hazır cevap, I. Ahmet döneminde sarayda ikamet eden İncili Çavuş olduğu söylenir.  Aslında İncili Çavuşun gerçek adı, kimliği, yaşadığı yıl, hizmet ettiği padişahların hepsi tartışmalıdır. Bu konudaki kısa bilgi Vikipedi’den öğrenilebilir.

     Padişah bir gün incili Çavuşa: İncili Çavuş, bana öyle bir iş yapacaksın ki, özürün kabahatinden büyük olacak. Birkaç gün sonra padişah önde, İncili Çavuş arkada merdivenden çıkarken, İncili Çavuş elini padişahın poposuna sokar. Padişah hiddetle döner ne yapıyorsun bre gafil deyince, İncili Çavuş, özür dilerim seni Valide Sultan zannettim der. Padişah köpürür, celladın çağırır. İncili Çavuş: Niye kızıyorsun padişahım, görmüyor musun özürüm kabahatimden büyük…

     Sizi bilmem; ancak, ne gazete okumak, ne haber dinlemek ne bir politikacıyı görmek ve dinlemek artık içimden gelmiyor. Hele topluma örnek olması gereken akademisyen unvanı verilenleri görmek istemiyorum. Uygar ülkelerin bir yılda yaşadıkları olumsuzlukları bir günde yaşamaya başladık. Yalan, dolan, talan, darp, katliam, vurma kırma günlük yaşam biçimimiz oldu. Bunalıyorum, bulanıyorum…

     Üç meslek grubunun kızarak, hormonlarının etkisine uyarak, paniğe kapılarak, emir vermesi, karar vermesi, fikir beyan etmesi,  kesinlikle affedilemez. Çok özel mesleklerdir. Bir komutan savaş sırasında paniğe kapılamaz; adaletten sorumlular etki altında karar veremez; akademisyenler bu özelliklerin yanı sıra kurulu düzene yaranmak, bilime aykırı davranmak ve yorumlarına din, ırk, aile, akraba, çıkar unsurlarını katarak fikir beyan edemez, yorum yapamaz. Bu sonuncular, eğer bir fikirde ısrarlı iseler, onu sosyal ve bilimsel gerçekler içerisinde açıklayabilmelidirler. Özür yanlışlıkla, bilmeden, elinde olmadan, kasıtlı bir nedenle yapılan eylemlerin affedilmesine yöneliktir. Bu üç mesleğin özür dileme hakkının olmaması gerekir. Biri cana karar verme, bir diğeri adaletli yerine getirme, üçüncüsü ise model olma ile ayrıcalıklı bir yer kazanmışlardır. Bir toplumun geçmişte, günümüzde ve gelecekte, sistem ne olursa olsun ödün veremeyeceği üç özellik, bu mesleklerin kendilerine biçilen görevi en iyi şeklide yapmalarını ve özellikle sistemin akarsuyuna göre yalpalamamalarını öngörür.

     Son birkaç gün içinde bir takım akademisyen, yaşanan olaylarla ilgili yazılı bir beyanda bulunmuşlardır. Doğrudur ya da yanlıştır tartışmasını bu yazının içine sokmayacağım. Ancak kişisel fikrimi sorarsanız, kaleme alınış şekli, hedef kitlenin kasıtlı seçilmesi, aklı başındaki insanları sakin bir şekilde düşünmeye yönlendirecek tarzdan yoksun olması, egemen gücün daha dikkatli davranmasını harekete geçirme yerine ağır bir şekilde suçlamaya yönelmiş olması da bu bildirinin bekleneni veremeyeceğini bu imzayı atanların hesaplaması gerekirdi.

     Bir televizyon sunucusunun da önceden kurgusu yapılmadan bir telefon bağlantısındaki konuşmayı isteyerek ya da istemeyerek yanlış bir kararla alkışlatmasını infaza kalkışmak, diz çöktürmek için tüm güçleri seferber etmek uygar bir ülke için doğru bir görüntü oluşturmamıştır.

     Ancak İncili Çavuş’un özrü kabahatinden büyük mizahının 400 yıl sonra tekrar yaşanmasını doğrusu çoğu kimse içine sindiremiyor.  Ben okumadan imza attım, yanlışlıkla attım ve benzer ifadelerle imzamı geri alıyorum davranışı, çocuklarımıza örnek olacak insanların davranışı olamaz. Hiçbir akademisyen okumadığı, bilmediği bir şeye imza atamaz; imza attığı şeyi de bilimsel olarak çürütülmedikçe yalayamaz. Eğer bir yere imzanızı atıyorsanız, onuruyla ve suçuyla onu peşin kabulleniyorsunuz demektir. Üniversiteler yalpalayan insanların, akıntıya doğru kürek çekenlerin yeri değildir.

     Şu andaki adalet mekanizması böyle bir bildirinin suç olduğuna inanıyorsa soruşturmasını açar; cezasını da tarafsız mahkemelerde verir. Ancak talimatla soruşturma açma ve yürüyen soruşturmaların talimatla durdurulması demokratik ve adil bir yönetim biçiminin işleyiş tarzı olamaz. Hele hele üniversitelilerden birilerinin bu nedenle aynı gün işine son verilmesi, belirli bir soruşturma açılmadan ve gerekli ceza için bir dosyanın tekâmül etmesi beklenmeden yapılması herhalde medreselerde bile görülmemiştir.

     Bütün bu eylemlerde suç unsuru bulunabilir. Ancak duyar duymaz birini ya da birilerini suçlu ilan etmek, aşağılamak, hakaret etmek, emrindekilere ne yapılacağını ima etmek, demokratik bir ülkede asla benimsenemeyecek bir harekettir. Mahkemece suçlu bulunup, suçu onaylanmayan insanları siz nasıl vatan haini, güruh, aşağılık varlık, vatan düşmanı ilan edersiniz? Bu suçların her birinin ceza hukukunda karşılığı olması gerekir. Kim olursanız olun, konuşmak için cezanın alınmasını beklemek zorundasınız. İnsanları, mevkiniz ve yetkiniz ne olursa olsun, hukuken saptanmamış suçları peşin yapıştırarak onları aşağılayamazsınız.

     Bu bildiriye imza verenlerin tarz, zaman ve mantık açısından doğru yapmadıklarını kesin olarak söyleyebilirim. Savcıların kendi inisiyatifleri ile soruşturma açmalarını da anlayabilirim. Rektör atanmasında son kararı veren yetkilinin cumhurbaşkanı olduğu için üniversitelerin bildiri sahiplerine soruşturma açmasını da “artık” anlayabilirim. Ancak suça yönelik hiçbir hukuki gerekçe ortaya konmadan birilerinin ulu orta yazılı ve görsel basında aşağılanmasına savcıların neden sessiz kaldığını anlamak mümkün değildir.     

     Bu ülkede adalet herkes içindir, cumhuriyetimizin, birliğimizin, anayasada yazılı hususların korunması kadar bireylerin suçu sabit oluncaya kadar onların da yine bu adalet şemsiyesinde korunması gerekir.

     Bu ülkede doğmuş Diyojeni şimdi daha iyi anlıyorum. Bu yazıyı okuyanlar, eğer zamanınız olursa, bu ülkede tarafsız gazete ve televizyon adı biliyorsanız; yorumları bilime ve akla dayalı programlar varsa; bugün söylediğini yarın unutmayan ve inkâr etmeyen yöneticiler varsa; bilimi esas yapmış, doğruyu sadece doğruyu savunan, duruşları ile çocuklarımıza örnek olacak akademisyenler varsa, dogmanın esaretinden kurtulmuş her kim varsa “lütfen” bana döner misiniz? Kendimi kalabalığın içinde çok yalnız hissediyorum…

Prof. Dr. Ali Demirsoy



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>