YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

DUYDUM Kİ; CHP YÖNETİMİ SAVUNACAK DAVA KONUSU BULAMIYORMUŞ...
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 13/01/2016 | Saat: 17:59

Gazeteler yazmıştı; kurultay öncesi CHP yönetimi akademisyenlerle toplantı yaparak önerilerini dinledi.  Hatta Genel Başkan bizzat notlar aldı önerilenler hakkında.

Önerilerin can alıcı vurgusu, CHP’nin savunucusu olduğu bir davasının olmadığı algısının seçmen nezdinde yerleşmiş olması noktasıdır.  

Düşündüm, bence de yerinde bir tespit olduğu kanısındayım.

AKP Lideri ve bazı yöneticileri sıklıkla bir davamız vardır diye demeç verirler.  Partinin bizlerce de tam açıklığa çıkarılamamış ve üzerinde yoğunlaştıkları bir özel davası ne olabilir diye olasılıklar sıralamaya da artık gerek kalmamıştır.  AKP’nin davamız dediği konu; İslam Devleti kurmak ve olanaklar ölçüsünde şeriat hükümlerini uygular olabilmek, bu arada yönetilebilir olmak için başkanlık rejimine evirilerek parlamenter sistemi zayıflatmak, ülkemizi eyalet sistemli bir konuma taşıyarak olabilirse İslam Halifeliği makamını tekrar yaşatılır kılmak.

HDP’nin de bir davası olduğunu biliyoruz eskiden beri.  Davaları açık seçik olarak ortaya konmuştur;  Kürt etnik yapısının etkin olduğu bir coğrafyada önce eyalet düzenine geçerek özyönetim adı ile telaffuz edilen düzenlemeyi yaşama geçirmek, sonra da koşullar elverdikçe komşu devletlerin etnik yapısı ile birleşerek Kürdistan adlı yeni bir devleti kurmak.

MHP, yıllar boyu bir dava partisi olduğundan söz eder.  Burada kullanılan anahtar sözcük Türk Milliyetçiliği olarak vurgulanır.  Bu savları daima muğlâk kalmıştır ve biraz fantezi kaçar.  Tüm dünyanın Türk etnik yapılanmasının birleşmesini mi, yoksa sadece ülkemiz sınırlarında Türk etnisitesinin geçerli olmasını mı kastederler, bence karmaşık bir ifadedir.  Kendilerini ayrıca muhafazakâr ilan ederler belki de bu nedenle başı sıkışan AKP için koltuk değneği olmaktan asla geri durmazlar.  AKP’nin anayasal derdi olan metinden Türk kelimesini çıkartmak istemesi talebi ile MHP’nin varlık davası saydığı Türk Milliyetçiliği kuramı nasıl örtüşebilir, halen anlayabilmiş değilim.

CHP ise gerçekten savunucusu ve koruyucusu olmak iddiasını güdeceği bir dava modeli yönünden zayıf kalmıştır.  Kurultay sırasında da bu konu bir şekilde görüşülecek ve muhtemelen üzerinde tartışılacaktır.  Bir üye olarak kısaca CHP’nin savunucusu olacağı ana davayı aşağıda sunmak istiyorum;

Madde-1.  Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde-2.  Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Madde-3.   Türkiye Devleti, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür.  Dili Türkçe’dir.  Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.  Milli marşı “İstiklal Marşı”dır.  Başkenti Ankara’dır.

Madde-4.  Anayasanın 1’nci maddesindeki devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’ncü maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Anayasanın bu ilk dört maddesi, kanımca CHP için savunulacak ve korunarak kollanacak özel davamız başlığı ile kabul görebilecek tartışılmaz kıstaslar olmalıdır.

Ki öyledir!

Bunlara ek olarak;

“Ülkemizi çağdaş ülkelerin uygarlık düzeyine taşıyabilmek için çağdaş öğretim ve eğitim seferberliği”

ulusal bir davamız olarak kabul edilmelidir.

Keza; “ Yurtta barış ve dünyada barış!” demekle de CHP’nin dava konusu oluşmuş olur.

****

Bu da yetmiyorsa “Siyasal İslam’ın Çöküşü!..”başlığıyla yazdığım 26 Eylül 2015 tarihli yazımı hatırlatayım. “Kanımca anahtar, 1 Kasım seçimleri ve sandıkta sizin oylarınızın rengi olacak” diyerek bitirdiğim aşağıdaki yazımın konusu belki de CHP’nin en büyük davası olmalıdır!..

Türkiye, cumhuriyetin kurulması sonrası laiklik ilkesini anlamamak için direnen siyasal İslamcı grupla tanışmıştı.  Menemen vahşeti bunun en çarpıcı örneğidir.

Cumhuriyeti kuran ve kollayan, ülkeye laiklik başta olmak üzere demokratik teamülleri yerleştirmeye çalışan kadronun konuya dikkati sonrası, dini siyaseten kullanmak isteyenler merdiven altı odalara çekildiler.  Lider kadroları ise takiyyeciliğin güzide örneklerini göstererek yıllar boyu niyetlerini gizlemeyi başardılar.

1950’li yılları takiben, günümüzdeki kadar olmasa da siyasette dinin ağırlığı kendisini gösterir olmuştu.  Din siyaseten kullanmak isteyenler, aslında dindar yapılı olmasalar da iktidar erkini muhafaza etmek için dinci kesime ihtiyaçları olduğunun bilincinde idiler.  Bu yaklaşımları ise siyasal dinci kadroların serpilmesine ve merdiven altı odalardan çıkarak, iddialarını gün ışığı altında yürütmelerine fırsat tanımıştı.

Bu kadronun lideri olarak gördüğümüz merhum Erbakan, ağır adımlarla yürüyerek konuyu Meclis düzeyine taşımayı becerdi.  Pragmatik kişiliği ile koalisyon hükümetlerinde kilit bakanlıkları almayı başardı.  Günümüzde yakınılan yargının deformasyona uğramış olması o dönemin Adalet Bakanlığı ve mülki kadroların idari kademelere yerleştirilmesi de gene elde edilen İçişleri Bakanlığı aracılığı ile gerçekleşmiştir.

Yıllar içinde Merhum Erbakan’ın yolu tükenince ki, herhalde önünün kesilmesinin püf noktası Atlantik ötesine sıcak bakmaması nedeni iledir, ortaya AKP adını verdiğimiz yeni bir siyasi oluşum kuruldu.  Ki ilginçtir, bu siyasi oluşumun temelini atanın ve liderini saptayanın dönemin A.B.D. Büyükelçisi olması herhalde sıradan bir rastlantı değildir.

AKP, kurulmasını takiben, siyaset alanına Peygamber Ahlakı’nı temsil edeceği iddiası ile girmişti.  Yolsuzluk, yasaklar ve siyasette etik değerleri öne çıkarmak gibi savları vardı.  Demokrasiyi benimsiyor ve istiyor görünüyorlardı.  Vesayet kavramına karşı idiler.

Koşullar elverdi, katıldıkları ilk genel seçimde de iktidar oldular.  Zaman içerisinde değiştirdik dedikleri siyasal İslam gömleğini tekrar giyerek asıl yüzlerini gösterir oldular.  Dindarlıklarını ticaret, rant elde etmek, iktidarlarını elde tutmak hırsları ile törpülemeye başladılar.  Dine bakışları yavaş yavaş özde değil, sözde kalmaya başlamıştı.  Dini kavramlarını esastan çok şekil olarak sürdürür olmakta idiler.  Şatafatla iştirak edilen Cuma namazı programları ki, mutlaka medyanın ışıkları altında görüntüleniyordu.  İslam dinini kadının başını örtmekle sınırlar oldular, sanki tek savaşımları kadınları türban adı verilen örtünün altına sokmakla sınırlı kalmış gibi idi.  Keza orta doğunun Arap mimarisine öykünen binalar ve iç süslemeleri ile İslam dinine hizmet ettiklerini sanır oldular.

En garipsenen yaklaşımları ise demokrasi kavramı konusunda gelişti.  Muhalefette iken demokrasiye inanan, hak ve hukuka için çırpınan, her türkü vesayetin demokrasi için engel olduğunu söyleyenler, iktidar olunca tersini yapar olmuşlardı.

Demokrasi, artık kendi iktidarlarını devam ettirmek için bir dizin kolaylıklar manzumesi sayılmakta idi.  Muhalefette iken hayranı oldukları hukuk kavramı, iktidar erklerini sürdürmek ve muhalefette şiddetle karşı çıktıkları şimdiki kendi yolsuzluklarını ve yasaklarını örtmek için kullanılacak bir araç haline getirilmişti. 

Ancak 7 Haziran seçimi kendilerince savundukları ve artık şekilci çizgiye takılmış kalmış siyasal dinci çabalarının yeterli olmadığı göstermişti.  Üstelik dış politika hatalarına devamları ile de uluslararası alanda zayıflamakta idiler.  Tek başına hükümet kuramayacak konuma indirgenmiş olmaları ise sonlarının başlangıcı olacaktı.

Bir şekilde kendilerini de zorlayacak ve hatta yargılayacak koalisyon hükümeti kurulmasını önlediler.  Şimdi tekrar seçime giderken, siyasal İslam adına söyleyecekleri de bittiğinden yeni bir kavram bulmaları gerekiyordu.  Buldular; milliyetçilik!

Bunun yöntemi olarak Meclis’e girmeleri nedeni ile kendi sandalye sayılarını azaltan HDP’ye yüklenmeyi seçtiler.  PKK ile savaşmak adı altında HDP’yi Meclis gündeminden düşürmek için çabalıyorlar.  Bu konuda da samimi olduklarına inanmakta zorluk çekiyorum.  Zira gerçekten PKK ve Kandil’i ekarte etmek amaçları olsa idi, doğrusu Kürt harekâtını siyaseten yürütmek isteyen HDP’yi desteklemek olmalı idi.  Siyaseten güçlenen HDP, bence zaman içinde Kandil ve PKK ağırlığını baskılar ve gerçekten çözüme kolayca ulaşılabilirdi.  Belli ki amaç PKK adı altında HDP’yi dövmek ve milliyetçilik gösterisi ile de MHP’nin oylarına da oynamaktır.

Bu dönem, Sayın Erdoğan’ın dediği gibidir; kırılma noktasıdır.  Oluşmasını arzu ettiğimiz kırılma ise, siyasal İslam siyasetinin sona ermesi ve mütedeyyin insanlardan beklediğimiz gibi; ‘Benim dinim bana, senin dinin sana!’ hoşgörü anlayışının, yani laiklik ilkesinin yeniden ülkemizde hüküm sürmesidir.  Bunu takiben de kişisel vesayet sona erecek ve gerçek demokrasiye adım atılmış olabilecektir.

Sonuç olarak; Kurultay delegelerine arz ederim.

Erdal Akalın

Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>