YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

"ATATÜRK" Demekten Kaçınanlara Atatürk'ün Mirasından Dersler...
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 13/11/2015 | Saat: 23:10

Niçin ‘Atatürk’ Demekten Kaçınıyorlar?!.

Yazı başlığımın karşıma çıkardığı soruyu, yıllar boyu tam karşılığını bilemediğim ve beni rahatlatacak yanıtı bulamadığım için, sıklıkla kendime de sormuşumdur.

Özellikle Sayın Tayyip Erdoğan’ın konu bu noktaya gelince neden; ‘Mustafa Kemal’ veya ‘Gazi Mustafa Kemal’ diyerek söylemlerine öylece devam ettiğini birkaç gün önceye kadar anlamakta zorlanmıştım.  Hatta 10 Kasım Günü için yayımlanan mesajın içeriğinde de gene ‘Atatürk’ içermeyen bir tanımlama olması gene dikkatimi çekmişti.

Niçin?!.

Bu konuyu okurlarım arasında mutlaka bilenler ve nedenini anlayanlar vardır.  İtiraf edeyim ki ben kısa süre önceye kadar bunun doğru yanıtını bilemeyenlerdendim.

Sağ olsun, Prof. Tayfun Atay, bu konuya ilişkin bir yazısı ile beni ve benim gibi konuya ilgi duyanları aydınlatmış oldu (Cumhuriyet Gazetesi, 10 Kasım 2015, “Erdoğan neden Atatürk demekten kaçındı?”).

Anladım ki, bu sözcüğü ısrarla kullanmamak sadece Sayın Tayyip Erdoğan’a özel bir durum değilmiş.  Belli ki bu yaklaşım, belirli bir cemaate mensup olanların, açık söylenmesi ile Siyasal İslamcı çizgiye sadık olanların kullandığı bir tür şifre imiş!

Yanıtını gene Tayfun Hoca veriyor.  Kısa süre önce vefat eden Nakşibendî Şeyhi Nazım Kıbrısi konusunda yaptığı bir araştırma, işin püf noktasını göstermiş meğer.  Kıbrısi’nin müritlerinden bir tanesinin konuya ilişkin ifadesi aynen şöyle;

“Kalpak giyen ve milleti İslam adına cihada çağırarak mücadeleye yönelten Mustafa Kemal’i kabul ediyor ve minnet duyuyoruz.   Ama fesi ve Arap harflerini dışlayan, özellikle hilafeti kaldıran ‘Öteki’ kişiyi tanımıyoruz!”

Anlaşıldığı kadarı ile ‘Siyasal İslamcı’ çizgiyi sürdüren inanış sahipleri, Osmanlı saltanatını ve özellikle hilafet kurumunu tarihe gömen Ulu Önder’i, ‘Türklerin Atası, Atatürk’ olarak anmaktan özellikle kaçınmaktadırlar.  Ulu Önder söz konusu olduğunda da, ya ‘Mustafa Kemal’ ya da ‘Gazi Mustafa Kemal’ diyerek, anlaşılabildiği kadarı ile kendilerine özgü kinlerini üstü kapalı bir şekilde olsa da telaffuz etmek yöntemini tercih ediyorlar!

Ulu Önder, siyasal İslamcı kesimin önünde ikili bir kişilik sergiliyor anlaşıldığı kadarı ile; minnet duyulan Mustafa Kemal ve öteki sayılarak ötelenen Atatürk!

Bu yaklaşım, İslamcı-Osmanlıcı zihniyete kendini bağlı hissedenlerin üstü örtülü bir mesajı olarak yıllar boyu topluma enjekte edilmeye çalışılmıştır.  Aynı vurgulamanın AKP’nin arka bahçesi saydığı İmam Hatip Okulları müfredatında da yer almakta olduğu kuşkusuzdur.  Ki, bu yaklaşıma sahip olan bireylerin, sadece Atatürk’ü öteki saymakla yetinmeyerek, tüm Türk Milletini de bizimkiler ve ötekiler diye görmesi ise kaçınılmaz olmaktadır.

Tabii yanlıştır!

Gönül ister ki, bu hatadan artık bir şekilde dönülmelidir!

Bu arada merak ettiğim bir başka siyasetçi daha vardır.  Evet, Sayın Tayyip Erdoğan’ı ve Siyasal İslamcı insanlarımızı içimize sindiremesek bile anlamış olduk.  Ya, ‘Atatürk’ yerine ısrarla Gazi Mustafa Kemal’ demeye devam eden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımını nasıl izah edeceğiz?!. 

 Üstelik kendisini uyaran bazı milletvekilleri ve partililer varken, Kemal Bey’in söylemleri bu noktaya yakın düşünce ‘Atatürk’ sözcüğünü hep ‘es’ geçmesinin acaba sırrı nedir?

Bilenler, benim gibi bilmeyenleri aydınlatsın lütfen!...

****

ATATÜRK’ÜN Mirası!..

10 Kasım Günü, artık bir matem günü olarak değil, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’ni sahiplenmek ve koruyarak kollamak amacı ile bazılarımızca halen anılmakta ve çağdaş uygarlığa ulaşmak için yol gösterici olan şifreleri ile anımsanır olmaktadır.

Atatürk’ün mozolesi önünde ‘sap gibi durulduğunu’ söyleyenlere zaten benim bir mesajım yoktur!

Üniversite eğitim ve öğretimimiz sırasında öğrenci psikolojisine kanarak, 10 Kasım gününü de bir tatil ve dersleri asma günü olarak düşündüğümüz sıklıkla olmuştu.  Bu günlerin bir tanesinde, merhum hocamız Prof. Dr. Sabahattin Payzın, bu günü bir tatil günü gibi düşünmemek gerektiğini ve Atatürk’ün bizlere emanet ettiği ilkeler uyarınca bu günü de çalışarak verimli geçirmemiz gerektiğini söylemişti.  Belki de yapacağınız en doğru yaklaşım, Ulu Önder’in Gençliğe Hitabesi’ni bir kez daha okumaktır, öğüdünü vermişti.

Ben de, her 10 Kasım Günü, merhum Hocamı saygı ve rahmetle anarak, her yıl yaptığım gibi bu öğüde uyarak Gençliğe Hitabe’yi tekrar okuyarak yeniden anlamaya çalışıyorum.

Bu 10 Kasım Günü, sanırım çoğunuz benim gibi davranmışsınızdır diye düşünüyorum.  Gene de tekrar okumak fırsatını bulamayan dünün ve bugünün gençleri için, Ulu Önder’in bu kutsal metnini bir kere daha sizlerle buluşturmak istiyorum.

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

Ulu Önder Atatürk’ü, bu yılda rahmet ve saygı ile anıyorum!...



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>