YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







DENİZ BAYKAL'IN CEVABI
Yazar: ADANA FİKİR PLATFORMU | Tarih: 29/08/2015 | Saat: 21:53

Sayın Ahmet Davutoğlu

Başbakan (Konya Milletvekili)

27 Ağustos 2015

Kurmakla görevlendirildiğiniz seçim hükümetinde bakan olarak yer almamı öneren yazınız dolayısıyla bazı tespit ve değerlendirmelerimi dikkatinize sunarım.

Görülüyor ki 7 Haziran Milletvekili seçimi ile açılan yeni siyaset dönemini kapatmak üzere önce Anayasa’nın 116. Maddesine göre yeni bir seçim kararı alınmış ve bir seçim hükümeti kurulması gereği ortaya çıkmıştır.

13 yıllık bir tek parti iktidarı ardından 7 Haziran seçimleri, yüzde 87’lik bir seçmen katılımı, yüzde 96’lık bir temsil düzeyi ve hiçbir partiye tek başına iktidar vermeyen dört partili çoğulcu siyaset yapılanması ile yeni bir milli irade şekillenmesi ortaya koymuştur. Hiç şüphe yok ki bu, tek başına yönetmeye alışmış siyaset adamlarının ezberini bozan bir tablodur. Onlara yönelik bir meydan okumadır. Yeni bir demokrasi sınavıdır. Ne yazık ki erken seçim kararı da gösteriyor ki, bu sınav kazanılmamıştır. Siyasetçiler, milli iradeye uymaktansa, milli iradeyi kendilerine uydurmayı tercih etmişlerdir. 7 Haziran rövanşını alma arayışına girmişlerdir. Seçim, partilerin bir biriyle değil, 7 Haziran sonucunu beğenmeyen partilerin milletle hesaplaşması anlamına gelecektir.

7 Haziran seçimlerinden iki buçuk ay sonra yeni bir seçim kararının alınması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin daha komisyonlarını bile kuramadan tüketilmesi, aslında millet iradesine meydan okumaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümet kuramadığı için seçime gitmiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni yeni bir seçime götürmek için hükümet kurulamıyor.

7 Haziran Parlamentosu’nu kilitleme politikası, seçim akşamı yeni bir seçim tarihini 20 Kasım olarak ilan eden muhalefet partisiyle başlamıştır.

9 Haziran’daki buluşmamızdan sonra, Cumhurbaşkanı’nın yaptığı “Egolarımızdan sıyrılalım. Milletin iradesi ortadadır. Koalisyon kaçınılmazdır.” konuşmasıyla başlayan dönem ne yazık ki çok kısa sürmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık seçimi bu açıdan bir temel kırılma noktası olmuştur. Bu seçim ile hem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, çoğunluk muhalefet partisinde olduğu halde eski iktidar partisine emanet edilmiş, hem de bu muhalefet dağınıklığı, iktidar yönetiminin seçim dayatmasının önünü açmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık seçimi ile 7 Haziran’da ortaya çıkan farklı siyasal güçlerin birbirilerinin varlığına ve anlayışlarına saygı göstermek zorunda olduğu uzlaşma ve işbirliğine dayalı hukukun üstünlüğüne, demokrasi ilkelerine ve anayasaya saygılı yeni bir siyasal dönemin açılacağı umudu ağır bir darbe yemiştir. Hiçbir ülkede demokrasi, güç sahiplerinin atıfetiyle gerçekleşmez. Demokrasi muktedirlerin lütfu değil mecburiyetidir. Ne yazık ki 7 Haziran’dan sonra milletimiz muhalefet partilerine Türkiye Büyük Milet Meclisi çoğunluğunu vermiş ama bir muhalefet partisinin eksantrik politikaları sonucunda o çoğunluk kimseyi hiçbir şeye mecbur edememiştir.

Seçimden bu yana 3 aya yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen, seçimin siyasi meşruiyeti hükümete taşınamamıştır. Yeni seçilmiş 550 milletvekili siyasi sürecin dışındadır. Meclis’te çoğunluğu kaybeden siyasi parti, bir kısmı milletvekili bile olmayan bakanları ile Türkiye’yi yönetmektedir. Bu durum, seçim hükümetiyle sürmeye devam edecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi aylardır devre dışıdır. Aylarca da öyle kalacağı anlaşılmaktadır. İç barışımızı, ekonomimizi, uluslararası ilişkilerimizi derinden etkileyen tercihlerin yapıldığı, çok ağır insan ve vicdan bedelleri ödediğimiz böyle bir dönemde parlamentoyu yok sayarak, onun meşruiyetine ihtiyaç duymadan ülkeyi yönetme anlayışı seçime saygı ile demokrasi, hukuk ve anayasa duyarlılığı ile bağdaştırılamaz.

Hükümeti kurma çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra, ana muhalefet partisi liderine, hükümeti kurma görevi verilmemesini hiçbir gerekçe ile mazur göstermek mümkün değildir. Bu tutum; siyasete, demokrasiye, hukuka, parti liderlerine karşı ben-merkezci arogant bir tutumu yansıttığı kadar, koalisyona bir şans vermeme, seçim dışında bir seçenek bırakmama telaşını da yansıtmıştır.

7 Haziran’da oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ayıplı mal muamelesi yapılmakta, erken seçim kararı ile değiştirilmesi talep edilmektedir.

7 Haziran’da ortaya çıkan yeni milli irade şekillenmesine rağmen Türkiye, aylardır eski tek parti yönetimi ile eski anlayış ile fiilen yönetilmektedir. Yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni beğenmeyenler, siyaset takvimini 7 Haziran’da dondurmuş, siyaset saatini 7 Haziran’da durdurmuşlardır. Türkiye Büyük Milet Meclisi de “Çözüm Süreci” gibi buzdolabına konmuştur.

Kurulması söz konusu olan seçim hükümetinin de esas itibariyle seçim öncesi hükümetin uzantısı niteliğinde olacağı siyasi temsiliyet açısından da, büyük ölçüdeaynı durumda olacağı anlaşılmaktadır.

Seçim kararı bir toplumsal talep ya da ihtiyaç sonucu değil, 7 Haziran siyasi şekillenmesine tepki olarak düzenlenen senaryonun son aşaması olarak sahneye konulmuştur. Bunun da temelinde kimseyle uzlaşmak zorunda kalmadan, tek başına ülkeyi yönetmek özlemi vardır. Sakıncalı olan da budur. Türkiye’yi gerilime, kutuplaşmaya, hatta çatışmalara sürükleyen de siyasal, toplumsal bir alt yapısı olmayan bu özlemdir. Siyasetimizin gecikmeden uzlaşmayı, paylaşmayı, hukuka saygı durmayı, hesap vermeyi, alçak gönüllü olmayı öğrenmesine ihtiyaç var.

Bir erken seçimden sonra aynı ya da seçimi zorlayanlar için daha elverişsiz bir tablo ortaya çıkarsa ne olacaktır? Bunu siyasi bedeli ödenecek midir?

Bu şartlarda içinde oluşturmakta olduğunuz seçim hükümeti teklifiniz dolayısıyla şunları söylemek zorundayım.

12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ateş çemberinden geçmiş, 1991 Hükümeti’nde ve daha sonraki dış zorlamalara dayanan hükümet modellerinde en yukarı düzeyde yer almayı kendisi ve partisi için reddetmiş bir siyaset anlayışına muhatap olmaktasınız.

Nasıl geçmişte 12 Eylül Kenan Evren hukukuna karşı rakiplerimiz olan siyasetçilerin hukukunu savunduysam, şimdi de milletin hukukunu sizlere karşı savunmak boynumun borcudur.

İyi dileklerimle selamlıyorum.

Deniz BAYKAL (Antalya Milletvekili)



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>