YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Alacakaranlık Kuşağı
Yazar: FATİH ÖZGÜR | Tarih: 16/04/2009 | Saat: 19:36

Çok bilinen, sık söylenen bir gerçektir: Hakikaten hür bir muhalefet yoksa o idare asla demokrasi sayılmaz. Bir rejimin gerçek ve işleyen bir demokrasi olup olmadığının göstergesi hür basın ve serbest muhalefetin olup olmamasıdır, bu kadar basit.

Hür ve serbest bir muhalefet de elbette milletini mutlu etmek bir yana, sokaktaki sade yurttaşı en temel hakkı “Aş ve İş” konusunda “muhannete muhtaç” eden iktidarın gitmesinin mücadelesini yapacaktır. Zaten öyle bir değişiklik yolu tıkalıysa, o rejim demokrasi değildir.

Esas güvence insan haklarının gerçekten var ve yaşanır olmasını denetleyip teminata alacak olan “Hukukun üstünlüğü” temelinde “Kuvvetler Ayrılığı”nın sistemin Devletin özünde bulunmasıdır. Bu bağlamda hür ve bağımsız yargının olmazsa olmazlığı eşyanın tabiatı gereğidir…

İnsanlık aleminin evrensel normları küresel ölçekte uygulamaya sokmakta ısrarının esasındaki ana fikir; temel insan haklarına saygılı demokratik hukuk devleti yapısını global ölçekte gerçekleştirerek bütün insanlığı birinci sınıf yaşam ortamına/koşullarına sahip kılmaktır.

“Adalet mülkün temelidir” özdeyişimiz, bütün bu ifade olunanları eski, meşhur deyişle “efradını cami ağyarını mani” (gereken unsurlar bünyesinde, yabancısına kapalı) olarak ne güzel ilan etmez mi?

O zaman çağımızda demokratik toplumlarda temel ilkenin farklı görüşleri ve bilhassa muhalif düşünceleri bastırmak olmadığı açıkça ortadadır. Buna bağlı olarak, muhalif görüş ve düşüncelerin özgürce oluşup yayılabilmesi için, örgütlenme, düşünce ile düşündüğünü ifade edebilme hürriyetlerinin demokratik devlet yapısınca himaye ve teşvik olunmaması, ancak o toplumun demokratik olmadığının kanıtıdır…

Bütün bu sebeplere dayanarak günümüzde demokrasi “çoğunluğun” tek yanlı/kendi başına egemenliği şeklindeki uygulamayı reddeden, anti demokratik kabul eden çağdaş bir aşamaya gelmiştir. Günümüzde çoğunluk değil “çoğulculuk” demokrasinin vazgeçilmez unsurudur.

Çoğulculuk ise, başkaca söze gerek duymaksızın, iktidar olandan farklı görüşler etrafındaki kümelerin de rejimin demokratik kabulü için “katılımları” gereken ve temin olunan yapıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, açıkladığımız gerçekler ışığında, kuşkusuz “tek tip insanlar” üretmeye programlanamaz; Çağdaş bir Yaşam için yüzünü “İleri Uygarlık” yönüne çevirmiş olanların, Laik Cumhuriyet ve Atatürk Devrimleri ile hesabı olanların baskı ve korkutma kampanyalarının hedefi yapılmaları kabul edilemez.

İktidarlarının ilk dönemindeki “cicim ayları”nda haklarındaki kuşkuları perdelemek için özgürlük ve demokrasi havarisi kesilen AKP’nin o “reform(!)” kampanyalarında güya ortadan kaldırılan; fakat şimdi sadece ismi değiştirildiği görülen özel mahkeme ve istisnai yargılama usul ve yapıların devamının görülmesi, en hafifinden kendi yaptığını inkârdır. Dünya âlemin gözünde hiç hoş olmayan bir izlenim doğurur, doğurmaktadır.

Demokratikleşme ve özgürlüklerin genişletilmesi kapsamında gerçekleştirilen en önemli değişikliklerin birisi de artık “delilden sanığa gitmek” ilkesinin kabulü olmuştur. Böylece “önce tutukla sonra suçunu kanıtla” diye özetlenecek eski yöntem terk edilmişti.

Bir “toplum mühendisliği projesi” uğruna olağanüstü ve eski yargılama usul ve kurumlarını uygulanmak, iktidar için içte ve dışta “gizli gündem” kuşkularını besler, artırır.

Sanıkların “savunma hakkı”nın kısıtlanması, “adil yargılanma hakkı”nın dikkate alınmadığı izlenimleri doğuran uygulamalar; Yargılama esnasında “tutuksuz yargılanmak” asılken toplumda itibarlı, kaçması söz konusu olmayan sembol isimleri kişileri uzun süre iddianamesiz hapsetmek “yargısız infaz” çağrışımı yapmaz mı?

“Mevcut Hükümete muhalefet suçtur” izlenimini toplumda yaygınlaştırmak RTE Hükümetinin “AB çapası”yla, Çağdaş Uygarlık hedefine hareket savının tekzibinden başkası olamaz.

“Alacakaranlık kuşağı” izlenimi yaratmak, yapılan takibatın hedefinde olduğu durumun, o durumun yarattığı savunulan olumsuzluğun tekrarından farklı mı?

 Türkiye, Atatürk’ün Milletine verdiği “Çağdaş Uygarlık” hedefine böylece ilerleyemez. Böyle bir vaziyet Türk Ulusunun müstahakı değildir.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>