YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

KADIN PARTİSİ !..
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 24/01/2015 | Saat: 14:37

Kadın Partisi Basın Bülteni;

 

“ERKEK DEMOKRASİDEN GERÇEK DEMOKRASİYE,

KATILIMCI  DEMOKRASİ,

AKTİF YURTTAŞLIK…

Kadın Partisi olarak, bugünün bölünmüş siyasi ortamında ayrımcılık yaşamın bir parçası haline gelmişken, demokrasi ve barıştan söz etmenin mümkün olmadığını görüyor ve bu durumu umuda çevirmenin ancak kadınların siyasi alana eşit katılımı ile sağlanacağını biliyoruz.

Ülkemizde temsili demokrasi güçler ayrılığının ortadan kalkması, tüm gücün tek bir kişide toplanması, toplumdaki kutuplaşma, yandaşlara çıkar sağlamalar, yolsuzluk iddialarının üstünün örtülmesi nedenleri ile tıkanmış durumdadır.

Gücün tek elde toplandığı böyle bir yönetim biçiminde siyasal kararların da merkezileşmesi, tek tipçi olması kaçınılmaz olmuştur.

Oysa artık, bizlerle ilgili kararların bizlere danışılmadan tek merkezden verildiği, kendi farklılığını tanımayan, tek tipleştirici bir yönetimle yönetildiğimiz bir ülke istemiyoruz.

Kadın Partisi, öznesi ‘halk’ olan ‘Katılımcı Demokrasinin’ yaşama geçirilmesi için mücadele edecektir.

Bu tür bir demokrasi Türkiye’de siyasetin pek çok sorununa da çözüm getirecektir.  Meclis’te çoğunluğa sahip bir iktidarın, kendi iradesini topluma dayatması güçleşecek,             ülkemizin giderek otoriterleşmesinin önü kesilecektir.

Demokrasiyi sandıkla sınırlı gören zihniyetin ‘ben halk iradesiyim’ diyerek hukuk dışı keyfi davranışlarının dayandığı zemin ortadan kalkacak, toplumdaki kutuplaşmalar, siyasetteki gerginlik yumuşama dönemine girecektir.

Aktif Yurttaşlık, her türlü dışlanmanın önüne geçilmesi ve toplumsal birlik ve beraberliğin sağlanması için şarttır.  Toplumu ilgilendiren konularda sorumluluk almak “Aktif Yurttaşlık” olgusunun temelini oluşturur.

Yurttaşların, siyasi partiler tarafından seçimlerde dolgu maddesi olarak kullanılmalarına karşıyız.”

***

Bir gün önceden beni haberdar ederek toplantının yapılacağı büroya davet eden Sayın İlhan Akan, 20.01.2015 günü beni size basın bültenini sunduğum yeni bir parti ile tanıştırmış oldu; Kadın Partisi!

Toplantının yapılacağı mekâna teşrif eden hanımların bir kısmını, bir süre öncenin KAS-DER isimli dernek aracılığı ile tanımıştım.  Laf aramızda, bir kadınlar derneği olan Kas-Der’in iki erkek üyesinden birisi olmuştum o dönemlerde.

Basın bültenini, partinin kurucusu ve Genel Başkanı olan Sayın Benal Yazgan okurken; Yeter Tabak, Emel Denizaslan, Nesil Özer ve Kemal Günay parti yetkilileri olarak salonda yerlerini almışlardı (Mersin’e teşrif eden ve partiye gönül vermiş diğer kadınlarımızın adlarını not almamış olduğumu üzülerek ve özür dileyerek not olarak düşüyorum).

Partinin genel merkezi; Tunalı Hilmi Cad., 79/26, Gümüşsoy İş Merkezi, Çankaya-Ankara ve iletişim kanalları; tel: 0312 266 72 91; keza www.kadinpartisi.org.tr ve de www.facebook.com/Kadin Partisi.

İlgi duyan T.C. Vatandaşlarına ve özellikle aydın kadınlarımıza önemle duyururum.

***

Bilgi ve özür:  Çarşamba günü yayınlanan aşağıda verdiğim  ‘Sansür’ başlıklı yazım ile dört gazeteciye yapılan saldırı karşısında Sayın Burhanettin Kocamaz’ın ilgisiz kaldığını yazmıştım.  Bu konuda yanlış bilgilendirilmiş olduğumu öğrenince; duyarlılığı nedeni ile Sayın Kocamaz’a teşekkür eder ve suçlama tümcelerim için özür dilerim.  Keza; Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı’na da, bu konu ile ilgili duyarlılığı için hassaten teşekkür ediyorum. Sansür !..

Sansür, genel anlamı ile çeşitli kavramların yetkililerce kontrolü olarak anlatılır.  Özellikle her türlü yayının, haberin ve yorumun gönderilene ulaşamadan engellenmesi ilkesine dayanır.  Toplu iletişim araçlarını izleyerek kimi düşünce ve ifadelerin ayıklanmasıdır sansür.  Kısaca anladığımız anlamı ile sansür, ifade özgürlüğüne müdahaledir.

Sansür sözcüğü, Roma’da nüfus sayımı yapan ve adına ‘censor’denen memurlardan türetilmiştir.  Ancak tarihçesi çok daha eskilere dayanır.  M.Ö. V.yüzyılda Atina’da bazı piyeslerin oynatılması yönetimce engellenmiştir.  M.Ö. 213 yılında da Çin’de imparator talimatı ile bazı kitapların yakılmasının sansür girişimi olduğu kabul edilmektedir.  Adını censor’dan aldığına bakılırsa, Roma’da da sansür eylemi yaygındır.   Keza ortaçağın kilise mantığı da sansürü etkin olarak uygulamıştır.  1521’de, V. Karl, kontrolden geçmemiş kitap basımını engellemek için sansür adına ferman yayınlamıştır.

Osmanlı döneminde de sansür gündemden düşmemiştir.  Saltanata karşı ifade veya yorumlar engellenmeye çalışılmıştır.  II. Abdülhamit tarafından kontrol edilen hafiyeler sansür ve ispiyon yaparak ünlenmiş kişilerdir.

II. Dünya Savaşı öncesi de sansürün öne çıktığı dönemdir.  Faşizm, Nazizm ve Komünizm düşüncesine aykırı her şey sansüre uğramıştır.

Cumhuriyet Dönemi de sansürden nasiplenmiştir.  1925 tarihli Takrir-i Sükun Kanunu ve bunu izleyen yıllar da sansür yönetimin bir uygulaması olabilmiştir.

1982 Anayasası; “Basın hürdür, sansür edilemez” demiş olsa da,  izleyen yıllar da sansür kol gezmiştir.  Halen de kanayan yaramız olarak düşünce ve ifade özgürlüğünün önüne konmuş bir engeldir.  Özellikle son yıllarda da algı operasyonları yapmak adına, yönetimce çeşitli yöntemlerle sansür uygulanmaktadır.  Sadece yasal etkinlikler değil, mali baskılar da sansürü oto-sansür haline dönüştürmüştür.  Keza, yargının bazen anlaşılması güç yorumları da sansür aracı haline gelmemiştir denemez.

Sansür, sadece yazılı medya gruplarına değil, radyo ve TV kurumlarına da uygulanır.  Çoklukla medya emekçilerinin işine son verilmesi veya işten çıkarmak tehditleri de medyada oto-sansür denen bir yönteme yol açmıştır.  Bu konunun başlıca aktörleri sadece yöneticiler değil, bir bu kadar etkili olan ellerini devlete açmış olan medya patronlarıdır.

Bizler sansürü sadece ulusal medya gruplarına has bir baskı yöntemi olarak izlemişizdir.  Çok şükür,  ülke genelinde başarılı sayılması ve yıldızı parlayan bir il olarak görülmesi nedeni ile Mersin’de bu konuda  meyvesini vermiştir.  Gerek ulusal medya için çalışan gazete muhabirleri ve gerekse yerel basının genç gazete habercileri, yerel yönetimin gazabına uğrayarak yüzümüzü ağartmışlardır!

Bir süre önce DHA Mersin muhabiri Mustafa İnsan’a belediyenin güvenlikçileri tarafından reva görülen saldırıyı henüz sindirememişken, yeni bir olgu gündeme gelmiştir. 

İHA muhabiri Kıymet Gökçe, Sabah Gazetesi muhabiri Adnan Açıkgöz, Akdeniz Gazetesi muhabiri Necdet Taş ve Mersin İmece Gazetesi muhabiri Soner Aydın, Büyükşehir Belediyesi güvenlikçileri ve bir ifadeye göre de koruma kabul edilen kişilerce (!) darp edilmişlerdir.

Bu genç gazetecilerin hangi nedenle olursa olsun, yerel yönetimin bazı elemanlarınca saldırıya maruz kalmalarının güncel ve çağdaş mantığı yoktur!

Bu olgu, artık Büyükşehir Belediyesi’nin yanlış bir uygulamasının kent halkı tarafından öğrenilmesine engel olmak eylemi olarak kabul görecektir.  Saldırı yapıldığına göre, demek ki toplumun geniş kesiminin bilmesinin sakıncalı olduğu bir hatalı işlem vardır demektir.

Belediye Başkanlığı’nın özür dilemesi ile unutulacak bir vaka sayılamaz.  Kaldı ki, ilgililer özür dilemek ve saldırganlara yaptırım uygulamak niyetinde olmadıklarını da bugüne kadar bize göstermiş bulunuyorlar. 

Sayın Burhanettin Kocamaz, deneyimli bir yerel yönetici ve siyasetçidir.  Çalışma arkadaşlarını da herhalde böylece değerlendirerek seçmiştir.  Bu tür eylemleri hoş görmeleri ve sessiz kalmaları, bilmelidir ki bir kent insanı olarak bizleri sadece üzer.  Amacın kent insanlarını korkutmak olmadığının ifadesini şahsen kendisinden veya görevlendireceği bir yetkiliden bekliyorum.

Genç gazeteci arkadaşlarım; Kıymet, Adnan, Necdet ve Soner ise üzülmesinler.  Birkaç gün sonra maruz kaldıkları bu saldırı unutulur ve onlar da yedikleri sopa ile baş başa kalırlar.  Ulusal Basın Konseyi’nin eli kolu bağlı iken, Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nin uyarısının da ciddiye alınacağını da sanmasınlar genç muhabirler. Cemiyet Başkanı ve diğer ilgililer, kendilerine ikram edilen kahvenin hatırına belki saldırganlarla değil ama o kişilerin amirleri ile çoktan el sıkışmışlar ve olayı tatlıya bağlamışlardır!

Genç arkadaşlarım yargıdan da bir ışık beklemesinler.  Muhtemelen “gazeteciliğin olağan bir iş kazası olarak yorumlanacak dosyaları” raftaki yerini almıştır!

Ama ben, sopa yiye yiye bu gençlerin gazeteciliğe ısınacaklarına eminim!..

Kıssadan hisse: “Ne bir haram yedin, ne bir cana kıydın / Ekmek gibi temiz, su gibi aydın / Hiç kimse duymadan hükümler giydin!”  (N.Hikmet).

Erdal Akalın (20.01.2015)



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>