YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

ABESLE İŞTİGAL!...
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 09/03/2014 | Saat: 12:16

Abes; akla ve gerçeğe aykırı şeyler anlamını taşır. Abesle iştigalise, akla ve gerçeğe uymayan filleri savunmaya çabalamak ve de boş şeylerle uğraşmak anlamındadır.

Ülkemizde uzun süredir kuşkulanılan ve bazıları da su yüzüne çıkmış abes gelişmeler yaşanmakta idi. Örneğin; Devlet İhale Yasası’nın galiba 160 kez revize edilmesi de bu tür abesliklere fırsat tanımak içindi. Bazı ihaleler için özel koşullar yaratılması yanında, kişiye özel yeni düzenlemeler yapılması da artık sıradan vakalar haline gelmişti. Hele bazı medya gruplarının yandaş iş adamlarına satılması için kurulan havuzlar gündeme renk bile vermez hale gelmişti. Bu tür yolsuzluklar sıradanlaşmıştı artık!

17 Aralık tarihi, bu sıradan yolsuzluklara tavan yaptırdı. Dört bakan ve üç bakan oğlunun kahramanları olduğu, bir kamu bankası genel müdürünün dolabındaki ayakkabı kutuları ile de simgeleşen yolsuzluklar, bulunan para sayma makineleri ile katmerleşmişti. İnternet ortamına yansıtılan telefon dinlemelerinin ses kayıtları, bunların yazılı metinleri (tapeler) konuşmaların hepsini tüm çirkinliğiyle ekrana getiriyor.

Toplumun büyük kısmının sezinlediği ve kuşku duyduğu fesat katılmış ihalelerin sahiplendirilmiş yüklenicileri ise meydanı boş bulduklarından heyecanlarını kontrol edemez hale gelmişlerdir artık. Zamanın birinde eline keser değmiş bir inşaatçı, şimdiler büyük bir holdingin patronu olmasını belli ki içine sindiremediğinden, coşarak “Milletin a..na koymak” işgüzarlığına bile soyundu!  (İçimde kabaran öfkeye hâkim olmasam ve iyi aile terbiyesi almış bir T.C. Vatandaşı olmasam, “Ben de senin !” diyebilirdim!).

Bir gazete patronunu ağlatan fırçalanma kayıtları da ilginizi çekmiştir mutlaka.  Daha yağlı ballı koşulları yaratabilmek adına Milliyet ve Vatan gazetelerini alarak, Recep Tayyip Erdoğan’ı Dolmabahçe ofisinde ziyarete giden ve “Emrinizdeyim!” diyebilen Erdoğan Demirören, kendisine yöneltilen ağır sözler karşısında ağlamaklı olarak “Başüstüne !” demeyi de içine sindirebiliyor. 

Gerçi bu gibi gelişmelerin ayak sesleri biraz eskiye dönülürse kulaklarımıza gelmemiş değildi. Bir A.B.D. Büyükelçisi, Tayyip Erdoğan’ın İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabı var demişti de, nedense geçiştirilmişti. Sayın Başbakan, bu söylemi çürütmek için yasal bir yola başvurmayınca ve Wikileaks belgeleri de ortaya çıkınca, bizlerin kuşkuları kuvvetli bir şüpheye dönüşmüştü.

17 Aralık ve arkasından gelen “Oğlum Bilal, daha sıfırlayamadın mı?!” mealindeki telefon konuşması kuşkularımızı dağıttı ve maalesef bir karabasana çevirdi. Recep Erdoğan, montaj ve dublaj senaryolarına sığınmış olsa da, artık inandırıcılığı da kalmamıştır. Üstelik; ‘kriptolu telefonumu dinlemişler’ itirafı da kendisine aittir. Evde tutulan nakit paranın miktarı ise dudak uçuklatıcı sayılabilir. Ama Halkbank genel müdürünün ayakkabı kutularındaki 4,5 milyon dolarını da unutmamak gerekiyor. Belli ki, bu paralar hayırlara vesile olsun diye zulaya atılmış!

Bir de Mersin Milletvekili olan eski bakanın özel kol saati de gündeme gelmişti.  Merak ediyorum, o değerli siyasetçi, ünlü saati keyifle takabilmekte midir halen?  (Belki, kendisine yakın olan benim sevgili dostum bir köşe yazarımız bu merakımı giderebilir!).

Ya “Alo Fatih ” serisine ne buyrulur!

Evet, nasıl kayda alınmışsa alınmış, neden açıklanıyorsa açıklanan bu ses kayıtları ve tapeler, bence gerçekten hayırlara vesile oldu, bile!

Ya Adalet Bakanı…

İtiraf edeyim; beni en fazla etkileyen kayıtlar, Başbakan ile Adalet eski bakanı Sadullah Ergin arasındaki konuşmalar oldu.

Adalet Akademisi üyeleri ve başkanı hakkındaki talimatlara “Evet” diyebilen Sadullah Ergin, arkasından da Danıştay ve Yargıtay başkanlığı seçimleri içinde Başbakan’ı rahatlatıyor ve isteklerinin olacağı adına “Merak buyurmayın” diyebiliyor. Demek ki, Sadullah Bey tezgâhı hazırlamış diye düşünmemek elde değil. Tam da bağımsız yargının başında olarak adaletin güvencesi sayacağımız bir Adalet Bakanı varmış da bizler farkına varmak ve kıymetine güvenmek için gecikmişiz!

Beni en çok yaralayan ise, Aydın Doğan davasına bakan yargıcın yeniden beraat kararı vermesini içine sindiremeyen ve kızgın olan Başbakan’a, Sadullah Ergin’in verdiği teselli yanıtı; “O hâkim Alevi’dir!”.

Anlaşılan bir yargıcın dini inanış tercihi ve mensubu olduğu bir İslami mezhebe aidiyeti, Adalet Bakanı nezdinde bir kıstastır. Bu kıstas adına Alevi demekle, İslami bir mezhebe karşı, hadi nefret demeyeyim; en azından küçümseme ve aşağılama ve de münafıktır şeklinde bir yaklaşım sergileyen eski bakan Sadullah Ergin’in bir Antakyalı olduğuna inanasım da gelmiyor.

Hatay gibi değişik din ve mezhebe aidiyeti olan insanları birlikte ve mutlu olarak yaşadığı ‘hoşgörü’ kentinden böyle bir söyleme sahip olabilecek bir siyasetçinin çıkmış olmasını içime sindiremiyorum!

Sadullah Ergin, son katıldığı bir TV kanalının canlı yayını sırasında da en azından bu söylemi için; “Hataylı insanlarımızdan ve özellikle Alevi inançlı Hataylı hemşerilerinden özür diler”, diye düşünmüştüm. Bunu bile beceremedi ve açık ses kayıtlarının GDO’lu olduğu demagojisine sığınmak yolunu seçti!

Ve şimdi bu siyasetçi, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak bu ay sonunda Hataylı hemşerilerinden oy dileyecek!

Hangi yüzle demeyin, Hatay’ın nerede ise üçte birini teşkil eden Alevi aidiyetli güzel insanlarından da oy isteyecek!

Eğer Hataylı hemşerilerimiz kendisini seçmek için olumlu oy kullanırlarsa, korkarım kentin hoşgörülü insanları olmalarının da ötesine geçerler. Kendilerini sözleri ile aşağılayan ve belki de özgür insanlar olarak görmeyip başka tür canlılar gözü ile bakarak hakareti ile kamçılayan bir siyasetçiye hak etmediği itibarı sunmuş olurlar.

Eleştirilerime karşın yapılabilecek saldırıları önlemek adına net olarak söylemek zorundayım; yazarınız AK-ŞAKA, İslâm’ın Sünni inanışına bağlı Hanefi mezhebinin bir inançlı kişisidir. Kaldı ki; son yıllar boyunca bize yaşatılan mezhep ayrılıkları ve etnik farklılıklar benim gibi bir çok kişiye dert olmuştur ve olmaktadır. Böylesi laf salataları için, Can Yücel Usta düşünmüş ve taşınmış, o bilge kafasından şu dizeleri bize miras bırakmış;

Karşı evde doğsam ‘Hıristiyan’ olacaktım;
Arka evde bir ‘Ermeni’ olarak doğacaktım;
Sağ yanımdaki evlerden birisinde dünyaya gelsem ‘Alevi’ olacaktım;
Kader bu; küçücük bir evde ‘Sünni’ olarak can buldum;
İşte böyle güzel bir memleketin evlatlarıyız biz;
Kalp kalbe, el ele yaşıyoruz biz.
Nerede ve ne kimlikte doğacağımız elimizde değil,
Ama ‘İnsan’ olmak elimizde!

Aklamak için Bakalım Daha Neler Diyecekler

Bu gerçeklere karşın, bazı AKP siyasetçileri liderlerini savunmak için kendilerini medyanın önüne kahramanca atarak destan yazdırmak sevdasındadırlar! Bu eylemler tam anlamı ile günü gelince tarihe geçecek abesle iştigal örnekleridir!

Öncelikle T.B.M.M.’nin bir Komisyon Başkanı olan Prof. Burhan Kuzu, akademisyen niteliğine gölge düşüren bir savunma yapmak yolunu seçmiştir. Sosyal demokratlar yolsuzluk yapmazlar diyen bir medya mensubuna; “Çünkü sosyal demokratlar iktidara hiç gelemediler!” demekle, iktidar olan AKP’nin yolsuzluk yapmasını doğal göstermeye kalkışması, kanımca abesle iştigal söylemidir!

Bir süre önceye kadar Erdoğan Ailesi ile çatışması olmuş ve sonra özür dileyerek affa mazhar olmuş Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner; bir A.B.D. kurumunun adını kullanarak ve yanlış beyanda bulunarak, elde edilen verilerin montaj ve dublaj olduğunu iddia edebilmek gafletinden kendisini alı koyamamıştır. Bu kahramanca savunmasını Recep Tayyip Bey mi, yoksa seçmeni mi değerlendirecektir, merak ederim. Sanırım seçmeni, abesle iştigal fiilini alkışlamamıştır!

Bir başka AKP Milletvekili olan Metin Külünk’ü bir TV kanalında kanlı canlı izlerken kulaklarıma inanamadım. Sayın Külünk, gerek Başbakan’ın ve gerekse bakanların yolsuzluk iddiaları için; “İnsanların günah işlemek özgürlüğü de vardır!” diyebilmişti! Tabii ki, bu da bir abesle iştigal idi!

Abesle iştigal eylemleri siyasi tarihimize bakarsak benim bile tanık olduğum birçok sıradan vakalarla hayli zengindir denebilir.

Kentlerine gelen siyasi parti liderlerine kurban edilen koçlar, danalar, boğalar ve hatta develer artık sıradan şeyler sayılmıştır ülkemizde. Bunlar liderin siyasi görüşlerine saygıdan mıdır, yoksa manevi ve maddi bir karşılık beklentisinin hazırlıkları mıdır, karar size aittir.

Ancak bir duyumum vardır ki, bunu da Tarsus’un yaşını başını almış aklı başında insanlarından dinlemişimdir, halen şaşarım. Bence abesle iştigalin kralıdır!

Merhum Adnan Menderes, siyasi bir gezi olarak Tarsus’a geldiğinde, DP’ye yakın olan partililer tarafından büyük bir heyecanla karşılanır. Koçlar, boğalar, develer kurban edilerek caddeler kan gölüne döndürülür. Bu arada, o olayın kahramanı olan kişinin ani bir hamlesini gören Tarsus’un aklı başında insanları, burada rahmete erdiği için benim ismini söylemek istemediğim ol kişinin, öz oğlunu caddeye yatırarak ve çıkardığı bıçağı oğlunun boğazına dayayarak, öz oğlunu merhum Menderes’e kurban etmek eylemini halen anımsadıklarını anlatmışlardı. Neyse ki, orada bulunan partililer eline sarılarak çocuğun gözleri önünde boğazlanmasına engel olmuşlardı. Öz oğlunu Menderes’e kurban etmek isteyen o DP sempatizanı kişinin de, manevi ve maddi lütuflara kavuştuğunu da gene o günleri yaşayanlar aktarmışlardı bana.

Böyleleri için merhum Neyzen Tevfik’in aşağıdaki dörtlüğünde anlatılanlara yanlış denebilir mi:

Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler,
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus dediler,
Künyeni almak için partiye ettim telefon,
Bizde ki kayda göre, şimdi o mebus dediler!

İşte bu olayı da tarihten bir yaprak diyerek ve abesle iştigalin kralı olarak anımsatmak istedim. Belki AKP Milletvekilleri arasından ders alacaklar çıkar diyerek!..

Kıssadan Hisseler (Bu kadar olaya bir tane “Kıssadan hisse” yetmez):

“Koyunlardan oluşan bir halkın babası, kurtlardan oluşan bir hükümettir!” (Edward R. Murrow).

“Eşekler olmasa idi; semer de olmazdı, semerci de!” (Zahide Uçar).

“Hırsızın abdestli ve namazlı olmasının, ev sahibine hiçbir faydası yoktur!” (Anonim)

 

                                                                                   Erdal Akalın (9.3.2014)


Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>