YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

HAYIR!..
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 08/02/2014 | Saat: 23:26

Hayır !..

Hafta içinde gözler Kayseri’ye yönelmişti.  Eskişehir’de okuyan bir üniversite öğrencisi, sivil giyimli polisler ve bazı esnafın ortak ve acımasız saldırısı ile ağır şekilde yaralanmış ve geçirdiği beyin kanaması sonrası uzun süre komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti. 

İşin acı tarafı, bu ölümcül saldırıyı yapanları, devletin kentteki en birinciye varan yetkilisi ve temsilcisi korumak istemiş; ‘Arkadaşları dövmüştür!’ şeklinde anlamsız bir savunmaya bile geçmişti.

Neyse ki, adına mobese denen kamera kayıtları incelenmiş ve suçlular teşhis edilerek yargıya sevkleri olanaklı kılınmıştı. Sayın Başbakan tarafından ‘destan yazdılar’ diyerek taltif edilen polisler arasında bu katiller de var mıdır, bilemiyorum.  Ancak; Devlet Baba, kendi evladını öldürenleri gene de korumak ve kollamak adına yargılamayı Eskişehir’de değil, Kayseri’de yapmayı da ihmal etmemişti.

Kayseri’ye gelen yüzlerce avukat ve binlerce vatandaşımız, suçluları koruyucu ve kollayıcı yargılamayı değil, adil yargılamayı alkışlamak için adliye önünde birikmişti.  Çok az bir kısmı içeri alınabildi, zira polis yollarını kesmişti erken saatler önceden.

Olayın akışı sırasında bazı TV kanalları hazin mobese görüntülerini yeniden gösterdiler.  İbretle ve tüylerim diken diken olarak bendeniz de tekrar izledim saldırıyı.  Saldırı yapanlardan bir tek kişi bile; ‘Hayır, durun!’ dememişti!

Bu denli ölümcül ve kin dolu saldırıyı yapanların, ister polis olsun veya isterse siviller olsun, ruhsal sapkınlarını kendimce irdelemek gereksinimi duydum.  Psikologların sıklıkla dedikleri gibi bu kişiler çocukken kötü muameleye maruz kalanlar olabilirler mi veyahut eski günlerden kalan sorunlarını aşamadıkları için aşağılık duyguları altında ezilenler midir?

Ruhsal fakirliklerinin intikamını güç elde edince sıradan masum insanlardan çıkartarak, akıllarınca kendi ruhsal sorunlarını aşacaklarını mı sanmaktadırlar?

Bu sefil davranışlarını başka türlü nasıl izah edebiliriz?

Yoksa, AKP İktidarı’na olan sempatilerini besleyen dini duyguları onları birer ‘cihat gazisi’ olarak ödüllendirecek diye aldatılmış olamazlar mı?

Neyse, biz bu komplike sorunları gene erbaplarına bırakalım!

Kanımca insan yaşamının hemen her günü her birimizin çok kullandığı sözcüklerden bir tanesi ‘hayır’ kelimesidir.  Hayır diyebilmek zor bir yanıttır.  Kendi sınırlarını bilmeyi ve yapabilecekleri ile yapamayacaklarını kişisel özeleştiri sonrası çözümlemiş olmayı gerektirir.

Ruhen gelişmesini tamamlayamamış insancıklar, zamanı gelince ‘hayır’ demeyi beceremezler.  Çünkü oturmamış kişilikleri ne zaman evet ve ne zaman hayır diyebilmek üzerine onları yönlendiremez.  Hayır diyebilecek kadar kendilerine güvenleri de yoktur.

İşte bellidir ki; coplarla ve odunlarla saldıran o zalimler, aslında kendi gelişmemiş kişiliklerine ve altında ezildikleri kendi aşağılık ruh dünyalarına saldırmakta, kendilerini rahatsız eden ruhsal komplekslerini öldürmeye ve kendilerince ruhlarını temizlemeye çalışmaktadırlar.  Bunun başka bir izahı olamaz!  

Bu tür zavallılar da utanma duygusu da tam gelişmemiştir.  Aksi halde, öldüresiye saldırdıkları ve katlettikleri genç insandan söz ederken, alay eder gibi ‘Ali İsmail tabir edilen zat’ diye konuşmazlar, en azından pişmanlıklarını gösterebilecek ve mahkeme salonunda bulunan aileyi rencide etmeyecek başka bir tanımlama yapabilirlerdi, diye düşünürüm.

Bu canileri izleyince, çocukluğumdan bu yana hiçbirisine saygıda kusur etmediğim, benden yaşça çok küçük olanlarına bile ‘devletimin koruyucusu’ gözü ile baktığım polis teşkilatımızın saygınlığı adına da üzülmedim değil.  Nice saygın ve düşünceli, vatandaşlarına yardımcı olmak için çırpınan vefakâr polislerle bu canileri aynı forma altında görmek beni incitti.  Umarım ve dilerim, ister devletin yanında olanlar, isterse son günün moda söylemi ile paralel devlete kendisini ait hisseden polislerimiz, artık kendilerine çeki düzen vererek, bizler ne yapıyoruz sorusu ile yüzleşirler. 

Sevgili polis kardeşlerimin bilmesini isterim ki; vatandaşın can ve mal güvenliğini korumaya ‘evet’ derken, vatandaşın canını almaya niyetlenen aranızdaki ruh hastalarına ‘hayır’ demeyi unutmamanız gereken günleri yaşar olduk!  Alacağınız can belki bizimdir, ama yitireceğiniz meslek onuru da sizindir!

Toplumun Anatomisi !..

Kişisel inanışım olarak toplumu kast düzeni gibi sınıflandırmayı sevmem.  Daha doğrusu içime sindiremem böyle bir ayrımcılığı!

Ancak beğensem de beğenmesem de, toplumun gerek ekonomik ve gerekse sosyal çarkları çalışıyor ve bizleri bir sınıflandırmaya sürüklüyor.

Bu çarklar; toplum kesimini üçe ayırıyor kendi ölçütleri uyarınca: üst, orta ve alt sınıflar diyerek.

Üst sınıf tanımı ile ağababalarını anlıyoruz.  Güçlü finans ve şirket sahipleri, kısaca para musluğunun başında oturanları ve de siyaseten sözü geçen kanat önderlerini yani liderleri.

Orta sınıf; askerlik yapan, üst grubun işyerlerinde çalışarak piyasa koşullarına göre alabildiği üç kuruşluk maaşından doğrudan veya dolaysız yollarla vergisini ödeyen, umudunu birkaç kuruşluk birikimine ve özellikle emekli ikramiyesine bağlamış olanlardır.  Ki, bunların önemli kesimi beyaz yakalılar diye bilinen okumuşlardır.

Alt grup demekten kastımız; bulabildiği her işte çalışmaya gönüllü olan ve çoklukla günlük yaşamak zorunda olanlardır.  Ki, bunların hayali olan bir şekilde imrendikleri ve öykündükleri orta sınıfa atlayabilmek umudu ile yaşarlar.  Ayrıca da üst sınıfların ve özellikle de siyasetçilerin gözdesidirler, çünkü sandığa kolayca ve siyasetçinin istediği gibi yönlendirilebilirler.

Toplumu yöneten ve yönlendiren her daim üst sınıf olmuştur.  Siyaset erbaplarını da kendi kararları doğrultusunda seçerler ve toplumun beklentisi adı altında arzuladıkları yasaları çıkartmak için yönlendirirler.  Siyasetçinin işini bileni de bu arada kendisini üst sınıfın has adamı yapabilmek konusunda ayrıca çalışır, bir kısmı da köşe olurlar.

Yönetimin hemen her kademesi, bürokrasi ve medya üst sınıfa hizmet verir.  Bu sınırsız olanakları elde etmenin yolu da orta sınıfı demokrasi getireceğiz diye aldatmak yanında, alt sınıf insanları da gıda paketleri aracılığı ile azıcık doyurmaktan geçer.  Kalorisi düşük, kükürdü bol ucuz kömür yardımı da bir bonus sayılır.

Üst sınıf grubu, kendileri çok iyi eğitim görmüş olmakla birlikte, orta sınıfın belirli işleri yapabilecek kadar eğitim almasından yanadır.  Fabrikaların makinelerini çalıştırmaları, büroların muhasebe kayıtlarını ve istatistikleri tutmaları nerede ise yeterli sayılır.

Alt grubun öğretimi ve eğitimi ise komşulara ayıp olmasın diye yaptırılan bir program uyarınca yürütülür.  Amaç bellidir; sorun çıkarmayan, araştırmayan, sorgulamayan, üst sınıfın lütfettiği sadakalara duaları ile şükretmeyi bilerek, biat kültürünü benimsemiş bir ümmet kulu kalmayı içine sindirenleri okur-yazar yapabilmek kararı ile sınırlıdır.

Bu düzen yüzyıllar boyu böyle işlemiştir ve korkarım bizim gibi Don Kişot ruhluların bağrışmasına rağmen böyle de gidecek görünmektedir.

Konuyu kolay anlatabilmiş olmak için konumuza ışık tutacak bir fıkra ile sürdürelim istiyorum yazımızı.  Bir dostun anlattığını sizlere yansıtıyorum şimdi;

   “Bak evlat” dedi. “Sana bir öykü anlatacağım, iyi dinle ve yine anlamazsan o zaman başka türlü açıklarım.”

Anlattı: “Adamın biri geneleve (hâşâ huzurdan) gitmiş, bir kadını beğenmiş, kadının odasına çıkmışlar, adam kadına sormuş:  Ücretiniz ne kadar?”

Kadın: ‘yüz lira’ demiş…

‘Sana ücretinin iki katını verip, işimiz bitince de bir güzel dövsem demiş’

Kadın; ‘Sen deli misin?’ demiş…

Adam: ‘Hayır,  ama üç katını vereyim’ demiş…

Bu tartışma yüz katına kadar arttırılarak sürmüş…

Kadın yüz katını duyunca düşünmeye başlamış… İyi para diyerek, gene de sormuş;

‘Peki; kabul edersem beni ne kadar ve nasıl döveceksin?’ demiş…

Adam: ‘ VERDİĞİM PARAYI GERİ ALANA DEK’ demiş

Evet değerli okurlarım, günümüzde de kavganın temelinde yatan budur!  Aksi halde hem kendilerinin ve hem de çocuklarının yolsuzlukları ayyuka çıkmış üst sınıftan ünlü siyasetçiler, “Biz masumuz, bunların tek sorumlusu GEZİ olayıdır!” diyerek seçmen karşısına yeniden çıkmazlardı.  Bellidir ki, orta ve alt sınıftan halen alacaklarını yeterince tahsil edemedikleri için meydanlara çıkarak gerdan kırmaktadırlar.   Kafalarına koydukları kendi bedellerini bizlerden geri almadan da ortadan çekilmeyeceklerdir!..

Kıssadan hisse (Ömer Hayyam):

Cellâdına âşık olmuşsa bir millet

İster ezan ister çan dinlet

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet

Müstahaktır ona her türlü zillet!

                                                                                                                                    Erdal Akalın



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>