YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR, BİRİSİ Mİ ÖLDÜ?
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 30/12/2013 | Saat: 11:54

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal ve pireler hamal iken ve AK-ŞAKA ninesinin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, uzak bir diyar da büyük bir devlet varmış.

Bu devlet, kendi halinde yaşar gidermiş.  Gerçi, geçim dertleri de hiç bitmez, halkın çoğu güneşle uyanır çalışmaya başlar, karanlık çökünceye kadar ancak karınlarını doyuracak bir kazançla hanelerine dönerlermiş.

Oldukça verimli doğal kaynakları varmış, var olmasına da, yönetimi ele geçirenler bunları yabancılara işlettirir ve halklarına bir dirhem bile koklatmazlarmış.

Tüm bu yaşam dertlerine karşın, o ülkenin halkı devletine saygılı ve itaatkârmış!

Üstelik bu ülkenin halkı törelere de hürmetkâr olup, ölenle ölecek şekilde de birbirine bağlı insancıklarmış.

O adını anımsamadığımız ülkenin bir de uzun yıllar boyu süre gelen iletişim yöntemi varmış. Bu iletişim aracı, meydana dikili bir kulenin üzerinde ki devasa çanlar imiş.  Çanların sesi, ülkenin her köşesinden duyulacak kadar güçlü ve yankısı da uzaklara varacak kadar uzun süren, özel yapım çanlar imiş!

Bu çanlar, bir kez çalınca, halktan birisinin öldüğünü bildirirmiş.

Bu çanlar, iki kez çalınca, ülke eşrafından birisinin öldüğüne işaretmiş.

Bu çanlar, üç kez çalınca, devletin üst düzey bir yöneticisi öldü demekmiş.

Bu çanlar, eğer dört kez çalarsa, devletin başı, yani kral öldü anlamına gelirmiş.

Ülkenin sakin insanları da çan seslerine dikkat ederek kimin öldüğünü anlarlar ve hep birlikte meydana toplanarak ölen kişiyi uygun bir törenle uğurlarlarmış!

Günlerden bir gün, halkın çok sevdiği ve saydığı, doğruluktan asla şaşmamış, ülke aydını bir kişi muhafızlar tarafından sabahın köründe evinden alınarak mahkeme kurulan meydana getirilmiş.  Tabii bundan haberdar olan ülke halkı da arkasında!

Yargıç, sevilen ve sayılan, doğruluğundan ve vatanseverliğinden hiç kimsenin kuşku duymadığı sanığa, ne ile suçlandığını söylemiş.

Sevilen o kişiye isnat edilen suç, yönetime ve krala yönetsel yanlışlarını açık sözlülükle söylemek yani yönetime karşı güya itaatsizlik ve muhalefet etmek imiş.

Bu suçlamayı duyanlar önce şaşırmışlar ve sonra da “Bu işte bir yanlışlık var.  Yargıç nasılsa gerçeği ortaya çıkarır ve aydın yurttaşımızı serbest bırakır!” diye söyleşmişler.

Yargıç, sanık durumunda olan kişiye sormuş; “Bir diyeceğin var mı?”.

Sanık köşesinde duran kişi ise masum olduğunun bilinci ve vakarı içinde, mahkeme tarafından da aklanacağından emin olduğu için tek sözcükle yanıtlamış yargıcı; “Hayır!”.

Yargıç kararını açıklamış; “Sanık suçlu bulunmuş ve cezasını çekmek üzere zindana gönderilmesine karar verilmiştir!”.

Yargılamayı izleyenler şaşkınlık geçirmiş ve itirazları uğultular şeklinde yayılmış.  Ama töreye olduğu kadar yasalara da saygılı olduklarından bir eyleme girişmeden biraz söylenerek meydanı boşaltmaya başlamışlar.  Aralarında da konuşuyor, yargıcın yönetime ve özellikle de krala yakın olduğu için bu haksızlığa aracı olduğunu birbirlerine anlatıyorlarmış.

Derken…

Evet, derken çan bir kez çalmış.  Meydanı henüz terk edenler acaba aramızdan kim vefat etti diye geriye dönmeye başlamışlar.

Çan iki kez çalınca, eşraftan birisi öldü herhalde diye adımlarını hızlandırmışlar.

Çan üç kez çalınca, karar vermişler töreye göre bir devlet adamı ölmüştür diyerek.

Çan dört kez çalınca da bunun kralın öldüğüne işaret olduğunu hepsi biliyormuş zaten.

Çan beşinci kez çalınca hepsi birden şaşırmışlar.  Zira törelerinde çanın en fazla dört kez çalınacağı, bunun da kralın ölümü üzerine olacağını biliyorlarmış. 

Ama beş kez çalınan çan, acaba ne anlama geliyor diye meydana dolarak, çanların olduğu kulenin etrafına kümelenmişler.

İçlerinden birisi, çanları çalan kişiye bakınca tanımış ve bağırmış; “Bu bizim yaşlı bilge!”

Sonra hep birlikte sormuşlar yaşlı bilgeye; “Kim öldü ki, bu kez çanları beş kez çaldırdın?   Kraldan daha büyük kim var ki, beş kez çaldın?”

Yaşlı bilge, çan kulesinden seslenmiş aşağıya, halka doğru; “Adalet ve hukuk öldü!”.

Madem lümden bahseder olduk bir de ölmeden önce yapılacakları sıralayalım!..

Avusturya kökenli Bronnie Ware, İngiltere de yaşayan bir hemşiredir.  Mesleği gereği, sekiz yıl boyunca hastalıklarından dolayı ölüm yatağında olan değişik hastaların yaşamlarının son günlerine refakat etmiştir.

Bn. Ware, bu dönemler içerisinde birçok hastası ile içtenlikle sohbet edebilmek ve kendisi ile paylaştıkları duygularını öğrenebilmek şansına sahip olmuştur.  Kişisel izlenimleri, ölüm yatağında olan bu hastaların genellikle yaşamları boyunca yaşadıkları hayatlarında kişisel yanlışlarından ötürü pişmanlık duygularının ağır bastığı şeklinde olmuştur.

Bronnie Ware, bu anıları bir kitap halinde yayınlayarak, halen yaşamakta olan bizlere bir tür öğüt vermek istemiştir; “Ölmek Üzere Olanların Son Pişmanlığı (The Five Regrets of Dying).”

AK-ŞAKA olarak, önemli bir hayat bilgisi sayılacak bu son pişmanlıkları sizlerle paylaşmak istedik. Bronnie Ware’in kendi yorumları ile öne çıkan ilk beş pişmanlığı size sunuyoruz;

1. “Keşke kendi hayatımı yaşama cesaretini gösterebilseydim”;

“Hayatının noktalanmak üzere olduğunu anlayan insanın, birçok hayalinin gerçekleşmediğini görmesi kolaylaşıyor. Benim refakat ettiğim, ölmek üzere olan hastaların çoğu, hayallerinin yarısını bile gerçekleştirememişti ve hepsi bunun en büyük sorumlusunun kendisi olduğunun farkında olarak hayata veda etti. Çünkü her biri çeşitli nedenlerden ötürü, kendi istedikleri hayatı yaşayacakları yerde başkalarının onlardan beklediği hayatı yaşamıştı.”

2. “Keşke o kadar çok çalışmasaydım”;

“Ölümüne refakat ettiğim bütün erkek hastalarımın pişman olduğu ortak bir şey vardı. Hepsi evlatlarının çocukluk dönemini kaçırdıkları ve karısına daha fazla zaman ayıramadığı için pişmanlık duyuyordu. Gerçi kadınlar da aynı pişmanlığı dile getiriyordu ama çoğu ileri yaşlarda olduğu için, bu kadınların çok azı hayatı boyunca tam mesaili bir işte çalışmıştı. Ama erkekler istisnasız, iş dünyasının tekdüzeliği içinde o kadar çok zaman geçirdiği için pişmandı.”

3. “Keşke duygularımı açıklama cesareti gösterebilseydim”;

“İlgilendiğim birçok kişi, hayatı boyunca durup dururken ‘ortamın ahengini bozmamak’ adına duygularını bastırmış. O nedenle de ortalama bir mutluluk yakalayabilmişler ama hiçbir zaman olmak istedikleri kişi olamamışlardı. Ve bence yakalandıkları birçok hastalığa da işte bu hayata küskünlük ve memnuniyetsizlik sebebiyet vermişti.”

4. ”Keşke arkadaşlarımla daha fazla görüşseydim”;

“Hastalarımın büyük bir kısmı, hayatlarının son haftasında sahip oldukları arkadaşlıkların ne kadar değerli olduğunu anladılar. Ama hemen hepsinin hayatı o kadar yoğun bir tempo ile geçmişti ki arkadaşlarını yıllar boyunca ihmal etmiş ve çoğu ile iletişimi kaybetmişlerdi. Ve maalesef birçoğuna, hayatına nokta koymadan önce eski arkadaşlarına ulaşmak ve onları bir kez daha görmek kısmet olmadı. Tecrübelerime dayanarak şunu kesinlikle söyleyebilirim: Ölmek üzere olan her insan, eski arkadaşlarını özlüyor.”

5. “Keşke daha mutlu olmama izin verseydim”;

“Birçok insan hayatının son evresinde aslında ‘mutluluğun kişisel bir tercih olduğunun farkına varıyor. Oysa insanlar hayatları boyunca mutluluğu keşfetmek yerine, eski alışkanlık ve kalıpları devam ettirerek yaşıyor. Değişim korkusu insanları kendi kendilerini aldatmaya kadar götürüyor ve birçok kişi, sürdürdüğü hayattan mutlu olduğuna hem çevresini hem de kendini inandırıyor. Hem de içlerinde bir yerlerde, bütün kalbiyle gülmek ve yeniden hayattan tat almak için büyük bir özlem duymalarına rağmen.”

Bronnie Ware, her ne kadar bizlere yaşamımız sürerken özeleştiriler yaparak hayatımızı yeniden düzenlememiz ve son pişmanlıklardan arınmamız için yol gösteriyor olsa da, korkarım büyük çoğunluğumuz bu öğütleri kulak arkasına atacağız! 

Hatta; yolsuzluklarla geçirilen yaşamı konusunda kendilerinden savunma istenen bazı yüzsüzler ise, “Ben, hesabımı Mahkeme-i Kübra’da veririm!” pişkinliğini takınarak bu öğütlerle alay edeceklerdir.  Örneğini yakın tarihimizde çok gördüğümüz gibi!

AK-ŞAKA olarak, ozan Nevzat Çelik’in bir şiiri ile tamamlamak istiyoruz bu öğütleri;

Hoş Geldin Ölüm

Hoş geldin ölüm / Buyur otur / Saklımız kalmadı / Dök eteğindeki taşları.

Ben bir rüzgârım / Özgürlük rüzgârı / Bir yürekten bir yüreğe / Taşırım umutları.

Ben bir dağ seliyim / Yıkarım duvarları / Yükselir kentten / Çorba kokuları.

Ben bir denizim / Hırçın dalgalı / Ölüm nedir bilmeden / Döverim kıyıları.

Bütün dostlar uyanık / Şafağı karşılıyor / Yan hücre kapısı çalınıyor / Kalk gidelim, sıradakini bekletmeyelim!

 

 

 



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>