YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER!
Yazar: FATİH ÖZGÜR | Tarih: 27/08/2013 | Saat: 17:19

Maalesef gerçek o ki İslam Ülkeleri 21. yüzyılda hala mezhep esaslı bir guruplaşma içindeler; Mezhep ayrılıkları ekseninde birbiriyle mesafeli hatta örtülü ya da açık, savaşıyorlar.Bu ise bu çağda dahi Onların emperyalist sömürüye maruz olmakta devam etmeleri sonucuna yol açıyor.

Yine bir başka üzücü gerçek, bugün uluslar arası düzeyde kabul gören yaygın söylem: “İslam âleminde 1.5 devlet vardır. Tam devlet olanı Türkiye, yarım olanı da İran”…

Bu fotoğrafı tamamlamak üzere 1) Laiklik olmadan İslam ülkelerinde demokratik yaşama geçilemediği/geçilse de uzun ömürlü olmadığı, 2) Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyetini Laik ve Demokratik bir esasta kurarak hem insanlığa hem İslam’a büyük hizmet ettiğini mutlaka eklemek gerekir.

Üzerinde bulunduğumuz coğrafyada olsun, her hangi bir başka coğrafyada olsun, aklı başında hiçbir ülke komşusuna terör ihraç etmez, etmemelidir.Çünkü meşhur söz: “Çalma el kapısını el ile, çalarlar senin de kapını el ile”

Ancak ne var ki AKP Hükümetianlaşılmaz bir şekilde Suriye’de muhalefetin başkaldırışını “İç Savaş” boyutuna taşımak istedi; Bu konuda yanında yer aldığı ise, çok acı, “El Kaide” uzantısı “El Nusra” örgütü oldu;

Bu tavrın gerekçesi, işin aslı kadar acı: “Nusayri (Arap Alevisi Esad rejimine karşı) Sünni Dayanışması içinde olmak”

Aslında AKP iktidarının sırf bu tavrı dahi, unutmayın, ileride demokratik hukuk çerçevesinde mutlaka sorgulanacak, hesabı sorulacaktır.

Bugün dünyada yaygın kabule göre Türkiye -Afganistan’da savaştığı terör örgütü El Kaide uzantısı- El Nusra’ya, Suriye için silah ve mühimmat yollanmasında, lojistik destekte baş rol oynuyor, en azından göz yumuyor.

Meşhur sözdür, sel gider kum kalır derler, Ortadoğu’da, komşuluk konumumuz bir gerçek olan Suriye ile bizi birbirimize düşürenler, gün gelecek, çekip gidecekler;

Ancak “Yolcu” olamayan iki halk yan yana yaşamak zorunda, yine yüz yüze bakılacak;

İşte o zaman, şimdiki yanlışların etkisinin gelecek nesilleri birbirine düşman etmemesini bugünden düşünebilmektir, devlet adamlığı!

Hiç inkâra, tevile gerek yok; Türkiye’de de, Suriye’de de Nusayri de var, Sunni Arap ta; Sünni ve Alevisiyle Türkmenler, her iki ülkeye yayılmışlar; Keza her iki ülkenin de zenginliklerindendir Kürtler.
Akıl, iz’an ve insaf
, her iki devletin sorumlularına da, halklarına –hangi etnik kökten gelirlerse gelsinler, hangi dinin hangi mezhebine mensup olurlarsa olsunlar- eşit ve adil davranmayı emreder. Aksi insanlığa ihanettir.

Ama bakın, bölgeye, ülkeye ait birkaç haber başlığını birlikte okuyalım da durumu, söylediklerimiz ışığında bir değerlendirin lütfen.

İlk başlık İngiliz REUTERS’den bir habere ait: “Hatay üzerinden, son 24 saat içinde Suriye'ye 400 ton silah gönderildi. Reuters'a konuşan "muhalif" kaynaklar, Suriyeli çetelere bugüne kadar tek seferde yapılan en büyük silah sevkiyatının Türkiye üzerinden ülkeye hareket ettiğini kaydetti. Türkiye'de ameliyat olduğu belirtilen Muhammed Salam isimli bir muhalif Reuters’a yaptığı açıklamada, Hatay’dan gelen silah dolu 20 römorkun Suriye'nin kuzeyindeki karargâhlara dağıtıldığını söyledi.”

İkinci haber başlığı ise şu: “Suriye'de katliamlar durmuyor. Son olarak El Kaide'ye bağlı "Irak ve Şam İslam Devleti" (ISIS) isimli örgüt, otoyolda durdurdukları sivil kamyon şoförlerini öldürdüler. Yol kontrolü yapan silahlı militanlar, durdurdukları şoförlere "Sünni misin yoksa Alevi mi? (Nusayri mi)" diye soru soruyor. Şoförler "Sünniyim" diye cevap verince bu kez ayet-hadis okutup İslami terimleri soruyorlar. Daha sonra da Alevi olduklarını öğrendikleri ve savaşla hiçbir alakası olmayan sivil şoförleri orada öldürüyorlar.”

Üçüncü haber başlığı ise şöyle: “CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu’nun Kırıklar Buca F1 ve F2 Nolu Cezaevi ziyaretine ilişkin raporunda, Her 3 Gezi tutuklusundan birinin Dersim doğumlu ya da kökenli olduğu; Tutuklu her iki kişiden birinin ise Alevi olduğu kaydedilmiştir.” Denilmektedir şeklinde…

Bu üç haberi birlikte değerlendirdiğimizde görülen acı gerçek: 21. Yüzyılın başında Türkiye Cumhuriyetinde iktidar olan zihniyetin “Mezhepçi” yaklaşımıdır.

Gerçekten de bugün İktidarın, en azından, İslam aleminin yüzlerce yıllık kavgalı halinin baş sorumlusu “Mezhep Kavgasının” esiri” hatta “Körükleyicisi” görünümünden kurtulamadığı; bu görüntüyü izale için hiçbir şey yapmadığı gibi, Tayyip beyin iktidarını konsolide etmek için, tahkim amacıyla toplumda mevcut olanlara ek, mezhepler arası guruplaşmalara yol açmaktan fütur etmediği, bu görüntü ve algıdan hiç gocunmadığı, iç acıtan gerçektir..

Sayın Başbakan Taksim Gezi Direnişi şehitlerine bir “Allah rahmet eylesin”i çok gördü; Ancak Mısır’da ölenler için TV’de ağlamayı marifet saydı. Böylece sergilediği “Çifte Standartçı” yüzünün her türlü ayrılığı hoş görerek, asırlardır bir arada yaşamış Türk Halkının yüreğini incittiğini idrak edememekte…

Daha da üzücüsü, “Mezhepçi bir dış politika” yoluyla bölgedeki husumet birikimine olumsuz katkının Türkiye imajına menfi tesirini önemsememekle, tarihe nasıl geçeceğinin idrakinde olmamakla ciddi endişelere yol açmaktadır.

Bilinmeli ki Türkiye, her konuda çok renkli, farklılıkları bir zenginlik olarak bünyesinde barındıran ancak bunları Atatürk İlke ve Türk Devrimlerinin belki de en önemlisi “Laiklik” sayesinde bir “Ebru” gibi birbiriyle kaynaşma yoluyla sindirmeyi başarmış bir yüce Ulustur.

Kimsenin siyasal çıkarlar uğruna Milletin huzurunda asırlar sürecek derin yarıklar açacak tahribata, başbakan dahi olsa hakkı yoktur, olamaz.

Öte yandan bu politika asla akıl, basiret, uzak görüş ve engin öngörü gerektiren devlet adamlığı nitelikleri sahiplerinin sergileyeceği türden değildir.

Bütün bunların birlikte değerlendirilmesi suretiyle, fani olmanın idrakinde baki olan kurumlara, başta Millet ve Devlet olmak üzere, daha fazla tahribat vermemek için en azından başı iki elin arasına alıp düşünmek, aklın gereğidir.

Umar ve dileriz, ataların “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” atasözünü anımsatan ve doğrulayan olumsuzluklar, daha fazla devam etmez; Zararın neresinden dönülse kârdır anlayışı, bu kez olsun, AKP iktidarında makes bulur…



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(ekspres gazetesi 27.08)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>