YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Danıştay’ın “Türbanlı Avukat” kararı ışığında
Yazar: FATİH ÖZGÜR | Tarih: 04/02/2013 | Saat: 21:01

Danıştay, Avukatların duruşmalardaki kılık kıyafetleri hakkında Barolar Birliğinin düzenlemesini iptal ederken ilginç ve düşündürücü hususları bir kez daha ortaya çıkardı.

Danıştay’ın, kadın avukatların “Türban” ile duruşmalara girebilmesine olanak tanıyan kararında gerekçe, özetle “avukatlar hizmet olarak kamu görevi yapıyor, ama avukatlık serbest meslek” şeklinde, böyle anlaşılıyor.

Danıştay’ın bu gerekçesi yeterince düşündürücü; Çünkü demek ki “serbest meslek” sayılmayan, yani “devlet memuru” statüsünde görev yapan bir kişi için, “kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin kılık ve kıyafetine dair yönetmelik” görev esnasında türbana izin vermiyor! Üstelik bu yönetmelik Bakanlar Kurulunca 16.7.1982 tarihinde kabul edilmiş; Yani tam bir “1980 darbesi” ürünü; Yani “vesayetçi” bir düzenleme!

Evet, çıplak gerçek budur; Memurların kamu görevinde giyim kuşamlarını düzenleyen ve 1982 doğumlu “kılık kıyafet yönetmeliği” kadınların başlarının açık olmasını emreder. AKP iktidarı 10 yılda pek çok şeyi değiştirirken bu hususta hiçbir adım atmamıştır. Bütün yaptığı, YÖK ve O’nun atadığı Rektörler eliyle öğrencilere, yasal düzenlemenin gereğini yapmayarak izin vermek. Yönetimlerindeki kamu kurum ve kuruluşlarında memurların yönetmeliği delmesine göz yummak, hiç başka şey değil!

Acaba gerçekten adil ve objektif bir anlayış egemen olsa, bu ihlalleri yapan sorumluların hali nice olurdu, olmalıydı? Danıştay, Mahkemelerde, yani “kamusal alanda” ve apaçık bir “kamusal görev” yaparken, kadın avukatlara “avukatlık serbest meslektir” yorumuyla izin verilmiştir.

İşte bizim öteden beri anlayamadığımız ve kabul etmediğimiz bu ilginç tutumdur, tavırdır, daha doğrusu açıkça “Türban kamuda serbesttir” diye bir yasal düzenleme yapılmamasıdır. Kimseyi samimiyet testine tabi tutmaya niyetimiz yok; ancak, şimdi çıkarmış olsalar dahi, başında yola “Milli Görüş Gömleği” ile çıkanlara “takiyeci” denildiğinde havalara hoplayanlar, yaptıklarıyla “takiyeciliği” kabul etmiş olmuyorlar mı?

Öte yandan, hem yönetmeliği değiştirmeyip ancak uygulanmamasına göz yumanlar; yürürlükteki bir yasal düzenlemenin delinmesine seyirci kalmaktan da öte, teşvikçi olanlar, aslında devleti tahrip etmekteler. Ama daha acısı, bunu dahi anlamamalarıdır. Bugün siz, yarın bir başkası iktidar koltuğunda oturabilir. Demokrat olan bir iktidarın seçim kaybetme olasılığını kabul etmemesi düşünülebilir mi? Elbette hayır. O halde, ebediyen baki olamayacak bir iktidar koltuğunda, görev yaparken uygun olan, ebedi olan devlet düzenini, saygınlığını korumak yerine tahrip etmenin âlemi ne?

Bizce üzerinde durulması gereken, beğenmediği yasalarını, yönetmeliklerini şıpın işi değiştirmekte hiç zorlanmayanların “Türban” söz konusu olunca takındıkları tavır; yoksa türbanın kendisi, türbanlılar değil meselemiz! Türbanı yasaklayan mevzuata dokunmadan, ancak sürekli bu konuda hassas ve samimi insanları istismar etmeyi tercih etmek, dini siyasete alet ederek hayatiyetini sürdürme anlayışının suçüstü yakalanmasıdır.

Danıştay’ın “Kadın Avukatlara Türban serbestîsi getiren” kararı da ne yazık, kuvvetler ayrılığı düzeninde fiilen kuvvetler birliği anlayışının uygulanmakta olduğunu bir kez daha tescil etmiş; Yargı bağımsızlığının, yüksek yargıya kitlesel tayinlerle ne ölçüde etkilendiğini söyleyenlere de dikkatle kulak verilmek gerektiğini de ortaya koymuştur. Ancak asıl üzücü olan, bağımsız yargının herkese lazım olduğu gerçeğini unutan bir anlayışın egemenliğidir.

Dileriz “taç giyen baş akıllanır” özdeyişini doğrulayan bir uygulamaya tanık olur; Kim ne için atamış olsa da, belli yüksek postlara gelenlerin, o mevkie gelişlerinden sonra, kendilerini getirene değil tüm topluma ve öncelikle hukukun üstünlüğüne önem verdikleri bir gelişimi de yaşayarak, seviniriz.

Zira bir hukuk devletinde en çok sevindirici olan, hukukun üstünlüğünün somut örneklerle sürekli yaşanarak hissedilmesi; O meşhur anekdottaki gibi, fakir Alman köylüsünü, hakkını gasp etmeye yeltenen imparatora “unutma ki Berlin de hâkimler var” dedirten güvencenin, bizim insanlarımızda da yaşam bulmasıdır…



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(ekspres gazetesi 1.2.2013)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>