YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







DUYARLI YURTTAŞ

BİR HAFTALIK SİLİFKE KÜLTÜR HAFTASI İZLENİMLERİM
Yazar: MEHMET ALİ SULUTAŞ | Tarih: 30/05/2012 | Saat: 21:52

BİR HAFTALIK SİLİFKE KÜLTÜR HAFTASI İZLENİMLERİM /

M. Ali Sulutaş 27.5.12

17 Mayıs Perşembe: Erdemli’de aradığım hısımları bulamadım. Lamas çayından gelen içme suyu doldurdum dört damacanaya, dostlara vermek için. Giysi ve plastik kap doldurduğum torbalardan bıraktım yol boyunca, işine yarayan alıp götürsün diye. Fotoğraf makinemi ve mayomu yanıma almayı akıl etmemişim. Oysa yolda fotoğraf çeker, denize girerdim…

Silifke’de Halk Kitabevi’ne, Yaşar ve Songül Öztürk’e vardım. Kızları Ada  ile ana ve babasına hediyelerimi verdim. Yaşar’ın, Songül’ün ve Ada’nın arkadaşlarıyla söyleştim. Ada verdiğim hediyelere sevindi ve teşekkür etti. Şair-yazar-ressam Eflatun Yüzbaşıoğlu ve MEÜ Silifke YO öğretim üyesi tarihçi-yazar Ayhan Yalçın ile kısa söyleşi yaptık. Ayhan Yalçın’ın “Geç Devir Osmanlı Silifkesi (1860-1904)” adlı kitabında, “Silifke, 19. yy ortalarından 20. yy başlarına doğru, köy tipi yerleşimden özellikle ticaretleşen tarım ile Tanzimat idare yönteminin etkilerinden dolayı kentleşen ve imar gören bir yerleşime dönüşmüştür…” denilmektedir.

Ocak 2004 basımı kitap, o zamanki Silifke Kaymakamı Sefa Çetin, İLKSÖZ yazısında, Atatürk sözüne yer vermiş: “Tarihî hatıraları korumak ve yaşatmakla ancak Türk Milleti’nin geleceğine güvenle bakabiliriz…” O zamanki Taşucu Belediye Başkanı Emin Güleç SUNU’da demiş: “Taşımalı kültür hizmetiyle kentimize getirtemediğimiz kültür ve sanat bilgilerine halkın ulaşmasını sağlayan Taşucu Belediyesi ‘Yerel Tarih Çalışması’na destek olmaktadır.” Kitap, Taşucu Belediyesi Yayınları arasında sunulmuş bir Silifke tarihi araştırmasıdır…

18 Mayıs Cuma: Emekli Astsubay Necati Takan’ın kızının (TRT Çukurova Radyosu’ndan Sultan Doğru’nun eşinin) cenazesini kaldırıp, yakın tanıdıkların kabirlerini de ziyaret ettik. Orada gördüğüm Özcan Özütok’a, kitap dosyama babasını yazmasını istedim. Belediye Başkanını ve Mezarlık Müdürünü ziyaret edip, bilgi verdim, haberleri yokmuş, yakınlatrına telefon ettiler. . Silifke’de 3-5 tane lise olmuş. Sekiz-on yıl önce kıvılcımını Bahattin Erim’in çaktığı Silifke Ticaret Lisesi’nden sonra, iki yıl önce de Silifke Öğretmen Lisesi açılmış ve “KIRK SU” adlı bir eğitim, kültür, sanat ve edebiyat dergisi çıkarmaya başlamışlar, bana da, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 50. ölüm yılı anısına yayınlanan, 2. yıl, 2. sayısı ulaştı, “Eğer yolun uğrarsa, Taşeli diyarına / Toroslar’da bir şehir, seni basar bağrına; / İnsanoğlu fanidir, kalamaz pek yarına / Kardeşim gün kaybetme, gel; gel ki sana / Bir huzur bahşedecek / Diyarı güzel Silifke” diyor, köprülü yayıkIı keklikli Silifke Kalesi fotoğrafı üzerinde, kapakta. Bunu değerlendireceğim...

Mimarı olduğum Kardeş Kent Hassloch’a yıllar önce birlikte gidip geldiğimiz kuyumcu, İl Genel Meclisi Üyesi (eşi Kürt Tefik torunu olan) Yahya Yılmaz’a uğrayıp Cabbar’ın telefon numarasını aldım, Kürt Te(v)fik Sungur yazısını tamamlamalıyım. Orada bulunan Mara muhtarıyla tanıştım. Oradan doğru Müzeler Haftası nedeniyle düzenlenen tören ve etkinlik için Silifke Müzesi’ne gittim. Bahattin Erim’i Sergi Sarayı’ndan alıp eve geldik. Akşam üzeri Adana’dan Bahattin Erim kızı Güzide ve eşi tiyatro sanatçısı Raif Hikmet Çam ile Emin Erim geldiler, tanışıp söyleştik.

19 Mayıs Cumartesi: (Kaymakam Evi, Belediye Hizmet Binası, Özcan Seyhan Kültür Evi, Yüksek Okul, Kültür-Sanat Evi, Çoksesli Korolar Derneği gibi kuruluşlara mekân olan) Silifke Belediyesi Sergi Sarayı’nda Resim ve Yontu Sergisi açılışında (Kaybolan Silifke) Bahattin Erim, (Konuşan Silifke) Nazan Kundak, Em. Eğitimci-Ressam-Yazar Emine İlkkutlu İzdar, Göksu Vakfı, (Yontu) Ahmet Uçar gibi ressam ve yontucularla Silifkeli Foto Ozan, Kazakistan ve Kosova fotoğraf sergileri yer aldı. 39. Silifke Kültür Haftası etkinliklerinin ilkiydi bu açılış…

20 Mayıs Pazar: Bankacı Erkan, Erdemli’den gelip bize katıldı, gitti. Cenaze evinde yemekli duaya katıldım. Öğleden sonra Sait-Nesrin Sayım evine vardım, onlara bırakacaklarımı bıraktım; söyleşip dut, yeni dünya yedikten sonra kalktım. Güzide ve Raif Hikmet Çam Taşucu’na gidip gelmişler, Emin de Adana’ya dönmüş. Çocukluk arkadaşım Sami ölmüş, Seyfettin yaşıyormuş.

21 Mayıs Pazartesi: Konuk ev sahipleriyle kapsamlı kuşluk kahvaltı-yemeği yedikten ve biraz okuyup yazdıktan sonra öğlen saatlerinde çarşıya indim. Güzide’yi Hastane kavşağında bırakıp Halk Kitabevi’ne, Yaşar’a uğradım. Bucaklı Mahallesi’ne gidip Mustafa Abiyle söyleşerek babası Ali Külahi’yi yazdım defterime, “1940’lı Yıllara Tanıklığım” kitabıma almak üzere.

Okuduğum Bucaklı İlkokuluna uğradım, ama okul saat 8’de başlayıp 2:30’da tatil olurmuş. Oysa biz, 8’de başlar 4’e kadar ders yapardık, ama öğlen yemeğine gidip gelirdik, bir saat. Bir bayan Müdür Yardımcısı vardı ve soyadı Çamlık idi. Tanıdığım rahmetli Ahmet Çamlık’tan söz ettim, onun sülalesinden imiş; Mustafa Abiden söz ettim, tanıyor ve akrabalar. Az önce onunla birlikte olduğumu, bu okulda okuduğumu, ziyarete geldiğimi vs. söyledim, ama dikkatini çekemedim, o bilgisayar oyuncağında oynamaya devam etti. Önceki Müdürü sordum, yine ilgisini çekemedim. Elbette, bütün gün didinmiş, bilgisayarda belki önemli bilgi araştırıyordu, davetsiz bir misafirle ilgilenemezdi, ben de pat diye ortaya çıkmıştım; anlayışlı davranarak sıvıştım yanından…

Özlemini çektiğim çocukluk günletimi anımsayıp, Necla Abla’ya uğradım, ama ortalıkta yoktu. Şurası kumluktu, Cennet Hala’nın evi ve bahçesiydi, burası falanların evleriydi, Yıkık Değirmen suvatıydı, Veysel arkadaşım burada burgaça girdi, çıkmadı. Ceseti iki gün sonra iki km aşağıda bulunduydu. Kebenliler’in, Mevci Taylan’ın, Çalıklı Sami’nin evlerini anımsadım, ama bütün buraları dümdüz edilip yol ve park olmuş. Sanki mesafe kısalmış gibiydi. Sarıbeyoğlu evi durup durur kavşakta. Gazi Ağabeylerin, Yalçınların, Sami Göksu Müdür-Öğretmenimin evleri yıkıntı durumunda. Bozbeylerin evi değişikliğe uğramış. Yolun üst tarafında ise, Tekerek, Tangıt-Postacı Süleyman’ın evleri yıkılıp yeniden yapılmış gibi. TRT’ci rahmetli Basri Balcı ailesinin malikanesi eriyip sokak seviyesine inmiş. Veysel rahmetlinin babası (göçmen hancı emminin), bir zamanlar Belediye Başkanı olan Nuri Amcanın, Levent sülalesinin korunmuş evlerinin önünden geçip, Motorcu Naci’nin un öğüten motorunun sesini duyar gibi oldum.

Bocutoğlu’nun ve Kadifeli Hasan Emmi’nin evleri biraz yıkıntı, biraz yenilenmiş gibi göründü. Tenekeci Necip Ağa’nın, aynı bahçe içindeki eski ve yeni evleri duruyor; çocukları oturuyor, ama uğradığımda Sabahat, çocukları ve torunları yoktular. Geçit sokağın beri yanındaki, Silifke’nin ilk milletvekillerinden ve Silifke Belediye başkanlarından rahmetli Sami Arkan-Taliha Teyze evi onarılmış ve değişikliğe uğratılarak kullanılmakta. Bucaklı Mahallesi Muhtarlık odası da bu evin sokak girişinin yanına, duvar oyularak yapılmış,

Rahmetli Vecdi Levent Abi atalarına ait evin olduğu yerler hep yenilenmiş. Fazla oyalanmadan, Göksu Oteli’ne gidip akşamı beklemeye başladım. Orada Belediye Kültür Müdürü Lütfü Uğur ile söyleşmeye başladım: Silifke kitabım için amcası Sait Uğur’u yazmasını rica ettim, kabul etti. Bana anlattığı öyküleri de yazacağı yazıya eklemesini belirttim, ona da olur dedi. İnternette gezelerken Belediye Başkanı geldi, biraz da onunla söyleştik.

Silifke’yi hiç görmediği halde, üniversite eğitimi-öğretimi için gittiği Hollanda’da, Amsterdam’a 45 km uzakta (batıda) Silifke Yoğurdu, Ayranı, Peyniri üretimi yapan Yozgatlı şirket patronunu  görmeye gittiğimi, ama kendisinin Avrupa ülkelerinde pazarlama çalışmalarına çıktığından  sadece çalışanlarıyla vekilini gördüğümü anlatıp, ayranı içtikten sonra yanımda getirdiğim “Silifke Yayık Ayranı” karton kutusunu gösterdim. Ayrıca bu girişimci-yatırımcıya Silifke’de yer verilmesini ve Silifke süt ürünlerinin Silifke’de üretilmesi olasılığından söz ettim.

Barbarossa Anıtı, çevre düzenlemesi yapılacağı için henüz açılamıyor. Sorumlu Teyfik Kısacık’ın görünmediğinden de yakındı biraz. Oysa, öğünmek gibi olmasın, kendim dev reye girerek süreci hızlandırmıştım. (Sonra kendisinden öğrendim ki, ameliyat olmuş, gelememiş.)

Ressam Bahattin Erim’e telefon ederek onu çadırlarda yemeğe çağırdım, ama o sergi başında müşteri konuklarıyla ilgilendiğini söyleyerek gelemeyeceğini bildirdi. Biraz daha bekleyip kendi kendimi doyurdum, kızarmış balık ve keşkek-yahni yiyerek. Nasıl oldu da bira içmedim!?..

22 Mayıs Salı: Göksu Oteli’nde Kerim Parlatan ile karşılaştım. Birlikte Batırık Yarışması’na katıldık. Bir çanak batırık içtim, herkese ikram edilenden. Derken bir çanak da sol taraftan özel Kâmuran Akdumau getirdi; sözü vardı, gönendik. Bu ikram başkalarının da dikkatini çekmiş.

Bergama Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu yanında yurtdışından gelen Yakut diye anılan Saka Türkleri (7 davul+kemençe benzeri yaylı-telli çalgı+zil takımı+üflemeli boynuz), Ukrayna-Kırım, Kosova, Kuzey Oseta, Kazakistan, Karadağ, Bulgaristan toplulukları oyuna ve gösteriye doyurdular yüzlerce izleyeni, Kamusen Bahçesi’nde. Bulgar ekibi 38, Karadağ ekibi 36 kişi, toplam 350 dolayında halk dansları topluluğu oluşuvermiş bir Kültür Haftası etkinliğinde.

K. Osetya Ekibinde bir de bayan Konsolos var. Bir armağan sunumuna çağrılanlar arasındaydım: Belediye adına batırık yaparak birinci gelen ekibe kaşıklarını verdim, “Amanıııng! Bizim Aşşa da buradaymış!..” diyerek, Belediye danışma kayıt şefi Ayşe’yi ve arkadaşlarını kutladım...

Gece yarısına doğru açıklanan Türksoy- Belediyesi işbirliğiyle Türkçe konuşan ülkeler arası ses yarışmasına kalamadım, ama sonradan öğrendim ki, yeğenimin kızı Deniz Bursalı yarışmada birinci gelmiş. Yarışmaya katılacağı bilgisini almıştım. Kendisyle görüşmeye fırsat olmadı, ama armağan olarak son kitabımı imzalayıp bir hısıma bıraktım. Cep telefon numarası kayıtlı olan telefonum denize düştüğünden kendisi beni arayıncaya kadar konuşamayacağım ne yazık ki…

23 Mayıs Çarşamba: Gece uyuyamadım, erken de kalkıp altıya altı kala Göksu Irmağı’nın çağıltısını ve kuş seslerini dinlemeye gittim. Göksu Oteli yanındaki, yiyecek satılan çadırların bulunduğu “Ergenekon Parkı”nda Taş Köprü’ye kadar gelip geriye doğru yürüyüşe devam ettim. Yürüyüşe çıkan insanların yaklaşık %80’i kadındı.

Irmağın her iki yanı da çadır ve barakalarda “Kültür Haftası” etkinliklerine katkı sağlama amaçlı ve halka hizmet veren esnaflar yer tutmuşlar. Derya, Ergin, Gürsoy, Hyundai gibi firmalar araç satışı; Emniyet Müdürlüğü, Müftülük, Engelliler, Dersaneler, Silifke Üniversiteliler Derneği gibi kurum ve dernekler bilgilendirme amaçlı; Denizbank, Sürücü kursları gibi kuruluşlar hizmet ve belde belediyeleriyle özel lokantalar, çadırlarda tantuni, balık, keşkek-yahni, dondurma, çay, su  gibi yiyecek ve içecek satmaktalar. Ben de bu sabah çorbacıda sıcacık çorba içtim…

Kuşluk vakti Kerim Parlatan gelip beni Göksu Otel’den alarak Belediye Sergi Sarayı’na vardık. Orada Arslan Eyce ile buluştuk. Onu , başka iki arkadaş ile birlikte Kerim’in aracıyla izleyip Taşucu’na, Arslan Eyce’nin Amfora (Antik Küp) Müzesi’ne vardık. Arslan bize Müze’yi gösterdi, bilgiler verdi. Dördümüze de birer “Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi” kitabından armağan etti, sonra da yanı başındaki lokantanın açık terasında yemek ikram etti.

Kitap başlığındaki “AMPHORA” sözünü uygun bulmadım doğrusu Türkçe yazılan bir kitapta. Türkçede amfora veya anfora diye anılan sözcük yerine oysa, ‘çamçak, çapçak, (İt.) damacana, (Ar.) küp, toprak kap’ gibi Türkçe karşılıklar bulunmaktadır. Yenilerini bulmak varken yabancı dil ve kaynaklarındaki gibi amfora/anfora diye yazıp söylemeyi, hele yabancı dildeki gibi ‘amphora’ diye yazmayı hiç anlayamadım. İşte buna, yayılmacılara çanak tutmak denir. Üstüne üstlük bu kitabın yayın yönetmenliğini de Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaan Şenol yapmış ve sıfatını da “Editör” diye yazmış. Yetmemiş, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 11.1.2009’da “Sayın Aslan (Arslan) Eyce’nin …” diye imzalamış, bu da baş sayfaya konulmuş.

Saatlerce süren söyleşiden sonra kalktık. Tunç Bayer ve Necip Acar ile çevre ziyaretinden sonra Silifke’ye döndük Kerim Parlatan ile. Sonra da Celal-Hayriye Taşkıran, Sait-Nesrin Sayım, Yaşar-Songül Öztürk çiftlerini ziyaret ettikten sonra akşam saatlerinde Mersin’e döndüm…

Belirtmek isterim ki, Silifke İlçe Emniyet Müdürlüğü “Hırsızlık, Dolandırıcılık ve Yankesiciliğe Karşı Alınabilecek Önlemler” başlıklı bir kitapçık bastırmış, etkinliklerde dağıtmaktaydı.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>